Vakıf hassasiyeti ve MTTB
Vakıf; bir mülkün kıyamete kadar Allah’ın mülkü olarak tescil edilmesi neticesinde meydana gelir.
Vakıf kurmak İslam Hukukuna dayanır. Ayrıca günümüzde Medeni Hukuk ve Vakıflar Kanunu referans alınır.
Dinimizde vakıf; sadakayı cariye olarak mütalaa edilir. Malum, ’sadakayı cariye, istifade edilen ilim, hayırlı bir evlat bırakılırsa’ öldükten sonra amel defteri kapanmaz.
Tarihte bile bildiğimiz ilk vakıf; Hz. İbrahim as. zamanında ortaya çıkmıştır.
Yine Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed sav. Efendimiz ‘Medine hurmalıklarını vakfedince’ İslam’da vakıf kurumu teşekkül etmiştir.
İslam Medeniyetinin en temel unsurlarından biri de ‘Vakıf Medeniyetidir’. Ve birçok şehrimizde vakıf eserleri mevcuttur.
Özellikle İstanbul’da Ayasofya ve Fatih Sultan Mehmet Hanla birlikte, hemen hemen bütün padişahlar, valide sultanlar, paşalar, mallarını vakfederek hayır işlerine teşebbüs etmişlerdir. Galata Köprüsü de bir vakıf eseridir.
Bilhassa Selçuklu ve Osmanlıda vakıf kurumu zirveye ulaşmıştır.
Bu hassas bir meseledir. Vakıfnameler Nas gibidir, değiştirilemez!.
Vakıfnameye uygun hareket edilmesi lazımdır. Vakfeden kişi ahirete intikal ettiğinden dolayı, onun malını vakfettiği şartlardan farklı bir şekilde tasarruf etmek caiz değildir. Vefat eden kişiyi, kabirden kaldırıp rızasını almak mümkün olmadığına göre de imkansızdır.
Vakıflarda, vakıfnameye uygun kullanım arzu edilir ve vakıfnamelerin sonunda ‘dua ve beddua’ bulunur..
…
Maalesef Cumhuriyet tarihinde CHP döneminde, vakıf kurumlarında çok üzücü uygulamalar yapılmıştır. Camiler, medreseler satılmış ve kumarhane, meyhane, genelev olarak kullanılmıştır.
TBMM Tutanak Dergisi, cilt;22, sene;1953, birleşim;76’da Milletvekili Ahmet Gürkan şöyle diyor;
‘’Arkadaşlar, evkafa ait bazı yüz kızartıcı meseleleri arz edeceğim. Evkaf Umum Müdürlüğünden gelen cevaba göre; ‘543 cami kiraya verilmiş. Bu camilerde Halk Parti Teşkilatı oturmakta, zaman zaman bunların içerisinde düğünler sazlar ve eğlence tertip edilmekte, balıkçılar yatıp kalkmakta, dericiler debbağ işleriyle uğraşmakta ve fuhuş yapılmaktadır.’
Sizlerden istirham ediyorum, bu camileri kurtaralım.
Camiler ecdadımızdan yadigar kalmıştır. Bunları ihya etmek, ecdadın kurmuş olduğu müessesat-ı hayriye’yi himaye etmek yaşatmak lazımdır.
Arkadaşlar ,yapılan kanunlar Evkaf-ı İslamiyye’nin canına okudu.!
Hâlbuki vakıfların kaidesi vardır. Kitabullah Ayeti nasıl değişmezse bunlar da değişemez!’’..
…
Görüldüğü üzere Cumhuriyetin ilk yıllarında hatalı uygulamalar yapıldı. Yapılanlar zamanla düzeltilmeye gayret edildi.
Ancak, şimdi de bazı hatalar oluyor. Belediyeler, özellikle istimlak yapılırken ‘kamu yararı var, yol geçiyor kentsel dönüşüm oluyor’ vb. gerekçelerle, vakıf mallarına özen göstermiyor. Belediye başkanları, kendilerini sonsuz yetkili görerek, ‘en büyük vakıf biziz’ diyorlar.
Uygulamalar karşısında vakıf mütevellileri ya yetersiz kalıyor, ya da belediyelerle ters düşmemek için yanlışlara ses çıkaramıyorlar.
Ama, vakfın hukukuna riayet etmemek çok büyük vebaldir, sorumluk gerektirir.
…
Bizim insanımız bu konuda çok hassastır.
Anadolu’da yaşayan halkımız, vakıf mülküne dikkat ederler.
Vakıf mallarını alıp satmamaya özen gösterirler. Hatta gayrimenkul alacakları zaman, işin uzmanı olan kişilere tapu kütüğünden o gayrimenkulün aslında vakıf var mıdır, diye araştırma yaptırarak, o mülkte vakıf kaydı yoksa satın alır, vakıf kaydı varsa almazlar.
Bendeniz, gerek Büyük Selçuklu Vakfı Başkanlığı gerek Başbakanlık Sosyal Yardımlaşma Vakfı Mütevelli Üyeliği görevlerimde ve vakıflarla ilgili kitabım, makalelerim dolayısıyla yaptığım araştırmalarda, vatandaşlarımızın bu işe çok dikkat ettiğine defalarca şahit oldum.
Ama bu yeterli değil!
Vakıflar daha kurumsal bir yapıya kavuşmalıdır.
Daha önce vakıf müesseselerinin daha güçlü bir şekilde yönetilmesinin, gereğini, yazılarımızda ve konferanslarımızda ifade etmiştik. Mesele, böyle bir perspektifte ele alınmalıdır.
Dikkatinizi çekiyorum; İngilizler Cumhuriyet kurulurken Evkaf Vekaletinin kaldırılmasını istemişlerdir.
Vakıf Kurumu;
1-Türk topraklarının bizim malımız olduğunu ispat eder ve açıkça ortaya koyar.
2-Şu anda sınırlarımız dışında kalan, toprakların İslam mülkü olduğunu tescil eder.
Örneğin; Filistin toprağı vakıf malıdır! Vakıf kurumu, eski hüviyetini muhafaza etseydi, İsrail böylesi bir terör ve soykırıma cüret edemezdi.
Bu nedenle,
Tarihteki Evkaf Vekaleti benzeri teşkilatlanma ile en kısa zamanda VAKIFLAR BAKANLIĞI kurulmalıdır..
Hem yurtiçinde ve hem de yurtdışında vakıf mallarına sahip çıkılmalıdır.
Milli Türk Talebe Birliği
MTTB 1916 yılında kurulmuş, Türkiye’de söz sahibi birçok insanın yetişmesinde katkı sağlamış bir kurumdur.
Örneğin, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Eski Başkanımız İsmail Kahraman beyler de bu teşkilatta bulunmuşlardır.
MTTB, şimdi Tahsin Başarı beyin genel başkanlığında çalışmalarına devam etmektedir.
Önümüzdeki günlerde ,‘Kamu Diplomasisi Akademisi’ adıyla eğitim faaliyeti olacak;
19 Ekim 2024 Ömer Faruk Tanrıverdi TRT Genel Müdür Yardımcısı,
26 Ekim 2024 Ersin Tatar K.K.T.C. Cumhurbaşkanı,
02 Kasım 2024 Serkan Kayalar TİKA Başkanı,
09 Kasım 2024 Fuat Oktay Önceki Dönem Cumhurbaşkanı Yardımcısı, sunum yapacaklardır.
Son başvuru; 17 Ekim2024 tarihidir.
Okuyucularımıza duyuruyor, bu hizmetlerden istifade etmelerini tavsiye ediyoruz. MTTB camiasını ülkemize faydalı çalışmalarından dolayı tebrik ediyoruz.