O Kafa..
Terör bir cins isimdir. Birini destekleyen hepsini desteklemiş, demektir. Her gün onlarca cana kıyan ve bu arada kanla beslenme emelinden vaz geçeceğine dair en küçük bir emare bulunmayan terör örgütlerini destekleyen bir zihniyetin akılla, vicdanla, sağduyuyla, dinle, imanla, vatan sevgisiyle, ülke düşüncesiyle hatta sıradan her insanda var olması gereken insanlık haysiyet ve onuruyla hiçbir alakasının, hiçbir ortak paydasının olmadığı varsa da artık kalmadığı açıktır.
Sefihtir bunlar. Kendi akıllarıyla düşünemez, kendi gözleriyle göremez, kendi kulaklarıyla işitemezler. Mutlaka onları yönlendirecek bir vasiye ihtiyaçları olur her davranışlarında, her işlerinde, her tasarruflarında. Bir türlü kendileri olamaz sefihler. Kendilerine ait değerler de bulunabileceğini anlayamaz, kavrayamazlar.
Şahsiyetleri oluşmamış, yarıda kalmıştır sefihlerin. Sürekli özenti içinde olmaları biraz da bu eksik yanlarıyla irtibatlıdır. Taklitle yaşar, taklitle ayakta durmaya çalışırlar. Halbuki taklit insanı kimyevi terkiplere benzer. Nispetlerdeki en küçük farklılık onların ortadan kalkmasına yeterli olur. Ve bu gibi durumlarda taklit insanı hiçbir şey olamama durumuyla yüzleşmek zorunda kalır. Bir şey olmak isteyiş ama hiçbir şey olamayış sefihlerin değişmeyen kaderidir..
Cahildir sefih. Dıştan gelen bilgileri öz benliğinde süzgeçten geçirme, doğruları kabulle birlikte yanlışları ret etme melekesinden mahrumdur. Süje- obje, illet- malul, sebep- sonuç arasındaki irtibatı idrak etme yetisi devre dışıdır sefihin. Anlamaz, anlamadığını da anlamaz; bilmez, bilmediğini de bilmez bir açmazın kısır döngüsünde geçen koca bir ömr-ü hederdir sefihin bütün yaşadıkları, bütün yaşayacakları.
Şuursuzdur sefih. Köklü, derin her muhtevadan mahrumdur. İlmi olmadığı gibi fikri; fikri olmadığı gibi bir ideal ve gayesi de yoktur sefihin. O sadece bulunduğu anın taşıyıcısı bir varlıktır. Geçmiş ve gelecek onun için koca bir hiçten ibarettir. Bu durum onun kişisel hayatını da doğrudan etkiler; sefihi yeme- içme ve hayvani güdülerini tatmin etme dışında bir şey yapamaz, bir şey düşünemez hale getirir.
Sefihin en önemli açmazlarından biri de, onun kendi ve kendi benzerleri dışındaki herkesi sefih görmesidir. ‘Onlara siz de diğer insanlar gibi iman edin denildiğinde, biz de bu sefihler gibi mi inanalım derler, halbuki gerçek sefihler kendileridir; fakat bunu bile bilmezler.’ (2/13) ayeti onların içinde bulunduğu bu açmazı ne güzel resmeder.
Sefihler, bir dünya inşası için değil, inşa edileni yıkmak, tahrip etmek için var olan ifsada programlı kişiliksiz kimlikler sürüsüdür. Milli, manevi her türlü değer bunların tasallut hedefidir. Başarıları becerilerinden değil, tahrip ve yıkmanın kolaylığından kaynaklanır. Az da olsalar, varlıklarına sinmiş bu potansiyel tehlike asla küçümsenmemelidir.
Sayıları yüzde bire bile varmayan bu kategoriye dahil akademisyen yaftalı sefihlerin terör örgütünü destekleyen ifadeleri bu bağlamda ele alınıp değerlendirilmeli ve gerekli tedbirler alınarak toplumu daha fazla ifsat etmelerine meydan verilmemelidir. Hele o kafa yapısına sahip kişiliksiz kimliklere, geleceğimizin garantisi genç beyinler, körpe dimağlar katiyen teslim edilmemelidir.
Sefih, aslı Arapça bir kelime. Türkçeye, akılsız, beyinsiz, budala, zevk ve şehvet düşkünü gibi anlamlarla tercüme ediliyor. Konumuzla ilgili düşünüldüğünde bir de bu anlamlara vatan, millet ve devlete ihanet eden hain manasını eklememiz gerekiyor.
Bir toplumda sefih sayısı ne kadar çoksa, yıkılış vakti o kadar yakın demektir. Bu sebepledir ki, yeni bir toplum tekevvününün sancılarıyla kıvranan Musa Nebi, “İçimizdeki sefihler yüzünden bizi helak mı edeceksin Allah’ım’’ (Araf, 155) diyerek inlemektedir..







