--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İşi sulandıranlar ve suyu bulandıranlar

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Suyu bulandıranlarla işi sulandıranlar, Fetullahçı Terör Örgütü denilen hain ve kanlı yapıyı temize çıkarmakta ittifak etmiş görünüyorlar. Milli dokuyu tahribe yönelik her türlü kirli oyunların oynandığı bir arenaya doğru hızla sürüklenmek isteniyoruz. 

FETÖ düşmanlığının bu kadar prim yapması, bazı aç kurtların da iştahını tahrik ediyor. Pay kapmada geç kalmışlık psikolojisi, üzerlerine ölü toprağı serpilmiş bazılarını, özellikle bazı ilahiyatçıları ebedi uykularından uyandırmış gözüküyor. Meğer, kükreyişi kendinden başka kimseyi titretmeyen ne aslanlar varmış; varmış da bizler elli yıldır onların varlıklarından bile haberdar değilmişiz. Onları ekranlarda görebilmek için demek ki, bizzat milletin ve devletin varlığına darbe vuran bir ihtilal gerekiyormuş; 15 Temmuz işgal hareketi bir kıyamet sayhasıyla bu ölüleri diriltmiş; diriltmekle de kalmamış, olacakları kırk sene evvelinden keşif ettiğini söyleyen birer ermişe dönüştürmüş. Meğer ki yanılmışız, onların sükûtları uzun soluklu sabırlarındanmış; haşa ki, ölü olduklarından ya da korktuklarından değilmiş. Be hey kendini uyanık sanan uyurgezerler..

15 Temmuz darbe girişimine kadar sessizliğini korumuş, iki tarafı da idare etmeyi marifet sanmış, elinden geldiği kadarıyla darbecilere çanak tutmuş ne kadar yarı hain, hain ve en hain varsa, bakıyorum da şimdi safın en önünde kavga vermişçesine rol kapmanın derdine düşmüşler; kendi varlıklarını ispat adına da,  bu güne kadar gerçekten de safın en önünde, Allah rızası ve ülke sevdasından başka hiçbir beklentisi olmadan çalışan, çarpışan insanlara çamur atarak, itibar kundakçılığı yaparak saldırıya geçmişlerdir. “Müminin ferasetinden korkun; çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” Hiç kimse, ihanetini bu nurlu nazardan saklayamaz. Müminin feraseti, en hassas mihenktir. Hele bu feraset kolektif hale gelmişse. Riya ve nifakın en küçük zerresi bile o mihenkten nasibini alır, kendini açığa verir, asla gizlenemez.

Suyu bulandıranlara bir örnek olması bakımından Adil Öksüz hainiyle ilgili yapılan son değerlendirmeleri gösterebiliriz. Onu, Fethullahçı Terör Örgütü dışında bazı iç- dış mihraklarla irtibatlandırma gayreti tam bir algı yönetimidir; darbe girişimini Gülen’den ayrıştırma gayretidir. Adil’in hâlâ yakalanmamış olmasını, onun belli istihbarat gruplarıyla ilgisi olabileceğine yorumlamak yerine, onu kollayanların istihbarat birimlerine çöreklenmiş örgüt elamanları olabileceğine yorumlamak daha isabetli olacağı kanaatindeyim. Yine Adil’i Gülen’den ayrı düşünmek ve ona bu ayrı formatta anlamlar yüklemek, Gülen’in Gülen’le hiçbir irtibatı yoktur deme ölçeğinde saçmalıktan öte hiçbir anlamı olmayan değerlendirmelerdir. Adil, Gülen’in kendisini temsilen darbede görevlendirdiği en yetkili sorumludur; ve bu gerçek, bunun dışındaki bütün yorumlara da kapalıdır.

İşi sulandıranlara gelince, bunlardan birincisi, uzun süre cemaat içinde kalmış; fakat tehlikeyi gördükten sonra yapıyla bütün ilgisini kesmiş bazı kişilerin, uyarıcı olmak ve bilgilendirmek kabilinden de olsa, ilke, ülkü, temel felsefe ve stratejiden mahrum ifadelere yoğunlaşmaları hatta kaş yapayım derken göz çıkarmalarıdır.

İkincisi ise, Paralel Yapıyı gösterip bütün cemaat ve tarikat erbabına saldırmak ve onları da hiçbir ayırıma gitmeden vatana, millete tehlikeli birer unsur gibi göstermek isteyenlerdir.

Hiç kimsenin, Kitap ve Sünnet ölçüleri içerisinde çalışan hiçbir cemaat ve tarikat ehlini kötüyü emsal gösterme yanlış kriteriyle töhmet ve zan altında bırakmaya hakkı yoktur, haddi de değildir. Kaynağını Kur’an’a ve Allah Resulünün sünnet-i seniyyesine dayandıran bütün hak ve hakikat yolcuları, bu milletin ve bu devletin inşasının temel harcıdır; onlarsız bir millet ve devlet düşünmenin imkânı da yoktur. Özellikle, birlik ve beraberliğe hava kadar, su kadar muhtaç olduğumuz böylesi hassas bir dönemde, her yönüyle itici, kışkırtıcı ve dışlayıcı ifade kullanan kişilerin, hangi klik, görüş ve düşünceyi temsil ediyor olurlarsa olsunlar, ben, asla samimiyetlerine inanmıyorum; onlara suret-i haktan görünen art düşünceli kişiler olarak bakıyorum.

Ne diyeyim, bazı insanlarda sinsilik müzmin nezleden farksızdır; geçer gibi olur tekrar başlar ve  hep böyle devam eder..

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle