--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hilafet ve yılanların dansı

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
Halife, ümmetin başı. Hilafet, ümmeti yönetecek kurumun kimliği. Ümmet olmadan hilafet beklentisi abesle iştigal. Önce, iman ve İslam birliğinin ete kemiğe bürünmüş hali olan ümmet oluşumunun gerçekleşmiş olması şart. İttihad-ı İslam hilafete liyakatin göstergesi. Üniter devlet, hilafete liyakatimizi kaybedişin faturası. Layık olduğumuzda hilafete geçiş aklen de siyaseten de mümkün. Fakat eski hal muhal, ya yeni hal ya izmihlal.
Tarihi seyri içinde, hilafet ilk otuz senesinde istenen kıvamda gerçeklik kazanmış durumda. Emevilerin elinde, iki buçuk senelik Ömer B. Abdülaziz dönemi hariç, hilafet sadece saltanat. Abbasiler döneminde de durum pek farklı değil. Selçuklular, Osmanlılar için hilafetin önemi sembolik. II. Abdulhamid hilafeti ihya cehdinin gerçek havarisi. Meşrutiyeti kabul ettiği dönemleri saymazsak onun hilafeti de otuz sene. Hilafetin ilk halkası ile son halkası arasında böylesi bir uyum söz konusu.
Abdulhamid cennetmekanın hal edilişi hilafetin bitişiyle eş anlamlı. 1908 kozmik inilti. Sarsıntısı hâlâ devam etmekte olan cihan depremi: Osmanlı’nın çöküşü.. Kaynarca anlaşması idbarımızın başlangıç şifresi. Biz, hem üç yüz senelik idbar takdirini hem de son yüz senenin kadir bilmezlik cezasını fiili olarak sonlandırmış bulunuyoruz. İkbalimizin doğum muştusu sancıların da habercisi. Mısır’da olanlar  böylesi bir sancı, Suriye’de yaşananlar böylesi bir sancı, Türkiye’de açığa çıkan son gerginlikler böylesi bir sancı..
Hasım güçleri tedirgin eden, söz konusu fıtri seyrin sonuçları.. İttihad-ı İslam ve onun hilafetle taçlanması. Yapmak istedikleri ise hayatı yitik bir  erken doğum.. Unuttukları ya da görmezden geldikleri gerçek ise hilafetin Türkiye’nin yed-i emininde bulunuşu..
Hoca bahçede yüzüğünü arar. Görenler yüzüğünü nerde kaybettiğini sorarlar. “Evde” der. Evde kaybettiğini niçin bahçede arıyorsun, diye sorduklarında da “Ev karanlık da ondan” cevabını verir.
Ortadoğu’nun yeniden yapılanmasının İngilizlere ihale edildiği açık. İngilizlerin hilafetle yakından ilgilendikleri -özellikle Anglikan kültünden gelen tecrübeler sebebiyle- herkesin malumu. Hilafetin Osmanlı dışına taşınması onlarda tarihi bir tutku.  Yakın geçmişte kendilerinin idaresine gönülden yatkın kişileri halife yapma teşebbüsleri, sonu hüsranla bitse de ortada. Mısırda olanları aynı tutkunun yeniden depreşmesi olarak görenler haksız sayılmazlar.. İhvan hareketinin nihai hedefiyle Selefilerin süregelen hedefi hilafette örtüşüyor. İngilizlerin başını çektiği güçler ise tercihlerini Selefilerden yana kullanıyorlar..  Yanılgı, Türkiye’deki yitiğin Mısır’da veya bir başka yerde aranması..
Aziz dostlar,
Layık olmadan kazanılan, müstahak olmadan kaybedilir. Onun için öncelikle hilafete layık bir ümmet olmanın gayreti içinde aktif rol almalıyız. Bu aktif rolün öncelikli şartı ise tekvini ayetleri doğru okumaktan geçer. Her hareket fıtrata ve adetullah gerçeklerine uyumlu olmak zorundadır. Bu uyum temin edilmediği sürece başarı beklemek yanlış ve yanılgılı bir beklenti olur. Allah emrinde elbette galiptir. Fakat bu galebenin bizde zahir olması, bizim liyakatimizle doğrudan irtibatlıdır. Ve ilahi adet çoğunlukla bizim liyakatimizi bir şart-ı adi olarak şart koşmaktadır. Müminler arasında kurulu birlik, beraberlik ve dayanışma bu şartlara dahildir. Sebepler dairesinin kurallarıyla, itikat dairesinin kurallarını birbiriyle karıştırmamak, her iki dairenin sonuçlarından istifadeyi kendi kurallarına uygun davranmakta aramak da yine bu şartlara dahildir. 
Hilafetin, Kitap ve Sünneti hayata geçirmekten ibaret olduğunu unutmamalıyız. Hilafet kuru bir saltanat iddiası değildir ve olamaz. Hilafet anlamını ve idealini kaybetmiş bir makama talip olmak değildir ve olamaz. Hilafet, “nasıl olursanız öyle idare olunursunuz” nurlu fermanıyla anlatılan hükmün, vahiy değerleriyle tekevvün etmiş pozitif toplum oluşumunda gerçekleşmesi vakasıdır ki, ilahi bir armağandır. Bu armağanı biz,  Rabbimizin bizi ona layık etmesi duasıyla yine Rabbimizden bekliyoruz. Bu nezih ve temiz armağanı, elleri kanlı, vicdanları karanlık devletlerin bahşişi olarak almak bizler için zillet göstergesi olması icap eder. Bir zamanlar Şerif Hüseyin’in düştüğü yanlışı ve çektiği zilleti daim hatırlamamızda fayda var.
Biz, yeni yıldızların turfanda ışıkları altında yıkanmak istiyoruz, hasımlarımız ise bizi ölmüş yıldızların kaynağı çoktan kurumuş ışıklarıyla oyalamak peşindeler.. Yılanların illüzyonist dansı bizi aldatmasın..

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle