Gurbetçiler… Ah şu gurbetçiler
Birçoğu genellikle Anadolu’nun değişik yerlerinden özellikle Avrupa ülkelerine gelmişler. Kimileri oturum izni alarak, kimileri de bulunduğu ülkenin de vatandaşlığını da alarak çifte vatandaşlık hakkı elde etmiş emekçi vatandaşlarımız. Şimdilerde onlara gurbetçi deniliyor.
Yıllık izine geldiklerinde lüks araba ile gelirler. Alışveriş yaparak ülkemiz ekonomisine kısmi zamanlı da olsa bir hareketlilik getirirler.
Burada şu vurguya yapmadan geçemeyeceğim. Belki çoğu bireysel de olsa, birçok gurbetçi emekçi vatandaşımızın; “Lüks araba ve biraz da bolca para ile geldiğimizi gören bazı esnaf bize farklı fiyattan mal satmaya çalışıyorlar. Böyle bir uygulama bizleri gerçekten çok üzüyor. Müslüman ülkemizde bu tür olumsuzluklarla karşılaşırken, halk tabiriyle ‘gavur’ denilen çalıştığımız ülkelerde bu tür farklı fiyat uygulamalarıyla karşılaşmıyoruz.”
Sözümüz elbette dürüst esnafa değil. Ancak, gurbetçileri ya da turistleri yine halk tabiriyle ‘yolunacak kaz’ gibi görmek çok şey kaybettirir. Hem kendilerine, hem de ülkemiz imajına.
Bilinmelidir ki; birçoğu ülkemizin kırsal kesiminden geçim için para kazanmak ümidiyle yola çıkan ve ülkesinde uzak diyarlarda ömür tüketen bu vatandaşlarımıza oralarda gökten para yağmıyor. Fabrika ya da değişik iş alanlarında emek sarf ederek alın teri karşılığı para kazanıyorlar. Üstelik ev kiraları da oldukça yüksek. Öyle ki, bir haneden tek kişinin çalışmasıyla geçinmek mümkün olamamaktadır. İş disiplini de Türkiye’den çok daha sıkı. Emeklilik yaşı da ortalama 65 yaş civarında.
Diğer taraftan vatan hasreti, anne, baba, akraba, arkadaş hasretleri. Bazısının bölünmüş aile problemi. Bazılarının ailelerinin bulunduğu ülke ile sosyal uyum problemi. Eğitim, dini durum vs.
Daha birçok durum gurbetçilerimizi olumsuz etkileyen nedenler. Bırakın da hasretiyle yandıkları güzel ülkemize izinli geldiklerinde farklı vatandaş muamelesi görmesinler.
Kara yoluyla gelenlerin Kapıkule Sınır Kapısı’ndan giriş yapıp gönderde dalgalanan şanlı bayrağımızı gördüklerinde kalplerinde yaşadıkları o manevi atmosferi lüften bozmayınız.
Hava yoluyla gelenler de farklı değil.
Gururla geldikleri ve çok sevdikleri ülkemizden gururla dönsünler.
Alışverişte ve diğer işlerimizde doğruluk, güzel ahlâk sorumlu, bilinçli her bir Müslümanın değişmez ilkesi olmalı.
Öyle değil mi?