Referanduma günler kala
Preslenmiş sözler, preslenmiş davranışlar.. 16 Nisan referandumuna çok kısa bir süre kala muhalefet cenahının zavallı hazin hali bundan ibaret. Kimisi kine, nefrete kilitli, kimisinin boynunda vesayet bukağısı, kimisinin gözünde cehalet perdesi.. Kimisi hain kimisi gafil.. Kimisi de nifakın geniş alanında gel-git yaşamakla zekasını ispat peşinde. Cümlesi de zavallı, cümlesinin de yarınları haktan, hakkaniyetten nasipsiz.
Anlaşılan Gülen, sadece değerlerini değil aklını da kaybetmiş. Medyaya düşen haberler doğruysa Kanada’ya gideceği, oraya yerleşeceği söyleniyor. Örgüt elemanlarına Avrupa’da yeniden yapılanma talimatı veriyor. Batan geminin direklerini boyamakla meşgul. 16 Nisan referandumu sonrası Amerika da dahil bütün yerküre onun için cehenneme dönecek. Gülen ve örgütün suçlu elemanları sadece cehennemlerden cehennem beğenecek. Onlar için cezası, çilesi en hafif cehennem yine Türkiye. Örgütü tasfiye herkesin hayrına olacak tek çare. Uzatmaların, felaket günlerinin şiddetini artırmaktan öte bir işe yarayacağı yok. Ama onlarda da bu çıplak hakikati görecek akıl, izan, feraset ve basiret yok..
Firari hain Adil Öksüz, 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsünden altı gün sonra Amerikan konsolosluğu tarafından telefonla aranmış ve konsolosluk bu aramayı vize iptalini bildirme gerekçesine bağlamış..
Bu gerekçe böyle yazılır; fakat şöyle okunur: Adil Öksüz, 21 Temmuz tarihine kadar olan süreçte yurtdışına kaçtı; kaçış tamamlandıktan sonra biz de onun vizesini iptal ettik. Onun nasıl, ne zaman ve nereye kaçtığını da biz biliyoruz.. Aradığımız telefonun artık Adil Öksüz tarafından kullanılmadığını da zaten biliyorduk. Bu aramayı Türk istihbaratını yanıltmak için yaptık. Böylece onlar Adil’i Türkiye’de aramalarını sürdürdüler; biz de Adil’e ilk kaçtığı yerden başka yerlere intikal için zaman kazandırmış olduk..
Ayrıca bu işi, Türk Emniyet Birimlerinin isteği üzerine gerçekleştirdik. Yani Emniyette kalmış kılıç artığı FETÖ’cüler bizden böyle bir ricada bulundular, biz de bize bu kadar sadakat gösteren işbirlikçilerimizi elbette her şeyi deşifre edecek böylesi zor bir pozisyonda yalnız bırakamazdık ve bırakmadık..
Bu satırların yazarı, darbe gecesi Akıncı Üssünde yakalananlar arasında Adil Öksüz’ün olduğunu öğrenir öğrenmez, ulaşabildiği basın kuruluşları vasıtasıyla Adil Öksüz’ün bu darbe teşebbüsünde aynen Gülen kabul edilmesi gerektiğini söylemiş ve dikkat edilsin, Gülen Adil’i kurtarmak için şimdiye kadar biriktirdiği milyar dolarların hepsini feda eder, bu iş onun için bu kadar önemlidir, demişti. Ve ilave etmişti, darbe teşebbüsünün Gülen’le irtibatını ispat edecek en somut delil orada Adil’in bulunmasıdır. Ne diyeyim, o gün bazılarınca sözümüz biraz abartılı bulundu. İstenen hassasiyet gösterilmedi. Ya da hassas olanların bu konuyu halletmeye güçleri yetmedi..
Aziz dostlar, referanduma artık sayılı günler kaldı. Türkiye devletini, kurulduğu günden beri sömüren dış güçlere ve içimizdeki onların uzantıları olan hainlere, toptan, külliyen ve ebediyen bir dur demenin en kestirme ve en güçlü fırsatı olan tarihi güne adım adım yaklaşıyoruz.
Millet- devlet ve hükümet üçlüsünün böylesi tavan yapan ittifakı da nazara alındığında söz konusu fırsatın önemi daha da katlanıyor. Bu fırsatı, basit siyasi hesaplar uğruna, basit kişisel meseleler adına heba etmek büyük bir vebaldir, hesabı çok ağır bir mesuliyettir.
Hatta, evet oylarının asgari oranda kazanacak olmasıyla yetinmek de doğru değildir; çıta yüksek tutulmalı, bu vesileyle aleyhimize ittifak etmiş dış güçlere de anlayacakları dilden cevap verilmiş olmalıdır.







