• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Stratrajik Oyunlar
TÜM YAZILARI
09 Ağustos 2019

Evlatlarımız İsmail olsun diyen ebeveynler!!!

Artık İbrahim ve Hacer gibi isimler pek revaçta değil! Olsa da onlardan doğanlar da İsmail olamıyor!!!

Neden günümüzde Hazreti İbrahimler, Hacerler, İsmailler yok!

Allah’ın Kur’an’ını kaide yapamazsak şeriatını uygulayıp hayatımızda şiar edinemez, onun Resul’ünün yolundan gidemezsek çok bekleriz İsmailleri..!

Nedir Allah’ın şeriatı ve  Resulullah’ın yolu: bütün ibadetlerimizin onda dokuzu helal rızıktır!!!

Şöyle bir empati yapıp ibadetlerimize bakalım:

Dinin direği Namaz! Peki direklerimiz sağlam mı?

Sonra oruçları bütün uzuvlarımızla tutabildik mi?

Zekat, hac, kul hakkı, ana baba hakkı, komşu hakkı, helal haram...!!!

“... siz hiç düşünmez misiniz?

hiç akıl etmez misiniz...? diye uyaran bir kılavuz kitabımız var!

Peki yediğimiz, içtiğimiz, konuştuğumuz, baktığımız, işittiğimiz, yürüdüğümüz... Bütün fiiliyatlarımız -amellerimiz devlet tarafından tasdikli kanuni, ruhsatlı, sertifikaları da olabilir! 

Peki bütün bu ibadetlerimiz hakikaten helal ve temiz mi???

Bu güzel yazıyı sizinle paylaşmak istedim!

“....Kurban bayramı geldi, herkes İbrahim ve İsmail Aleyhisselam kıssalarını anlatıyorken beni de düşünceler sardı tabii.. Bu evin birde kadını olmalıydı..

O nasıl bir kadındı ki, “İsmail” gibi babasının tek sözüyle bıçağın altına boynunu koyan, hem de babası tereddüt etse de:

- “Allah emrettiyse üzülme kes babacığım!” diyen, küçücük yaşında bu tevekkül abidesi evladı nasıl bir anne büyütmüştü?

İsmail Aleyhisselamın bebekliğine döndüğümüzde aslında aynı itaati annesi Hacer’in de gösterdiğini idrak ettiğim an, yüreğim eridi!

Hacer annemiz çölde bebeğiyle onu yalnız bırakan ve arkasını dönüp giden kocasının peşinden seslendi:

-Ey İbrahim! Bunu senin Rabbin mi istedi?

“Rabbimin emridir bu” diye, ardına bile bakmadı İbrahim Aleyhisselam.

Kocası adım adım uzaklaşırken, ikinci bir hitap daha yükseldi Hacer annemizin yüreğinden:

-Rabbimin emriyse bu, bizi burada asla perişan etmez, git ey İbrahim!

Ya Rabb, bu nasıl bir teslimiyettir?

Zemzem suyunun varoluş hikayesi işte bu sözlerin sahibi hanımefendinin Rabbine olan teslimiyeti ve kocasına olan sonsuz itaati ile başlıyordu.

Hani bizde güya “güçlü” kadın imajı çizmeye çalışıyoruz ya son günlerde..

İyi bakalım İslam nişanı olan hanımların hayatlarına tek tek.. Makam ve mevki ile mi yükselmişler yoksa sadece “İtaat etmek” ile mi isimlerini İslam tarihine yazdırmışlar.

Ya Rab bu nasıl bir vasıf? Bu nasıl bir yükseliş?

Ki, bedenen zayıf ve ruhen naif bir kadın sana itaat ile öylesine kuvvetli oluyor ki sende bu kadınların adını kıyamete kadar tüm müminlere zikrettiriyorsun!

Değmez mi bu şeref her şeye?

O öyle teslimiyetli bir hanım oldu ki:

-Rabbim emrettiyse, benim bebeğimi zayi etmez! Dedi. Ve kabul etti kundaktaki İsmail ile çölde aç susuz kalmayı.

Sonra, o bebeğin topuklarını vurduğu yerden fışkırdı mübarek zemzem!!

O ananın büyüttüğü bebek öyle teslimiyetli bir evlat oldu ki:

-Rabbim emrettiyse, beni zayi etmez! Dedi. Ve kabul etti bir kayanın üzerine başını koyup, babasının onu hakka kurban etmesini.

Sonra, o evlat için indi ulu melek Cebrail!

Şimdi silkelenme zamanı değil mi? Rahat bırakın halıları, kilimleri, camları, perdeleri!

Niye misafirlere iyi görünmek isteyip de, Allah’ın karşısında rezil ediyorsunuz kendinizi! Gözyaşları içinde bu kıssaları anlattınız mı kendi İsmail’inize?

Bu affolunma ayında ziyan ediyorsunuz bu değerli vaktinizi, kırılıp hurda olacak eşyalar için. Ama unutuyorsunuz Allah’ın size emanet ettiği ailenizi.

Kocanızın kalbi kırıksa, çocuklarınız bu kelamları annesinden dinleyemiyorsa, aynı şekilde hanımı sevgisiz kalmışsa;

En iyi tatil beldesine gidilse, en iri kurban alınsa, en hijyenik(!) evde yaşansa inanın Allah için bunların hiçbir kıymeti yoktur!

Kurban bayramı dolaplarımıza eti değil, kalbimize İTAATİ sokmalı!

Bakın bıçağın altına boynunu koyan hayvanlara tevekkül ile.. Aynı şeyi biz yapabiliyor muyuz?

Üstelik bizden canımızı isteyen de yok..

Allah’ın emirlerine itaat etmek ailemizin kalbini alıp, başımıza ne gelirse gelsin tevekkül etmek..

Bizden tek istenen bu!

Vallahi bizi ne çölün ortasında bırakıp giden var, ne gel senin boynunu keseceğim diyen var!

Biz daha ufacık şeylere katlanamazken Allah aşkına hangi Allah’a iman ediyoruz?

Onların Rabbi bir şey emrettiyse kulunu zayi etmezdi, peki biz neden aynı şekilde güvenemiyoruz Rabbimize?

Haşa, çok acı ama tek sorun budur.. Biz güvenemiyoruz Rabbimize! Güya kendimize göre önlemler alıyoruz da ziyan ediyoruz şu ömrümüzü..

Velhasıl; Evlatlarınızın İsmail, Hacer olmasını istiyorsanız nefsinizi unutun ve bu işten Allah’ın ne kadar razı olacağını düşünün..

Bir defacık da kocanız mutlu olsun diye itaat edip:

-Tamam senin annenlere önce gidelim deyin..

-Hadi tamam sen nasıl diyorsan öyle olsun deyin, alttan alttan ince bir tebessümle..

Hanımınızın gözlerine bakın:

-Sen gençliğinde böyle güzel değildin deyin,

-İyi ki evimin senin gibi bir hanımı var ki, başka evler çamaşır suyu kokarken sen bizim evimizi Rasullerin kıssalarıyla temizliyorsun deyin..

Eşlerinizi tebrik edin, kıymetlerini bilin.

İnanın bu tavrı gören evlatlar da itaatkâr olacaklar. Birbirine atfen “çemkiren” hiçbir anne babanın evladı, ilerde ne ebeveynine dolayısı ile ne de Allah’a itaat etmiyor kardeşlerim.

Hacerlerin, İbrahimlerin oğulları “İsmail” oluyor..”

Bayramlar o gün olsun ki!

Bayramın Arefesinde tüm geçmişe tevbe edelim ve Bismillahirrahmanirrahim diyerek yeniden başlayalım! Helal rızıkla söyleyelim ve duamızı yapalım!

Rabbim! Beni Hacer, İbrahim yap ki;

Evlatlarımız da İsmail gibi olsun ki! 

O gün bizim bayramımız mübarek olsun!!!

Âmin âmin âmin..

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23