“Dün akşam İtalyan kumandanı bana mektupla sulh kararını bildirdi. Muhtevasını bildiğim için çok üzüldüm. Gece de Harbiye Nazırından düşmanlığa son vermemi emreden ve bana Sultanın anlaşmayı imzaladığım bildiren bir telgraf geldi. Düşüncelerimi tahmin edersiniz. Kesin bir karar vermek için Şeydi Ahmed’in adamlarını bekliyordum, bugün geldiler. Karar verildi, bana bağlı kalacaklar ve böylece harp devam ediyor. Bugün Harbiye Nezareti’nden gelen çeşitli haberler durumu aydınlatıyor. Gazetelerden, hükümetin 2 bölgeyi tamamen kaybettiğini öğrenmişsinizdir bile. Bir an düşünün sevgili dostum, ne yaptığımızı bir düşünün! Kadınlarıyla ve çocuklarıyla bir yıl boyunca başarıyla savaşmış olan bu yiğit insanları düşmanın kollarına bırakıyoruz ve böylece terk ediyoruz işte ve onlara anavatanın yardıma geleceğine dair söz verip savaşmayı öğütleyen ben, şimdi tarif edilmez zorluklar içinde kalıyorum. Bu memleketi terk edecek durumda değilim ve memleketimin öbür yarısının bana ihtiyacı var. Neticede burada bağımsız bir devlet kuracağım. Balkan devletlerine gelince, onları ezeceğimiz konusundaki ümitlerimi kaybetmedim, nihayet organize olmak için bizi rahat bırakacaklar. Burada iyi çalıştık ama yeni iktidar partisi her şeyi ezdi, işte böylece utanç verici bir sulhu kabul ettik. Sırtımızda neticesi çok açık olmayan bir dizi harp var.” (Enver Paşa-22 Ekim 1912)