--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kırkıncı Hocamız

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Allah’tan geldik O’na dönmekteyiz. Dönüş süresinin uzunluğu kısalığı çok da önemli değil. Her gelmekte olan yakındır. Onun için Kuran-ı Kerim’de kıyamet yaklaştı, buyurulur. Çünkü kıyamet dünyanın ölümüdür. Yaratıldığı günden bu yana hesap edilirse bundan sonraki sürenin sonunu haber veren kıyamet gerçekten yakındır. Ölüm de mikro alem insanın kıyameti. Her iki kıyamet vaktinin gizli oluşu ne büyük rahmet.

İnsan ömrünü bir zarf kabul edecek olursak, ona kıymet kazandıran mazrufudur. Yani iman ve salih amel. İnsan işin başında küçük bir alemdir. Fakat o kendisinde dürülü istidadı inkişaf ettirirse  Hak katında büyük alem olur.

Bu inkişafın ilk kademesi ilimdir. İlim diliyle yapılan okumalarda muhatap akıl; aklın imanı ise ilmelyakindir. Sonra irfan diliyle okumalar başlar. İrfan dilinin muhatabı ise kalptir. Kalpteki iman ise aynelyakindir. Bir kadem ötedeki okuma ise hikmet diliyle olur. Hikmet dilinin muhatabı ise ruhtur. Ruha sinmiş imana hakkalyakin denilir.  Vicdan, fıtrat diline muhatap olur. Vicdanda hasıl olan iman külli imandır.  Okumalar Rabbanilik keyfiyetine ulaştığında muhatabın ene denilen insan beni olduğunu anlarız. Yine anlarız ki iman artık mutlak bir hale bürünmüştür.

Hakiki alim bütün bu manaları kendi mahiyetine sindirmiş insandır. Bu alimdir ki, nebilerin varisidir. Bu alimdir ki, onun ölümü bütün bir alemin ölümüdür. Mehmet Kırkıncı Hocamız böylesi bir alimdi. Onun için de ölümü bir alemin göçmesi gibi oldu.

Ümmet-i Muhammet büyük bir alimini kendi düşünce dünyamız ise Sokrat’ını kaybetti. Bu benzetiş bazılarına abartılı gelebilir. Fakat onun makale, yazı ve kitaplarını okuyanlar, Kırkıncı Hocamızın   anlatı ve üslubunda nasıl bir tefekkür ve muhakeme gücüne sahip olduğunu, anlattıklarını nasıl hiçbir mantık boşluğuna düşmeden örüp inşa ettiğini  görür ve bana hak verirler.

O, İslami meseleleri özellikle de anlaşılması zor, müşkül, muğlak meseleleri kolaylıkla makul, anlaşılabilir hale getirebilen felsefi zekaya sahip ender kişilerden biriydi. Aynı zamanda, nasıl inandı ise öyle yaşayan; dini prensiplerden asla ödün vermeyen mazbut ahlaklı bir şahsiyet abidesiydi.

Risale-i Nur’un, acz, fakr, şefkat ve tefekkür yollarının dördünü birden bir cadde-i kübra   keyfiyetiyle yürümüş; sonunda bu yoldan suluk edip gidenler için vaat olunan bütün hatveleri geçerek  ulaşılması mukadder Esma’ya sonra da  Müsemmaya vasıl olmuştu. Yakinimiz var ki, ölüm onun için bu vuslatın ebediyet mührüdür. İnanıyoruz ki, o, irtifa seyrini berzahta da sürdürecektir.

Kırkıncı Hocamız, sosyal olaylarla ilgili gelişmeleri hep İslami kriterlerle değerlendiren bir insandı. Onun için önemli olan ümmetin tefrikadan arınarak istenen vahdet ve ittifaka ulaşmasıydı. Bu manaya hizmet eden olaylar silsilesi her zaman onun makbulü, aksi durumda olanlar ise merdudu oldu.  Kişilerle değil düşüncelerle uğraştı; kabul veya retlerini hep düşünceye ilmikledi.

Fethullah Gülen’i elinden tutup Nur derslerine götüren ve Nurlarla tanışmasına vesile olan kişiydi. Fakat hiçbir zaman bu vesileliğini tahakküm aracı olarak kullanmadı. Sadece belirli ölçülere uymadığı anlarda Gülen’i ikaz etti, uyardı. Özellikle onun tek adamlığa doğru savruluşunu hiçbir zaman tasvip etmedi.

Paralel Yapı ve Hükümet arasında meydana gelen son olumsuz olaylarda itidal ve istikameti kaybetmeden örnek bir tavır sergiledi. Hakkın hatırını ali tuttu. Gülen’i bu son atraksiyonlarında asla haklı bulmadı; ona  Bediüzzaman’ın müspet hareket etme çağrısını, muhabbet fedaisi olma prensibini hatırlattı. Bunca işkence, bunca eza ve cefa çekmesine rağmen Bediüzzaman’ın anti devlet tavır ve söylemlere asla meyletmediğini örnekleriyle anlattı. Özellikle 7 Haziran ve sonrasında Hükümeti bütün gücüyle desteklediğini kamuoyuna deklare etti.

Geriye onlarca eser, binlerce talebe bıraktı. İnşallah onun rahle-i tedrisinden nasiplenen bahtiyarlar aynı yoldan iz sürüp gidecekler ve başlatılmış bütün bereketli çalışmaları sekteye uğratmadan devam ettireceklerdir.

Yüz binlerce insanın, hüsnü şehadet ile ahirete teşyi ettikleri Allah Dostu Hocamıza bu vesile ile sonsuz rahmet diliyor, yakınlarına, Nur Camiasına ve bütün ümmete sabırlar niyaz ediyorum.

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle