--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Risale-i İslamiye üzerine 

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
9

 

Hz. İsa aleyhisselam şehir şehir dolaşıp Hakka davet etmek için nasihatte bulunduğu her mecliste, ilk olarak ahir zaman peygamberini  müjdeler, ümmetinin kıyas kabul etmez faziletlerini anlatırdı. Havarilerinin hepsi de buna iman edip onun gelmesini beklemeye koyulmuşlardı. Daha hayatta iken; varlık aleminin en şereflisi olan  o ahir zaman peygamberinin, peygamber olarak gönderildiğinde yakın dostları ve sırdaşları oluruz ümidiyle büyük bir arzu ile kendisini bekliyorlardı. Bunun üzerine Hz. İsa’ya: 

“Ya İsa! Hangimiz o haber verdiğin ahir zaman peygamberinin yakın dostu ve en sevgilisi olur?” diye sordular.    

Hz. İsa havarilere şu cevabı verdi: 

“Beni peygamber olarak gönderen  Hakk Teala’ya yemin olsun! Peygamberliğimi ve bana indirilen İncil’i tasdik edenlerin ilki ve en üstünü, ana rahminden doğanların efendisi Hz. Yahya olduğu halde, o dahi ahir zaman peygamberinin saadetli günlerinde bulunup sünneti üzere iki rekat namaz kılanların mertebesine erişemez.” 

Bir kadın Hz. İsa’nın mucizelerini görüp ona iman etmişti. Sonra iki çocuğu oldu. Onları da Hz. İsa’nın huzuruna getirerek şöyle dedi: 

“Ey İsa! Evlatlarım sana feda olsun. Ömürleri oldukça sana hizmet etsinler, kıyamet gününde yüksek derecelere nail olsunlar. Biri sağında, biri de solunda sana yakın makamlarda olsunlar.” 

Hz. İsa bu kadına şu karşılığı verdi: 

“Ey kadın! Benim peygamberliğimden sonra muhterem bir zat gelecek, insanlarla cinlere peygamber, alemlere rahmet olacaktır. Ümmeti diğer ümmetlerden sayıca daha fazla ve daha şerefli olacaktır. Şeriatı kıyamete kadar devam edecektir. Şefaati de Allah katında makbul olacaktır. Sünnetlerinden birine tabi olup onunla amel eden kimsenin sevabı ve Firdevs Cennetindeki yeri, benim sünnetime tabi olup hepsiyle amel eden kimsenin sevabından daha fazla olacak ve o kişi kıyamet günü yüksek mertebelere nail olacaktır.”  

Kadın, bunun üzerine Hz. İsa’nın ayaklarına kapanıp:  

“Ey İsa! Seni peygamber olarak gönderen Allah için! O zatı bana bildir” diye yalvardı. Hz. İsa aleyhisselam: 

“Ey kadın! Sen ve senin çocukların onu göremezsiniz. Onun şerefli adını sana bildireyim. Böylelikle sen ve çocukların ona iman edip şefaatine ererek yüksek makamlara ulaşasınız” buyurdu. 

Adını bildirince Hakk Teala’ya hamd ve senada bulundular. 

Büyük mühtedi İbrahim Müteferrika (1670- 1745) Risale-i İslamiye isimli eserinde daha nice tebşiratı gün yüzüne çıkararak asrının ve gelecek asırların idrakine sunuyor. Onun hidayetine vesile olan hakperestliğini en cömert şekilde kullanarak böyle bir eser yazdığı ve yazdığı her bir cümlenin kalbinde en üst seviyede tasdik bulduğu kalbi İslam karşıtlığı taassubuyla kararmamış her irfan sahibi tarafından kolayca görülüyor.  

İbrahim Müteferrika’nın İslam’a girişini, zor karşısında çaresizlikle yorumlayanlar, hakikati görmemek için başlarını kuma soka dursunlar, Risale-i İslamiye onun İslam’a nasıl sarsılmaz bir imanla sarıldığına, gündüzün güneşe şahitliği ölçüsünde şahitlik ediyor.  

İbrahim Müteferrika, kuşkusuz çok yönlü mükemmel bir kabiliyet. Ve de onu sadece Osmanlıya ilk matbaayı getiren kişi olma özelliğine indirgeyip öyle bilmek, öyle tanımak ve öyle değerlendirmek fevkalade eksik, bir o kadar da kusurlu  bir yaklaşım. Neyse ki, böyle bir yaklaşımı kötü niyetle yapanların artık ipi pazarda…  

Merhum Prof. Dr. Mahmud Esad Coşan Hocamız tarafından profesörlük takdim tezi olarak tek nüshalık bu yazma eser Süleymaniye Kütüphanesinin tozlu raflarından alınarak gün yüzüne çıkarılmış, ilim ve irfan ehliyle buluşturulmuştur. 

 1982 ve 1993 yıllarında yayınlanan bu güzide çalışma, asıl metne  titiz ve başarılı bir sadeleştirme  de eklenerek yeniden basılmıştır. Bu vesile ile emeği geçenlere teşekkür ediyor, her iki merhum müellife de Allah’tan sonsuz rahmet diliyorum.    

Günümüzde İslam’ın emir ve yasaklarını hikmetleriyle; ve dinimizin yüksek ve yüceliğini diğer dinlerle mukayese ederek anlatmak gayeye ulaşmada en isabetli tebliğ yoludur. Bu mukayeseli anlatımı Risale-i İslamiyede en mükemmel şekilde, en ufuk açıcı keyfiyette bulacağınızda kuşku yoktur. İstirhamım, eseri sadece okumakla kalmayalım, çevremizi haberdar edelim, hediyeleşmeye vesile yapalım, yayalım, yaygınlaştıralım. Her birimiz kitabın gönüllü naşiri olalım. 

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle