--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeniden Tarih Yazdık

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Rusya ile ilişkilerin normale döndürülmesi oldukça sevindirici ve aynı zamanda bir diplomasi başarısıdır. Hele krize sebep olan uçağın düşürülmesinin üniformalı bir terörist hain tarafından gerçekleştirildiği su yüzüne çıktıktan sonra, nasıl bir belaya atılmak istenildiğimizi daha iyi anlıyor; diplomatik başarının bize ve Rusya’ya kazandırdıklarını daha iyi görüyoruz.  

Hem darbe teşebbüsünün akim kalmasında hem de daha sonraki iç ve dış ihanet şebekelerinin psikolojik saldırılarının püskürtülmesinde milli iradenin tarihte emsali çok az görünen keyfiyette şahlanışının payı büyüktür. Bu şahlanışın haftalarca meydanlara aksediş hali ve özellikle finalde Yenikapı Meydanı’nı dolduran beş milyon vatan sevdalısının bütün Anadolu meydanlarıyla birlikte kükreyişi gelecekteki yüz yıllara referans olma hüviyetiyle de tarih hafızasına asla unutulmamak üzere nakşolan bir destandır. 
Evet söz konusu şahlanış üç yönlü referans olmuştur. Birincisi, birlik, beraberlik ve kardeşlikte zirve yapmanın imkanına referans olmuştur. Vatan, millet, özgürlük söz konusu olduğunda, her türlü düşünce ve fikir ayrılıklarının nasıl devre dışı bırakılacağına, ortak düşman karşısında nasıl ortak cephe oluşturulacağına çok önemli örneklik teşkil etmiştir. İleride baş göstermesi muhtemel tefrika ve ihtilafları minimize etmenin mümkün olduğu geçmişteki bu vaki örnekle tescillenmiştir. 
İkincisi, vatan uğruna fedakârlık yapanların devlet tarafından en üst seviyede sahiplenilmesi, şehit ve gazilerimizin çok yönlü onurlandırılmasıdır. Bu durum ve keyfiyet de, Allah korusun, ileride muhtemel böyle durumlarda devletin takınması gereken tavra bir referans olmuştur.

Üçüncüsü, ihanet edenlerin düçar oldukları halle, ileride aynı illetle malul davranışlara caydırıcı bir müeyyide olmasıdır. Hiçbir kişi ve topluluk, tarihin hiçbir döneminde FETÖ’cü hainler kadar bu kadar külli ve umumi, bu kadar ağır ifadelerle ve hak ettikleri için lanetlenmemiştir. Bu yönüyle de söz konusu şahlanış ibret dersi veren çok çok önemli bir referanstır.
17-25 Aralık darbe teşebbüsünden 15 Temmuz kanlı darbe girişimine kadarki süreçte ve bugüne kadar uzanan dönemde bu hain yapıyla ilgili hem bireyler olarak hem de devlet kuruluşları bağlamında ciddi bir mücadele verilmiştir. Ben kendi adıma, bu süreçte, kesinlikle bir gazeteci, bir yazar refleksiyle değil, tam bir savaşçı refleksiyle hareket ettiğimi belirtmek durumundayım. Söz ve ifadelerimde doğruluktan zerrece taviz vermemekle birlikte, yer ve zaman açısından stratejik ve taktiksel davrandığım her türlü izahtan varestedir. Bir şeyi söylemek kadar ne zaman ve ne kadar söylenmesi gerektiği de önemlidir. Nitekim son ihanet teşebbüsü sonrası yaşadıklarımız, davranışımızın isabetinin de bir kanıtıdır.

Üç sene önce bana Gülen bir darbe yapabilir mi, diye sorulduğunda, bunu topluma deklare ederken böylesi bir teşebbüsün toplumda ve kışlada karşılık bulamayacağını söylemem işte böylesi bir stratejidir. O gün için askeri karşımıza almanın anlamı yoktur. Terörist üniformalı oldukları sonradan açığa çıkanlar içinde, bana sevgi ve saygısı olan kalmışsa –ki emniyet ve yargıda bunun örneğini çok gördüm- onlara böyle bir teşebbüse katılmamaları hususunda bir uyarıdır. Üç sene öncesinden toplumu paniğe sevk etmenin büyük risk taşıyacağını, bunun toplum psikolojisini olumsuz yönde tetikleyeceğini bilmemizdir. Fakat, devletle paylaştığım bilgi ve yorum bunun aksine tamamen rasyoneldir ve Gülen’in böyle bir cinneti gerçekleştireceği yönündedir. Nitekim devlet birimleri, ifadelerimin kendileri için önemli bir yol haritası olduğunu söylemiş şahsıma teşekkürlerini bildirmişlerdir.  

Dört ay öncesinde ise, Gülen’in cinnet ve histeri nöbetlerine tutulduğunu, bir darbe teşebbüsünde bulunabileceğini televizyondaki konuşmalarımda çok açık ve net söyledim. Hatta, toplumda karşılığı olmayan bu teşebbüs başarısız olur, dedim ve ilave ettim: Böylesi bir teşebbüsü düşleyenler bilsinler ki, darbe gibi bir teşebbüs söz konusu olursa, bu millet sadece onu seçen yüzde elli ikiyle sınırlı kalmaz, milletin en az yüzde doksanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında yer alır. Nitekim, bu dediklerimizin isabeti de ortadadır.
Korkaklıklarını başka mazeretlerle perdeleyip savaştan kaçan medyanın bazı kaçkınları özellikle dersini Osman Özsoy denen müptezel sefilden aldığını bildiğim birisi, tehlikenin geçtiğini gördükleri bu günlerde şecaat arz edip alana yeniden dönmek peşindeler. Bunu da şahsımı tenkit ederek elde edeceklerini ummaktalar. Halbuki biz zaten bu alana savaşçı kimliğimiz ile çıkmış bulunuyoruz. Görev bitmişse, kendi alanımıza çekilmek hasretle beklediğimiz gündür. Onların da tekrar alanlarına dönüp başarılı çalışmalar yapmaları, bu arada bir de milli iradeden cesaret örneği alarak kendilerine cesaret aşısı yaptırmaları en samimi talebimiz, en içten duamızdır. Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur. Hele böylesi hassas günlerde.. 

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle