Gün kardeşlik günüdür
Gözlerine mil çekilmiş ama gibi olanları seyreden bir dünya; ve Mısır’da canlarını hak davaya adamış milyonlarca iman erinin yüzlercesinin şehit edilişi vakası.. Söz söylemek, söze düğüm vurmaktan daha zor.
General Sisi ve ekibinin akıbeti iyi görünmüyor. Zulmüm döl yatağında zafer beslenmez. Zulüm sadece zulüm doğurur. Ve ilahi adaletin, çarkını kıracağı zamana kadar zulmün kısır döngüsü zulümle devam eder gider. O zaman da çok uzak değildir. “Sabah yakın değil mi?” mealindeki ayet zulmün bitiş demlerini ilahi kurala bağlar. Geriye altı üstüne gelişi mukadder bir serüven kalır.
Azizleri zelil kılan serüvendir bu. Firavunları boğan, Nemrutları mağlup eden, Karunları yerin dibine batıran serüvendir. Zulümde yarışan, zulümde birbirini destekleyen toplumları da içine alıp sürükleyen anafordur bu serüven. Sisi’nin yaptıklarını destekleyen toplulukların böylesi bir girdaba sürüklenecek olmasından bir mümin olarak endişe duyuyorum..
Kardeşlerini katleden güvenlik güçlerinin, cephede düşmana galip gelmiş bir ordu coşkusuyla birbirlerini tebrik etmeleri, yakında başlarına gelecek büyük belanın etkisiyle zaafları hortlamış, hayvani güdüleri boşalmaya yüz tutmuş toplulukları andırır kötü görüntüler arz ediyor. Gaflet ki ne gaflet! Gaflet ki, umumi cezaya davetiye..
Orucunu meydanda tutmuş, bayramını meydanda yapmış ve demokratik haklarını talepten başka hiçbir eyleme karışmamış bu masum topluluk hangi suçun cezası olarak böylesine bir vahşetle katlediliyor? Ve yüzlercesi şehit düşmüş, binlercesi yaralanmış bu topluluk, niçin ve ne uğruna ateş kusan zalimler, ölüm yağdıran caniler karşısında bulundukları yeri, hürriyet solukladıkları meydanı terk etmiyor? Hey zalim, sen bu cesareti anlayamazsın. Çünkü her zalim gibi sen de korkaksın. Korkak dava adamı olamaz, sen de olamazsın. Dava adamı olmayınca da dava adamını ve onun cesaretini anlayamazsın..
Demokratik talebe silahla cevap veren zihniyetten hiçbir insani davranış beklenemez. Bu zihniyetin kendi çıkarlarından başka şeye hizmet etme gibi bir niyetleri de yoktur. Mısır, bir senelik demokrasi deneyimi dışında bu zihniyetten hep zarar görmüş ve görmektedir. Eğer, uluslar arası müdahale olmazsa bu zararın maddi- manevi çok korkunç boyutlara sıçrayacağı aşikardır. Bir iç savaşın sirenleri çalıyor. Ne ki kulaklarına kurşun dökülmüş sağır dünya bu sesi duymuyor..
Kahramanlık bir aşkın haldir. Onu aklın kanunlarıyla, nefsin kriterleriyle ölçüp tartamazsınız. İhvan ve destekçileri bu aşkın hali yaşayarak insanlık çapında bir tarih yazmışlardır. Sisi ve ekibi kısa bir süre sonra, ellerine mahcubiyetten, vicdan azabından başka bir şey geçmemiş halde tarihin çöp sepetine atılırken, söz konusu kahramanlar, kalplerde, zihinlerde ve tarihin şeref levhalı sayfalarında birer abide olarak, Allah’ın rızasını kazanmış bir halde ebet-müddet yaşayacaklardır. İşte yarışanlar bunun için yarışsınlar; işte gıpta edenler onların bu kazandıklarına gıpta etsinler..
Türkiye’nin devletiyle milletiyle Mısır’daki darbeye karşı ilkeli duruşu, hal ve istikbal bakımından isabetli olmuştur. Uluslar arası ilişkileri sadece menfaate endeksleyenler, elbette bu ilkeli duruştan rahatsızlık duymaktadırlar. Bir de insani hassasiyetleri sadece batı için harekete geçmeye kodlanmış bulunanlar var ki, onlar da bu ilkeli duruştan fevkalade rahatsızdırlar. Halbuki, Türkiye artık bir lider ülkedir. Liderlik için güvenilirlik, olmazsa olmaz ilk şarttır. Bu şartı hayata geçiren en önemli eylem ise ilkeli duruştur.
Akif Emre’nin “İhvan neye icbar ediliyor?” başlıklı yazısında dikkat çektiği bir konu bence de çok önemli: Müslüman Kardeşler teröre çekilerek meşru zeminden çıkarılmak isteniyor. Eğer bunu becerirlerse yüz senede ancak elde edilen başarı ellerinden çok rahat alınacaktır.. Eğer bunu becerirlerse Mısır kıyamete dek Sisi ve ekibini kukla gibi kullanan dış güçlerin inisiyatifinde kalacaktır.. Eğer bunu becerirlerse, bu Mısır dışındaki İslami çalışmalar için de bir emsal teşkil edecek, terör töhmeti bütün İslam alemindeki samimi çalışmaları sarmalına alacaktır..
Şartlar daha da ağırlaşacağa benziyor. Gün İhvan’ı destekleme günüdür. Gün oradaki şehitlerimizin ruhlarını şad edecek dayanışmaları gerçekleştirme günüdür. Gün, insanlık çapında gelmekte olan büyük bela ve musibetleri göğüsleme adına dua ile, istiğfar ile Rabbe iltica günüdür..
General Sisi ve ekibinin akıbeti iyi görünmüyor. Zulmüm döl yatağında zafer beslenmez. Zulüm sadece zulüm doğurur. Ve ilahi adaletin, çarkını kıracağı zamana kadar zulmün kısır döngüsü zulümle devam eder gider. O zaman da çok uzak değildir. “Sabah yakın değil mi?” mealindeki ayet zulmün bitiş demlerini ilahi kurala bağlar. Geriye altı üstüne gelişi mukadder bir serüven kalır.
Azizleri zelil kılan serüvendir bu. Firavunları boğan, Nemrutları mağlup eden, Karunları yerin dibine batıran serüvendir. Zulümde yarışan, zulümde birbirini destekleyen toplumları da içine alıp sürükleyen anafordur bu serüven. Sisi’nin yaptıklarını destekleyen toplulukların böylesi bir girdaba sürüklenecek olmasından bir mümin olarak endişe duyuyorum..
Kardeşlerini katleden güvenlik güçlerinin, cephede düşmana galip gelmiş bir ordu coşkusuyla birbirlerini tebrik etmeleri, yakında başlarına gelecek büyük belanın etkisiyle zaafları hortlamış, hayvani güdüleri boşalmaya yüz tutmuş toplulukları andırır kötü görüntüler arz ediyor. Gaflet ki ne gaflet! Gaflet ki, umumi cezaya davetiye..
Orucunu meydanda tutmuş, bayramını meydanda yapmış ve demokratik haklarını talepten başka hiçbir eyleme karışmamış bu masum topluluk hangi suçun cezası olarak böylesine bir vahşetle katlediliyor? Ve yüzlercesi şehit düşmüş, binlercesi yaralanmış bu topluluk, niçin ve ne uğruna ateş kusan zalimler, ölüm yağdıran caniler karşısında bulundukları yeri, hürriyet solukladıkları meydanı terk etmiyor? Hey zalim, sen bu cesareti anlayamazsın. Çünkü her zalim gibi sen de korkaksın. Korkak dava adamı olamaz, sen de olamazsın. Dava adamı olmayınca da dava adamını ve onun cesaretini anlayamazsın..
Demokratik talebe silahla cevap veren zihniyetten hiçbir insani davranış beklenemez. Bu zihniyetin kendi çıkarlarından başka şeye hizmet etme gibi bir niyetleri de yoktur. Mısır, bir senelik demokrasi deneyimi dışında bu zihniyetten hep zarar görmüş ve görmektedir. Eğer, uluslar arası müdahale olmazsa bu zararın maddi- manevi çok korkunç boyutlara sıçrayacağı aşikardır. Bir iç savaşın sirenleri çalıyor. Ne ki kulaklarına kurşun dökülmüş sağır dünya bu sesi duymuyor..
Kahramanlık bir aşkın haldir. Onu aklın kanunlarıyla, nefsin kriterleriyle ölçüp tartamazsınız. İhvan ve destekçileri bu aşkın hali yaşayarak insanlık çapında bir tarih yazmışlardır. Sisi ve ekibi kısa bir süre sonra, ellerine mahcubiyetten, vicdan azabından başka bir şey geçmemiş halde tarihin çöp sepetine atılırken, söz konusu kahramanlar, kalplerde, zihinlerde ve tarihin şeref levhalı sayfalarında birer abide olarak, Allah’ın rızasını kazanmış bir halde ebet-müddet yaşayacaklardır. İşte yarışanlar bunun için yarışsınlar; işte gıpta edenler onların bu kazandıklarına gıpta etsinler..
Türkiye’nin devletiyle milletiyle Mısır’daki darbeye karşı ilkeli duruşu, hal ve istikbal bakımından isabetli olmuştur. Uluslar arası ilişkileri sadece menfaate endeksleyenler, elbette bu ilkeli duruştan rahatsızlık duymaktadırlar. Bir de insani hassasiyetleri sadece batı için harekete geçmeye kodlanmış bulunanlar var ki, onlar da bu ilkeli duruştan fevkalade rahatsızdırlar. Halbuki, Türkiye artık bir lider ülkedir. Liderlik için güvenilirlik, olmazsa olmaz ilk şarttır. Bu şartı hayata geçiren en önemli eylem ise ilkeli duruştur.
Akif Emre’nin “İhvan neye icbar ediliyor?” başlıklı yazısında dikkat çektiği bir konu bence de çok önemli: Müslüman Kardeşler teröre çekilerek meşru zeminden çıkarılmak isteniyor. Eğer bunu becerirlerse yüz senede ancak elde edilen başarı ellerinden çok rahat alınacaktır.. Eğer bunu becerirlerse Mısır kıyamete dek Sisi ve ekibini kukla gibi kullanan dış güçlerin inisiyatifinde kalacaktır.. Eğer bunu becerirlerse, bu Mısır dışındaki İslami çalışmalar için de bir emsal teşkil edecek, terör töhmeti bütün İslam alemindeki samimi çalışmaları sarmalına alacaktır..
Şartlar daha da ağırlaşacağa benziyor. Gün İhvan’ı destekleme günüdür. Gün oradaki şehitlerimizin ruhlarını şad edecek dayanışmaları gerçekleştirme günüdür. Gün, insanlık çapında gelmekte olan büyük bela ve musibetleri göğüsleme adına dua ile, istiğfar ile Rabbe iltica günüdür..







