--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

‘Noktalı, virgül’lü yazı

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

İlk düğme yanlış iliklendiğinde, gömlek sonuna kadar yanlış iliklenmiş olur. Cemaatte sırıtan bu durumu birilerinin Gülen’e anlatmasında fayda var. Oslo görüşmelerini deşifre böylesi yanlış bir başlangıç oldu. Gezi ayaklanması desteklendi; dershaneler bahane edilerek toplu kıyama kalkışıldı; gizli hep yapılıyordu, ancak açıktan beddua seansları tertiplendi; 17-25 Aralık darbe teşebbüsleri icra edildi;

 Yerel seçimlerde Milli İradeye ters istikamette akla ziyan faaliyetlerde bulunuldu; Cumhurbaşkanı seçimlerinde sonucu baştan belli yenilgi her şeye rağmen tercih edildi; her yenilginin sonunda ümitler bir sonraki yenilgiye kilitlendi; Kobani krizinde, ülke ve millet çıkarları hiçe sayılarak kaostan yana tavır alındı; HSYK seçimlerinde herkese bildiği tanıdığı yargı mensubunu birebir markaja alma talimatı verildi ve bununla sonuç alınmak istendi; lakin bu talep de geri tepti ve seçimler kendileri adına hüsranla sonuçlandı;

Kişilerle ilişkilerde ikna metodu kullanılması gerekirken, eleştiri yapan herkes hiç ayırım yapılmadan mahkemeye verildi, gözdağı verilerek kişiler susturulmak istendi; bu da eleştirileri çeşitlendirmekten ve yoğunlaştırmaktan öte bir işe yaramadı;

Şimdilerde ise, siyasi alanda çalışmaları hızlandırarak kısır bir döngüye daha girilmiş oldu; toplumda siyasi bir karşılığı bulunmayan topluluğun mevcut potansiyeli küçük bir ili elde etmeye yetmeyeceği bu kadar açık görünürken bütün ülkeye talip argümanlar kullanılmaya başlandı, söylemler geliştirildi; AK Parti düşmanlığını merkeze alan ve bunun dışında alternatif olumlu hiçbir teklifi bulunmayan muhalefet anlayışına sığınıldı ve aynı anlayış kopya edilmeye kalkışıldı;

Biraz geriye gidersek, bürokrasiye, devlet kadrolarına girişlerde yeterlilik yerine kendinden olma esas alındı; ne kadar yetenekli olursa olsun başka anlayışta olanlara bu alanlarda hayat hakkı tanımama bir strateji kabul edildi; başka cemaate mensubiyeti bulunanlar, önce dost kisvesiyle tespit ardından da iftira ve yalan jurnallerle bulundukları yerlerden tasfiye ettirildi, bunun adına da ihanet, kahpelik, nifak denmesi gerekirken, dava gayreti denildi; halkla kazanılan bütün kazanımlar sonunda aristokrat sınıfa teslim edildi ve bu yanlışa da alternatif açılım denildi;

Tedbir önce takiyye haline getirildi; sonra da takiyyenin alanı bütün toplumsal hayatı kuşatacak şekilde genişletildi; bu meyanda din adına yapılanlar taviz boyutunu da aştı, uydurma tevil ve tefsirlerle dini hükümlerde tebdiller ve tahrifler dönemine girildi; namaz zayi edildi, şehevata dalındı, dünyevileşmenin her türlüsü diyetli günlerin intikamı da alınırcasına meşrulaştırıldı, bu da dünyaya hakim olmanın doğal merhalesi olarak takdim edildi;

Ahlaki çözülmeler sökün etti; kimse kimseye güvenemez hale geldi; çıkar bütün iç-dış ilişkilerin odağı oldu; devlet gücü sekter ve daha çok da kişisel menfaatler uğruna kullanıldı; makam, şöhret, kadın ve para mevcut bütün sabit değerleri, geri dönüşü imkansız uzaklıklara fırlatıp attı; daha öncesinde fedakarlık diye yapılan bütün taviz içerikli fiiller özel hayatın vazgeçilmezlerine dönüştü; İmam Gazali’nin günah sonrası sofuluk dediği hal, müzmin nezle benzeri periyodik yapıya büründü, yani, denilenlerle yapılanlar arasındaki çelişki açısı sürekli büyüdü;

Bu günlerde, mehdinin halife olarak Türkiye’ye dönüşü bekleniyor. Onlar bekleye dursunlar, ben yazımın sonuna geldim; şimdilik noktalı virgülüm de kalmadı..

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle