--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hayırcılar dibe çakılırken..

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Avrupa, Osmanlı torunlarının ayak seslerini duymaya başladıkları günden beri sıtmalı gibi titreme histerisine geri döndü. İslam’a, Müslümanlara ve özellikle de Osmanlı torunlarına olan kin nefret ve düşmanlıkları yeniden nüksetti. Onları bu melankolik halden kurtarmanın çaresi de pek görülmüyor.

Son akla ziyan atraksiyonları bu devasız derde düşüşün bir göstergesi. Türkiye’den giden bakanlara yapılan akıl ve hukuk dışı muamelelerini, masum bir bekleyişle toplanmış Türk vatandaşlarının üzerine itli-atlı saldırılara geçmelerini başka türlü izah mümkün değil. Bunlar, bize olan kin ve nefretlerinden bütün imkân sınırlarını zorlayarak dışa vurabildikleri kısmı; içlerinde sakladıkları muğberlik sanırım cehennem öfkesine eşdeğer.

Bir de buna çok yönlü yıkılış, bitiş ve tükenişlerini ele veren olayların dilinde yankılanan siren seslerinin verdiği sersemliği de ilave etmemiz gerekiyor. Avrupa çıldırmış durumda. Ne zaman makul oldular ki? Göründüler; ama hiçbir zaman makul olmadılar. Sarkaçlarının ağırlık kütlesini hep kendi çıkar iplerine bağladılar. Davranışlarını yönlendirmede çıkarlarından başka bir değer de tanımadılar. Onların insani değerlerde mesafe kat ettiğini sananlar, bu faşist, bu cani yanları hortlayınca nasıl aldandıklarını, nasıl yanıldıklarını, nasıl bir serap uğruna ömür çürüttüklerini bir kez daha gördüler.

16 Nisan referandumunda hayır cephesini oluşturanlar arasında haçlı ittifakının da bulunuşu hiç şaşırtıcı değil. Hele bu cephenin en önünde FETÖ’nün konuşlanması beklenen bir netice. Avrupa’da kök salan zakkum ağacı şimdilerde acı, zehirli meyvelerini veriyor. FETÖ, 17-25 Aralık süreci sonrası Türkiye’de yaşadıklarını Avrupa’da yaşamaya başladı. Deşifre oluyor. Gücünü ele veriyor. Hiçbir devlet bu tür paralel güç yapılanmasını kabullenmez. Şimdilik kullanıyorlar; sonra tepelerine binecekler..

Avrupa’da çıkarılan gürültü tek boyutlu bir oyun değil. Gülen, dikkatleri oraya çekip Türkiye’de gerçekleştirmek istediği yeni ihanetleri perdeleme peşinde. Kullanılacak bazı aktörleri ikna ettiğini sanıyor, olabilir. Yanılıyor. Deneyeceği her şey onun başına 15 Temmuz’dan daha şiddetli dönecek. Gülen’in ölmekten veya gelip Türk adaletine teslim olmaktan başka çıkış yolu yok.

Referandumda evet demek, bir bakıma FETÖ yapılanmasını devletin bütün erklerinden söküp çıkarmak demek. Bunu en iyi bilen de yine Gülen. Kırk yıllık paralel devlet kadrolaşması ancak bu sayede boşa çıkarılmış olacak. Devletin beka sorununu kökten halletmenin başka çaresi de bulunmuyor. Gülen bu sonuca ulaşılmaması için elinde kalmış ne kadar tahrip gücü varsa bu arada kullanacağa benziyor. Yapacağı her ifsat çıkışı kendisi için intihar anlamına gelecek. Ne ki, ateş çemberi ortasında kalmış akrep refleksi Gülen için de kaçınılmaz sonuç olacağa benziyor.

İşin Avrupa yanına gelince, Bediüzzaman onları doksan sene evvel uyarmış. Diyor ki:

“Bil, ey ikinci Avrupa! Sen sağ elinle sakîm ve dalâletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzır bir medeniyeti tutup dâvâ edersin ki, “Beşerin saadeti bu ikisiyledir.” Senin bu iki elin kırılsın ve şu iki pis hediyen senin başını yesin ve yiyecek!”

Ve yine diyor ki: “Ey sefahet ve dalâletle bozulmuş ve İsevî dininden uzaklaşmış Avrupa! Deccal gibi bir tek gözü taşıyan 1 kör dehân ile ruh-u beşere bu cehennemî hâleti hediye ettin. Sonra anladın ki, bu öyle ilâçsız bir illettir ki, insanı âlâ-yı illiyyînden esfel-i sâfilîne atar, hayvânâtın en bedbaht derecesine indirir. Bu illete karşı bulduğun ilâç, muvakkateniptal-i his hizmeti gören cazibedar oyuncakların ve uyutucu hevesat ve fantaziyelerindir. Senin bu ilâcın, senin başını yesin ve yiyecek!”

Hayırcılar dibe çakılırken görünen manzara bundan ibaret.. 

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle