--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Son olayların diliyle

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Olayların kendisi küçük; fakat okumasını bilenler için anlamlı: Marmara Üniversitesi’ndeki gençlerin talepleri üzerine, geçtiğimiz 17 Aralık Perşembe günü bir panele konuşmacı olarak katıldım. Elif Çakır, Cemile Bayraktar ve Erol Erdoğan diğer katılımcılar.. 

Salona girdiğimizde, içerde soğuk bir havanın estiği hemen hissediliyordu. Oturum için yerlerimize geçtiğimizde, dinleyici gençlere göz attım. Kırk elli kişilik bir grup ön sıraları doldurmuş gergin bir bekleyiş içindeler. Bir de hepsi sakız çiğniyor, ellerindeki kâğıtları yelpaze olarak kullanıyorlar.. 

Sonuç benim için sürpriz olmadı; konuşma sırası bana gelince, gençlerden birisi ayağa fırladı, bir soru sormak istediğini söyledi, titrek bir sesle bir şeyler söyledi, sonra diğerleri ayağa kalktı, onlar da bağıra çağıra bir şeyler söylediler, salondaki diğer gençler onlara müdahale için ayağa kalkınca, söz konusu grup salonu terk edip gittiler. Salon zaten çok kalabalıktı. Ayakta bekleyenlerden bir kısmı boşalan yerlere oturdu, nezih bir ortamda, asude; fakat coşkulu bir sohbet gerçekleşti. 

İdealleriyle yaşantıları arasındaki köprüler çoktan yıkılmış Cemaat üyesi gençlerin reaksiyona kilitli tepkisel halleri, bana, bu ülkede 1980 öncesi yaşananları hatırlattı. Sağ- sol ikilemi içinde geçen, binlerce gencin ölümü ve senelerce sürecek toplumsal travmayla sonuçlanan bu kayıp yılların senaristleri tekrar devreye girmiş gibi görünüyor.

 Seksen öncesi dönemde, sola yüklenen misyon, şimdilerde Cemaate ihale edilmiş gibi duruyor. Sokağa yabancı bu kitlenin genleriyle oynandığı; onu sokakta aktif kılacak temrinlerle önümüzdeki sürecin provokatörlerinin hazırlanmaya çalışıldığı; 14 Aralık operasyonlarını protesto başlığı altında gerçekleşen bütün sokak eylemlerinin ve bu eylemlere sebep olan olayların asıl maksadının ülke çapında çıkarılması planlanan büyük kaosun öncülleri olduğu artık ortada. 

Türk solunun bütün gücüyle Cemaat eylemlerini desteklemesi de yine aynı planın bir parçası. Ak Partili gençleri, Cemaat üyesi gençlerin karşısına çıkarabilirlerse, senaryo tamamlanmış ve filimin çekimlerine start verilmiş olacak. Gönülleri iman, yürekleri vatan aşkıyla dolu bu gençlerin böylesi bir oyuna gelmemesi bu açıdan çok önemli. 

Türkiye’nin güvenlik güçleri her türlü kaos eylemini boşa çıkaracak donanım ve deneyime sahip. Sivil gençlerin çatışmada taraflardan biri olmasına hiç gerek yok. Zaten iç ve dış düşmanların oyununu bozacak da söz konusu sekine hali. Paneldeki konuşmamda da beni dinleyen sağduyulu gençlere tavsiyem bu yönde oldu.    

Paralel yapının ipliği pazara çıkmaya başladı. ‘Tahşiye’ adı altında gerçekleştirilmiş operasyonun somut delilleri işlenen cürmün vahametini göstermeye yeterli. 120 kişinin sahte bilgi – belgelerle; hele bazılarının 17 ay gibi uzun bir süre tutuklanarak hak ve hürriyetlerinden mahrum bırakılması, vicdan taşıyan hiçbir insanın olurunu alamaz. 

Öyle görülüyor ki, bu olaylar bir-ikiyle de sınırlı değil; mağdurlar zincirinin şikayetleri yakında sökün edip üzerlerine üşüşeceğe benziyor. Bu mağdurların müşterek yanlarının İslam’a, İslam ölçülerinden sapmadan ve taviz vermeden hizmet eden kişi ve gruplar olması dikkat çekici bir durum. Bu durum da bize, Cemaate yüklenen bir başka misyonu hatırlatıyor; İslam’a, İslam’ın ölçüleri içinde hizmet etmek isteyen kişi ve grupları işlevsiz hale getirmek..  

Daha dün denecek kadar kısa bir zaman öncesine kadar, Cemaat de dahil İslami her hareketi öncelikli düşman edinen bazı çevrelerin bugün Cumhuriyet mitinglerinin kötü bir kopyasını andıran Cemaat gösterilerine var güçleriyle destek çıkmaları, başka gerekçeler yanında cemaate yüklenmiş söz konusu misyonla da doğrudan irtibatlı.. 

Keşke Cemaat, saffeti asliyesini hiç bozmasaydı. Kitap ve Sünnet çerçevesi içerisinde, Bediüüzzaman’dan tevarüs edilen şekle sadakat gösterilseydi. Kuşkusuz o zaman, ne onlar trafiğe tersinden giren acemi sürücü örneği bunca yanlışa girerlerdi ne de 14 Aralık’ta başlayan ve uzun bir süre daha devam edeceğe benzeyen operasyonlara maruz kalırlardı. Ama olanlar oldu. Şimdi yargı devreye girmiş durumda. Adaleti yerleşik kılmanın tek çaresi imtiyaz tanımamak. Devlet de bunu yapıyor.. 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle