--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Milletime dilekçem

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
24

 

Altılı masa ortaklarının, siyasette bunca düşük notlarına rağmen hangi yüzle toplumun karşısına çıkıp oy talep edebileceklerini herkes gibi ben de merak ediyorum. Nasıl bir program sunacaklar, ne vadedecekler? 

Bu güne kadar onlarda gördüğümüz tek aksiyon gerekçesi Tayyip Erdoğan düşmanlığı, Tayyip Erdoğan nefreti. Onun yirmi yılda, dişiyle tırnağıyla ülkeye kazandırdıklarını yıkmak, harap etmek, devam eden gelişmeleri durdurmak, bütün düşünce sermayelerini tüketecekleri gaye ve hedef bundan ibaret. 

Acaba, sadece son iki büyük depremde yaşanan ve yaşanmakta olan geniş çaplı sarsıntıda Cumhur İttifakının gösterdiği performansın binde birini bu mahut çevre gösterebilir miydi? Hayır ve asla. Öyleyse neyi konuşacağız? Muhalefet başlığı altında bunlarla ilgili fikir dermeyan etmek bile kelam ve zaman israfı. Bırakın ne halleri varsa görsünler. Ve zaten seçimde hali pür melallerini kendileri de görecekler.

Söyle bana dostunu söyleyeyim sana kim olduğunu denilmiş. Ne kadar isabetli bir söz. FETÖ, PKK ve patronları ABD ve bütün batıyı dost edinmiş bir siyasi kimlikten bahsediyoruz. Böylesi bir kişiliksiz siyasi kimliğin ülkeyi nerelere sürükleyeceği,  nasıl da kaoslardan kaos beğendireceğini bilmek için kahin olmaya gerek yok. 

 Eğer hayalleri gerçekleşirse işte en öncelikli gündem maddeleri: Kanal İstanbul’a ve Türkiye’ye çağ atlatacak hiçbir projeye izin verilmeyecek. Şehir hastanesi yapımları durdurulacak, ihaleler iptal edilecek. Uzay teknoloji yatırımları durdurulacak. IMF’nin kapısında dilencilik dönemi tekrar başlayacak. FETÖ ve PKK’lılar serbest bırakılacak.

Dört tarafı harici güçler tarafından preslenmiş bir siyasi yapının zaten kendi başına karar vermesi, isabetli icraatta bulunması mümkün değil. Sekiz ortaklı bir Cumhurbaşkanı önermelerinin asıl gayesi de hariçten gelen bu preslenmeleri kamufle etmek. Ama başaramayacaklar. Allah onların içlerinde gizledikleri bütün hainlikleri, bu milletin ferasetini kullanarak ifşa edecek. Şu anda tutunmaya uğraştıkları dallar ilahi güç tarafından bir bir kırılacak. En iyi günleri de bu günler. İçlerinden biri çizdiği zikzaklarla nasıl iki gün içinde siyaseten erzeli ömre maruz kaldıysa, bu sonuç hepsinin ortak kaderi olacak. 

“Sen onları birlik sanırsın hâlbuki her birinin kalbi başka şey için atmaktadır” mealindeki ayetle portreleri çizilen altılı masa efradının suretlerinin suretlerine nasıl yansıdığını bütün millet ibretle seyretti. Hiçbirinin birbirine değil sevgisi, saygısı tahammülü bile yoktu. İstemedikleri bir rolü oynamak üzere zorla sahneye atıldıkları her hallerinden belliydi. İçlerindeki gayız ve kin, kesinlikle dışa yansıttıklarından daha artıktı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sağında, solunda, arkasında kerhen durduklarını anlatmakla meşguldü beden dilleri. Gördüklerimiz müflis çaresizliği. Onurlarıyla siyasi hayatlarını sonlandırmak yerine, çırpındıkça daha da batan bir siyasi bataklıkta gömülmeyi tercih ettiler. Ne diyelim, kendi düşen ağlamaz, bazen başı kırılır, bazen gözü çıkar. 

Onlarda gördüğümüz manzara bize şu dersi veriyor: Bu acube koalisyonla değil Türkiye gibi büyük bir ülke, orta ölçekli bir köy bile idare edilemez. Altılı masadakilerden her biri ayrı ayrı köylerden adaylıklarını koysalar bir-ikisi dışında hiç birisi muhtar bile seçilemez. Bunların toplumdaki siyasi karşılıkları bundan ibarettir, yüce Türk milletine tarafımızdan arz olunur. 

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle