Rusya-İsrail-Paralel
Rus savaş uçağının angajman gereği düşürülmesinin ardından yaşanan gerginliğin uzun süre devam etmeyeceğini, o dönemde yazdığım yazılarda ve televizyon söyleşilerinde ifade etmiştim. Nitekim öyle de oldu. Geçtiğimiz çarşamba günü iki ülke lideri telefon görüşmesi yaparak yeni bir sayfa açılmasını önerdiler; Türkiye- Rusya arasındaki siyasi, ekonomik ve dostluk ilişkilerinin kurulacak bu yeni mazinin üzerine inşa edilmesi temennisinde bulundular. İyi de yaptılar. Biz yaptığımızda o gün nasıl haklı davrandıysak, Rusya’nın bükemediği elimizi öpme talebini geri çevirmeyişimizde de o kadar isabetli davranmış olduk.
Rusya, ne ölçüde büyük devlettir, her zaman tartışılır; fakat iri bir ülke olduğunda kuşku yoktur. Bu sebeple de doğru-yanlış Rusya’nın yaptığı her manevra, gerçekleştirdiği her atraksiyon başta, içinde bizim de bulunduğumuz Türk dünyaları olmak üzere mutlaka uzak-yakın pek çok ülkeyi de etkiler. Bu sebeple de aramızın reel politik bağlamda sulha kavuşmuş bulunmasını pozitif bir kazanç olarak değerlendirmemiz gerekir. Bu, hem uzun vadede düşlediğimiz siyasi birliktelikler açısından hem de kısa vadede bazı ekonomik handikapları aşmamız açısından böyledir.
İsrail’le altı yıldır devam eden ilişki kesintisinin, kısmen de olsa ileri sürdüğümüz şartların kabullenilmiş olmasıyla kaldırılmış bulunması da reel politik açıdan bir başarı olarak görülmelidir. İsrail, kendisi küçük fakat ifsat gücü oldukça büyük bir ülkedir. Bu sebeple de İsrail’e ait ifsat ve bozgunculuğun bize ve İslam alemine bakan cephesinde ne kadar hafifletme yaptırılabilirse o bile büyük bir başarı kabul edilmek durumundadır.
Ayrıca, Amerikan siyasetinin İsrail’le olan doğrudan ilişkisi de göz önünde tutulursa, bundan sonraki başarılı bir diplomatik atak, Türkiye-Amerika arasındaki ittifaka da artı değer katabilir ve böylece Türkiye’yi içte ve dışta zorlayan pek çok badire kendiliğinden devre dışı kalır; Türkiye bütün enerjisini ekonomik, teknolojik büyümesine harcayarak daha güçlü bir ülke haline gelme noktasında hız kazanmış olur. Her iki sulhta da bence hayır vardır..
Paralel Yapıyla mücadele açısından da hem Rusya hem de İsrail’le yapılan barış anlaşmasında hayır vardır. Paralel yapının Rusya’dan umduğu, Rusya’nın da göz kırptığı himaye böylece askıya alınmış olacaktır. Rusya, Türkiye’yi zora koşmak için yaptığı bütün terör desteklerini en azından minimize edecektir. Rusya’nın Paralel yapıya karşı olumsuz tavır alması, mutlaka psikolojik mülkiyetini elinde bulundurduğu pek çok ülkede de etkili olacaktır. İsrail, Türkiye devletiyle ilişkilerinin pozitif yönünün ağır basması ölçüsünde Paralel yapıyı doğrudan himaye yanlışını asgariye indirecek bu da mutlaka aynı ölçüde Amerika’nın Paralel yapıya bakışını negatif yönde etkileyecektir. Bütün bu sonuçların, Devletimizin elini daha da güçlendireceğinde, Paralel yapıyla ilgili tenkil hareketinde onu daha da başarılı kılacağında kuşku yoktur.
Başka hiçbir bilgi ve analize ihtiyaç duyulmayacak ölçüde, söz konuş ettiğimiz hususları, Paralel yapı elemanlarının, her iki barış anlaşması karşısında nasıl karalar bağlayıp yas tuttukları vakasından hareketle de gözlemleyebiliriz. Yakında, bu her iki anlaşmayı gerçekleştirenlere Gülen’in nasıl beddualar ettiğini duyarsak bu bizler için hiç de sürpriz olmayacaktır.
Başbakan Binali Yıldırım, dostlarımızın sayısını artıracağız, düşmanlarımızın sayısını azaltacağız diyerek bundan sonraki süreçle ilgili olumlu mesajlar veriyor. Önceki mesajın komşularımızla sıfır problem olduğu düşünülürse, Yıldırım’ın mesajı reel politikaya daha uygun düşüyor. İnsan unsurunun olduğu yerde problemleri sıfırlamanın ancak sıfır ihtimalle mümkün olduğunu son yıllardaki tecrübelerimizle bir kere daha öğrenmiş bulunuyoruz. Yine de, Türkiye’nin öncülüğünde, Filistin’de gözyaşlarının dineceği, Suriye’de, Irak’ta daha insanca yaşanacağı günleri ümitle bekliyoruz. Mısır’la ilişkilerimizin normale döneceği günleri de yine beklentilerimize dahil etmiş bulunuyoruz.
Atatürk Hava Limanında gerçekleştirilen ve kırktan fazla insanımızın ölümü, iki yüzden fazla insanımızın yaralanmasıyla sonuçlanan son terör saldırısında herhangi bir güvenlik zaafı bulunmadığı yönündeki ifadelere asla katılmıyorum. Güvenlik birimleri içinde Paralel yapı elemanları bulunduğu müddetçe mutlaka güvenlik zaafı da vardır ve bu son olaya mutlaka bu zaaf açısından da bakılmalıdır.







