--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Referandumdaki başarı ve sonrası

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

 Ben olsam referanduma idam ve Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesini de ekler, sonra da tekrar sandığa giderim. O zaman hayırcılara yüzde kaçın sadakası düşer görürüz. Ayıptır, ayıp. Milletin tercihini, nispetler ne olursa olsun hiçe saymak sadece politik anlamda değil ahlaki olarak da büyük ayıptır.

Madem herkes referanduma giderken mevcut kuralları bilerek, kabul ederek oyunu kullanıyor, sonuç belli olduktan sonraki kurala itirazın hukuki bir karşılığı elbette yoktur ve olamaz. Hiç kuşkunuz olmasın, eğer kural evetlerin yüzde atmışı geçmesini amir olsaydı, bu millet bu ferasetiyle oyunu yine o çıtaya göre yükseltir ve evetleri yüzde atmışın üzerine çıkarırdı. Ama kural yüzde ellinin bir fazlası olunca millet de olumlu yöndeki kabulünü yüzde elli birle gösterdi. Ve Anayasa değişikliği teklifi böylesi bir oranla kabul edildi. Elhamdülillah, diyoruz, Allah utandırmasın, dileğinde bulunuyoruz, Rabbimizden lütuflarının devamını talep ediyoruz. 

Sözün sıkça tekrarı bazen ünsiyete, ünsiyet ülfete, ülfet gaflete sebep olur. Bu açıdan, referandumda evet gerekçesi olarak dile getirilen düşünceler de aynı akıbete maruz kalabilir. Bilginin çok çabuk eskidiği günümüz dünyasında ise bu ihtimal daha da yüksekte seyreder. O açıdan, nisyan ile malul hafızamıza, özellikle vesayet odaklarının iki yüz yıldır bize reva gördükleri zulüm ve tahakkümleri hatırlatarak, evet ile ilgili motivasyonumuzu sürekli zinde tutmaya gayret edelim. Gayret edelim ki, kaderin önümüze altın tepside sunduğu bu tarihi fırsatı en rantabl şekilde değerlendirmiş olalım; kıyamete kadar sürmesini dilediğimiz lider ülke idealimizi realite planında bir bir hayata geçirelim.

Fakat, siyasal yapımızda bir arıza var. Baş pehlivanı sürekli deste boy pehlivanlarıyla güreştiriyoruz. Bunun da iki negatif sonucu oluyor. Güreşi başpehlivan kazansa da karşısındaki rakibin durumu itibariyle başarı beklenen sonuç olduğundan bu seyircileri fazla heyecanlandırmıyor. Performans ne kadar yüksek olursa olsun sonuç hep rakibin zaafının gölgesinde kalıyor. İkinci negatif durum, başpehlivanın başarısına sevinilse de rakibin yenilgi sonrası hali içimizde acıma kaynaklı bir psikoloji ile burukluk meydana getiriyor. Bu açıdan önümüzdeki seçimlerde başpehlivanın karşısına yine bir başpehlivan ya da en azından baş altından güçlü bir rakip çıkarmak iktiza ediyor.

Hiç unutmam. Okullar arası bir güreş müsabakasında, bizim okulun güreşçisi bir başka okulun, milli olmuş bir usta güreşçisiyle eşleşmişti. Milli güreşçi maç boyunca bizim okulun güreşçisiyle kedinin fareyle oynaması gibi oynayıp durdu; fakat bir türlü tuşa getiremedi. Sonunda sayıyla yendi. Fakat milli güreşçinin kendi taraftarları dahil bütün salon bizim yenilen arkadaşımızı hem de dakikalarca ayakta alkışladı. Bu psikolojik tepkiyi her zaman göz önünde bulundurmakta fayda var.. 

Sol, siyasi hayatı itibariyle artık bir mevta durumundadır. Bu sebeple de muhalefetin güçlü bir sağ parti tarafından temsil edilmesinde fayda olacağı kesindir. Böylesi bir denge, pozitifin yine pozitifle dengelenmesi anlamına gelir ki, diğer denge politikalarından olan pozitifin negatifle, negatifin pozitifle ve negatifin negatifle dengelenmesi seçeneklerinden en azından içinde bulunduğumuz şartların zaruri kıldığı reel politika bağlamında ve demokrasiye katkısı açısından daha isabetli olacağı kanaatindeyim.  

Ne Ak Parti ne de MHP kendi tabanlarını referandumdaki tercihlerine göre tasnif etme gibi bir yanlışa düşmemelidir. Hele hayır tercihinde bulunma ihtimali olanları tasfiye asla düşünülmemelidir. Aksi davranış küskünler kitlesini artırmaktan; ve de onları mevcut küskünler korosuna iltihak ettirmekten başka bir işe yaramayacağı aşikardır. FETÖ’nün dört gözle beklediği fırsatlardan biri bu tür yanlış müdahaledir. Bu yanlışa düşülmemesi oldukça önemlidir.

Her iki parti içinde varlığını sürdüren FETÖ militanlarına ise asla müsamaha edilmemeli, ne pahasına olursa olsun onların ihraç ve tasfiyesi bir an önce gerçekleştirilmelidir.

FETÖ’nün önünde iki seçenek vardır. Ya mağlubiyeti kabul edip, her türlü siyasi atraksiyondan vaz geçmek ya da elindeki mevcut bütün imkanları seferber edip yıkıcı, tahrip edici hamlelerle sahne almak. Akıl ve sağduyu birinci seçeneğin onların hayrına olacağını söylüyor. Fakat görünen o ki, şeytan onlara ikinci yolu telkin ediyor. Milletçe agah olunmalı, onlara bu konuda en küçük bir hareket alanı bırakılmamalıdır.

 Referandumun başarısına katkısı bulunan, başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olmak üzere, bütün emeği geçenlere ve özellikle de işin en büyük çilesini çektiği halde bilinmezliğe bürünmüş dava erlerine bu milletin bir ferdi sıfatıyla sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum. İyi ki varsınız..

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle