--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Rüya gibi..

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
Çözüm sürecinin ete kemiğe bürünmüş haliydi Diyarbakır şöleninde gördüklerimiz, duyduklarımız, algıladıklarımız ve anlamlandırdıklarımız..
Yıllardır süren yapay kavganın hiçbir ciddi temele dayanmadığının; insani yanımızın galebesiyle sorunların üstesinden nasıl gelindiğinin kanıtıydı yaşananlar..

Farklılıkların topluma nasıl zenginlik kattığının bir bir zuhur ve vuzuhuydu görünenler; gözü olup ta görmek, vicdanı olup ta şahitlik etmek isteyenlere..
Yanlıştan dönmenin, doğru olana yönelmenin nasıl bir erdem ikame ettiğinin canlı deliliydi yüzlerde seyrettiğimiz mutluluk; davranışlara akseden centilmenlikler..

Güneşin balçıkla sıvanamayacağının; kim bilir kaç milyonuncu burhanıydı hakikat güneşinin doğuşuyla baykuşların çırpınışlarını birlikte seyrettiğimiz muhteşem ve bir o kadar da ibretlik sahneler..

Ve hepsi kadar önemli bir getiri de yeni bir güven tazelenmesiydi kuşkusuz.  

Toplumsal akit ve aktivitenin hem oluşumu hem de sürekliliği güven şartına bağlı. Güvenin sarsıldığı ortamda bütün değerler sarkık; kaybedildiği yerde bütün değerler yitik.

Görülen cebri ahenk, sabit, değişmez kozmik nizam ve intizam, şuurumuzda yankılanan irade üstü bir gücün gönderdiği güven mesajları. Hayatımızın manifestosu bu mesajlara verdiğimiz olumlu tepki, yani özgür uyum. Fanusumuzun kandili yine güven.

Ulu Beyan’da ana rahmine “kararı mekin” (23/13) denilmesi  bedenlenme sürecimize ait ilk  algılamalarımızın, sağlam, güvenilir bir ortamda başladığının öğretici işareti. Orada beslenişimiz, nefeslenişimiz, uzvi bütünlüğe erişimiz ve baştan sona yaşadığımız her değişim ve dönüşüm makro düzeydeki nizamın bizdeki yansıması. Ne ki, nizam bütün ve kuşatıcı. Benliğimizin güven yanını ikna eden keyfiyet biraz da nizamdaki bu özellik. Söz konusu özgür uyum, güvenen ve güvenilir olan şahsiyette vuzuha kavuşma şansına sahip. Gerisi ciddi eksiklik..

Çok yönlü mükemmelliğin ayırıcı kriteri güven. O bir seçkinlik alameti, asalet göstergesi. İrsi tarafı ağır basan cazibe gücü. Her yerde geçerli, limiti sonsuz sosyal kredi. Eksilmeyen itibar. Yanıltmayan öncü değer. Peygamberimiz Efendimize, peygamberliği öncesinde güven kaynağı anlamında “el-Emin” denilmesi O’nun ölçüye gelmez değerini işaretlemesi bakımından çok önemli olduğu gibi, güven kazanımına getirdiği perspektif ve teklif ettiği vizyon bakımından da çok önemli. Güven bir peygamber sıfatı ve yine güven bir melek  (81/21) karakteri. Hadiste:
 “Biz öyle bir toplumuz ki, aldanırız lakin aldatmayız” buyrulmuş; ne yüce kemalde güven öğretisi.. “Müslüman, diğer Müslümanlar elinden ve dilinden güvende olandır” buyrulmuş, ne kadar zarif ve kapsamlı güven tanımı…

Aziz Dostlar,
Geçtiğimiz günlerde, gündem yoğunluğu sebebiyle istenen ölçüde medyada karşılık bulmayan bir başka önemli gelişme daha yaşandı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ile Aziz Mahmut Hüdai Vakfı’nın öncülüğünde İmam-ı Rabbani Sempozyumu gerçekleştirildi. Çok yönlü mükemmel bir tasavvuf büyüğü, çeşitli yönleriyle incelendi, bilgiler, düşünceler ve görüşler toplumla paylaşıldı.

Konusu yönüyle zaten önemli olan bu sempozyumu daha da önemli hale getiren husus bence açılışa Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in katılmış bulunmasıydı.

Diyanet İşleri eski başkanlarından Tayyar Altıkulaç’ın “Zorlukları Aşarken” isimli daha çıktığında bir solukta okuduğum ve çok önemli bulduğum otobiyografik kitabında anlattıklarının satır aralarından anlıyoruz ki, resmi ideoloji, Diyanet teşkilatına kalın çizgilerle bir sınır tayin etmiştir; ve teşkilat mensuplarının söz konusu sınırı aşması imkansızdır. Cemaatlere, tarikatlara ve külliyen özel bağlamda dine hizmet etmek isteyen kuruluşlara mesafeli durmak ta çizilen sınıra dahildir. İşte Mehmet Görmez fiili olarak bu sınırı aşan kişidir. Bediüzzaman Sempozyumlarına katılışı da böyledir, İmam-ı Rabbani Sempozyumuna katılışı da böyledir. Kendisini kalın ve sağır duvarları aşarak gerçekleştirdiği bu tür katılımlarından ve katkılarından dolayı kutluyor, ilklere attığı ilkeli imzalarının devamını diliyorum. Mesela bunlardan biri de, Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri için yapılacak bir sempozyuma Diyanetin ortaklık etmesi olabilir, diye düşünüyorum.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle