--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Onlara Hezimet Bize Zafer

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Yapmadığı ve yapamayacağı şeyleri kelama dökmek Allah’ın en çok nefret ettiği ve kulunda asla görmek istemediği büyük bir eksikliktir. (Bkz. Saf Suresi, 2-3) Gülen bu yönüyle de Allah’ın menfuru bir insan haline geldiğini ispat etmiş bulunmaktadır.

Aklınca, hapishaneye giren yandaşlarını, elde edecekleri sevabın çokluğu ve büyüklüğü ile teselli etmeye kalkarken kendi kaçak durumunu ve öncesinde meczuplarına verdiği “kaçın, yakalanmayın” emrini her nedense hatırlamak istememektedir. Madem ki, vatana ihanet suçunun failleri bu hainler güruhu, hapishaneye girmekle birer veli durumuna gelmektedirler, hemen oraya ilk koşup gelmesi gereken hain Gülen olmalı değil miydi? Böyle bir fırsat ayağına kadar gelmişken niçin kaçacak delik aramakta, niçin bütün tarihi mefahirini inkar ederek saliplerin ufunet bağlamış Türkiye düşmanlığına ilticadan medet ummaktadır? Ve niçin ele geçen hainlere reva gördüğü veli yetiştiren hapishaneleri, kendi yakınına aldığı kaçkın hainlerin büyüklerine layık görmemekte ve onları en korunaklı sığınaklarda beslemeye devam etmektedir.

 Fakat biz biliyoruz ki, Gülen’in artık hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır; söylediği sözlerin hepsi, onun düştüğü ruh sefaletini ele vermekten başka bir işe de yaramamaktadır. Hapishanede söz konusu hainleri gören diğer mahkûmlar, bunlardaki insani hasletlere hayranlıklarını bildiriyorlarmış.. Böyle mahkûmlar varsa, çarpılma, soyulma vakitleri yakın demektir; bu, oralarda da gizli himmet toplantılarının başlatılacağının işaretleridir. Bizde bir söz vardır, alışmış kudurmuştan beterdir..

Gecikmeli de olsa, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın FETÖ ile ilgili hazırladığı rapor, dini ve itikadi açıdan bu hain yapılanmanın savrulduğu yeri gözler önüne sermesi bakımından çok önemlidir. Böylesi bir raporun hem topluma hem de devlet erklerinden ilgili birimlere referans işlevi görecek olması da ayrıca önemli sayılmalıdır.

Bu meyanda yapılan bir başka çalışmayı da burada anmam gerekir. Muhammed Kahtavi’nin yazdığı “İfsadın İç yüzü” isimli kitabı, Gülen ve ekibinin içine düştükleri dini ve akidevi yanlışları hatta sapma ve sapkınlıkları ele almakta ve kendisine ait ifadelerden, beyanlardan yola çıkarak söz konusu, yanlış ve sapmaları Kitap ve Sünnetten delil getirerek ispat etmektedir. Büyük emekler vererek yazıldığı belli bu ufuk açıcı eseri okumanızı da hararetle tavsiye ederim.

Kahtavi bu eserini yıllarca önce yazmış; ne ki yayınlayacak bir yayınevi bulamamış. Kime gitse korkuyu mazeret edinmiş, kendisini de bu sevdadan vaz geçirmeye çalışmış. Fakat o, azmini, gayretini yitirmeden ısrarında devam etmiş; sonunda Cenab-ı Hakk’ın yardım ve inayetiyle kitabını yayınlamaya muvaffak olmuş.

Recep Tayyip Erdoğan, muzaffer bir komutan olarak gittiği BM Genel Toplantısında beklenenin çok ötesinde bir ilgi ve alaka görmüş, burada yaptığı tarihi konuşma ile de kahir ekseriyetin gönlünde taht kurmuştur. Türkiye açısından bunun anlamı büyüktür; geleceğin insanlık inşasında en büyük medeniyet hamulesini taşıyacak lider ülke Türkiye olacaktır.

Bizim Suriye’ye canımızla, malımızla sahip çıkışımız, muhteşem geleceğimize nakşederek gönderdiğimiz şeref levhalarımızdır. Başkaca hiçbir beklentiye girmeden gerçekleştirdiğimiz bu insani gayretler, neticede bu asil ve aziz millete Allah’ın rızasını kazandıracak en bereketli vesilelerden biri olacaktır. Zaten bizim dünya ve ahiret bahtiyarlığımız, ilahi rızayı kazandığımız o anlar, o zamanlardır.

Amerika’nın yeni başkanı kim olacak? Bence, Gülen, Clinton’a desteğini sürdürürse Trump seçimi kazanır. Fakat, başkan kim olursa olsun Gülen için sonuç değişmez. Hangisi başkan olursa olsun artık bir dünya lideri haline gelmiş Recep Tayyip Erdoğan’ın ve güçlü bir devlet olduğunu ispat etmiş Türkiye Cumhuriyeti Devletinin talebini geri çevirmez ve Gülen’i Türkiye’ye teslim eder.

31 Mart Vakası, Abdülhamid Cennetmekanın tahtan indirilmesi, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları, Osmanlı Devletinin tasfiyesi hep İngiliz siyasi aklının meşum eseri. Şimdi de aynı akılla, aynı oyunlar Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde oynanmak isteniyor. Yüzyıl öncesinin çeteleri yerine şimdi malum terör örgütleri kullanılıyor. Fakat, milletimizin ferasetinden ve  Milli Mücadelenin azminden kaynaklanan aşkın dehası nasıl geçmişte İngiltere’nin menhus aklını, şeytani zekasını mağlup ettiyse, şimdilerde de aynı şeyler oluyor. Onun ve onun aklıyla hareket edenlerin kaderden nasip payı hezimet, bizim ise nasip payımız zafer taklarının altında vakarla yürümek olarak görülüyor.

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle