--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Oyum Reis’e ama...

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Muhalefet cephesini idare ettiğinde şüphe bulunmayan üst akıl, önümüzdeki seçimlerde Cumhur İttifakını zaafa uğratmak adına her türlü melanetin serbest oyunlarını oynamayı sürdürüyor. 

Çokları konuyu işledi fakat bir hatırlatma da ben yapayım diye, bu oyunlardan en sinsi, en tehlikeli olanını bugünkü yazıya konu edinme düşüncesindeyim. Oyun, Recep Tayyip Erdoğan üzerinden Ak Partiyi vurma oyunudur.  

Recep Tayyip Erdoğan’ı yine Recep Tayyip Erdoğan’a rakip göstermek kadar mantıktan yoksun bir laf kalabalığı tedavüle sokulmuş bulunuyor. Diyorlar ki, oyum Reise; fakat Ak Partiye bu seçimde oy vermeyeceğim. Halbuki Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti demektir; Ak Parti de Recep Tayyip Erdoğan’la ayniyet ölçüsünde özdeşleşmiş partinin adıdır. Bu bir.

İkincisi, Recep Tayyip Erdoğan Cumhur İttifakının müşterek adayıdır. Cumhur İttifakının kahir ekseriyeti ise Ak Partiden oluşmaktadır. Adaya evet, fakat o adayı gösteren partisine hayır demenin bu bağlamda da bir mantığı yoktur.   

Üçüncüsü, madem Recep Tayyip Erdoğan’a güvendiğiniz için ona evet diyorsunuz. Sizin güvendiğiniz adayın güvenip aday göstermelerini kabul ettiği partiye niçin güvenmiyor, oy vermeyeceğinizi söylüyorsunuz?

Dördüncüsü, Recep Tayyip Erdoğan, bugün partisinden ayrılsa ve bir başka parti kursa, mevcut Ak Parti kadrosunun ve destekçisi bütün seçmenlerin hiç fire vermeden o partiye yöneleceğinde hiç kuşku yoktur.

Durum böyle olduğu halde, Recep Tayyip Erdoğan, eğer Ak Partide, içinde bulunmamayı gerektirecek ölçekte bir arıza görseydi, zaten ilk önce o, bu partiyi terk eder ve yeni bir parti kurardı. Demek ki, hem parti hem de lider arasında gayet ahenkli bir uyum var ki, birliktelikleri devam etmektedir. Öyleyse bu uyumlu birlikteliği hiçe sayan bir anlayışla söylenen bu tür sözlerin, ne parti adına ne de lideri hakkında gerçeğe dayalı hiçbir karşılığı yoktur. Söz söylendiğine göre bunun tek karşılığı vardır; o da münafıklık yapmak, nifak çıkarmaktır. 

Beşincisi, Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinde, yürütme meclis dışında olsa da yasamayı yine meclis yapacaktır. AK Partinin zaafa uğraması ya da istenen ölçüde güçlü olarak meclise girememesi demek, yasamaların bütününde Cumhurbaşkanının elinin kolunun bağlanması demektir. O zaman da Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmek, takdir etmek ve ona oy vermekle birlikte onu böylesi olumsuz bir sürece zorlamak arasındaki tenakuzu izah etmek gerekir ki, aklı selim sahibi hiç kimse böylesi bir tenakuzu izaha yeltenmez; ve daha da önemlisi, işin başında böylesi bir tenakuza sebep olacak davranışta bulunmaz.  

Altıncısı, bu tür oyunlar, lideri yalnızlaştırma gayeli atraksiyonların öncesinde lidere zarf atmaktır. Eğer lider, bu oyunun sonucunu önceden sezemez ve oyuna gelirse, sonunda gerçekten yalnızlaşır. Recep Tayyip Erdoğan oynanmak istenen oyunu hemen sezmiş ve yüksek sesle, açıktan bu oyundaki nifakı deşifre etmiştir.  

Bir karşılaştırma: Sanırım, Nuriye Akman’dı. Gülen’e kendisini yalnız hissedip hissetmediğini sorunca, olumlu cevap almış ve yığınlar arasında kendisini yalnız hissettiğini söylemişti. Daha sonra da onun bu egoist tavrına bir kılıf bulunmuş, irtifa yalnızlığı ifadesiyle Gülen’in çifteli egosuna bir ego daha ilave edilmişti.

Peygamber Efendimiz, “insanlardan bir insan olun” derken, kendini insanlardan ayrıştırarak daha yükseklerde görmek, sünnet çizgisinden çıkmak ve bir süre sonra tepetaklak yere çakılmak sonucunu doğurur. Gülen’i, ona farklılığını telkin ede ede bu oyuna getirdiler. Tayyip Erdoğan ise bu nifak tuzağına düşmedi ve üst aklın bir oyununu daha böylece bozmuş oldu.

Bence, birlik, beraberlik ve parti içi ahengi hedef aldığından, 24 Haziran seçimlerinin en sinsi, en tehlikeli nifak oyunu buydu. Bu sebeple de gayet isabetli olarak denilebilir ki, Ak Partinin alacağı oylarda bu oyunu bozmanın payı büyük olacaktır. 

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle