Gülen’in siyasi yoldaşlarına..
Siyaset, duygusallığı ve dalgınlığı kaldırmaz. Siyasette hüsnü zanna yer olsa da ademi itimat esastır. Hele, iktidar söz konusu ise. O zaman hassasiyetleri birkaç misline katlamak zaruri olur. İktidar, infirat ister. İktidarın en nefret ettiği şey ortaklıktır.
Siyasetin ve iktidarın tabiatında var olan özellikleri, sadece onu temsil edenlere has zannetmek ancak bir yanılgıdır. İktidarı hakim olma insiyaklarından ayrı düşünemezsiniz. Töhmet örsüne yatanın tenkit çekicinden sızlanmaya hakkı yoktur. Olayları yaşayanların da, siyasi olaylar üzerine tahlil yapacakların da bu temel ilkeleri her zaman göz önünde bulundurması gerekir.
Bülent Arınç, Abdullah Gül, Hüseyin Çelik, Sadullah Ergin gibi isimlerin Ak Parti’nin kuruluşundan bugüne önemli hizmetleri olduğu doğrudur. Fakat onların, bu emeklerinin siyasi karşılığını fazlasıyla aldıkları da doğrudur. Bundan böyle de maziyi eşeleyip, deşeleyip milleti onlara borçlu gibi gösterme söylemleri, her aklıselimi, her hasbi millet evladını rencide eder ve etmektedir.
Ak Parti bir siyasi hareket olduğuna göre orada siyasetin argümanları geçerli olması gerekir. Eski dostlukları, eski hatıraları anlatarak siyaset yürütülmez. Ve mazide yaşananların hiçbiri, el an yapılan yanlışlara barınak yapılamaz. Siyasette, onun için bir gün bile uzun bir süreç kabul edilir. Hükümler de bu sebeple yaşanan ana göre verilir.
Dünyayı bir padişaha çok iki padişaha az gören Yavuz Sultan Selim Han, iktidarı yönetmede pasif bulduğu babasıyla iki defa harp etmiş; birincide mağlup ikincide galip olmuştur. İlk savaşında da ölümden kıl payı kurtulmuştur. Hükümdar olunca da haklı gerekçelerle kardeşi Korkut’u öldürtmüştür. Hiç kuşkusuz Korkut hükümdar olsaydı o da Yavuz’a aynı şeyi yapardı. Çünkü devleti idarede duygusallığa yer yoktu.
MHP’li bazı dostların talepleri üzerine yaptığımız sohbetlerde, bana düşüncemi soranlara da aynı şeyleri söylüyorum, soran olursa yine aynı şeyleri söylemeyi sürdürürüm.
MHP homojen yapılı, ideolojik yanı ağır basan bir siyasi harekettir. Bu yapıyı Rahmetli Türkeş’ten devralan kadro ve kişiler de şimdiye kadar devraldıkları emaneti kendi istidaları ölçüsünde bugüne kadar taşımışlar, taşımaya da devam etmektedirler. Şimdi hariçten birileri bu partiyi kuşatmak istemekte, bazıları da içerden onlara destek vermektedir. Burada idareci kadronun korunma refleksi göstermesinden daha normal ne olabilir? Hem MHP’nin milli genlerimizi koruma adına üstlendiği misyon korunma refleksinin maksimal düzeyde seyrini gerektirmez mi?
Her gün duamda andığım bir siyasi lider olan Turgut Özal’ın yaptığı en büyük yanlışlardan birisi de ANAP’ı kuşatan Liberallere olması gerekenden fazla alan açmasıdır. Bunu ona telkin edenler eşi Semra Özal’ı kullanmışlar, o da duygusal davranarak bu taleplere geçit vermiş hatta geçit vermekle de kalmamış, desteklemiştir. Aynı duygusallığa bir başkasını da eklemiş, Semra Özal’ı önce İstanbul İl Başkanı, sonra da Parti Başkanı ve Başbakan yapma niyetiyle bazı teşebbüslerde bulunmuştur. Aslında o gün Özal, kendi elleriyle kurduğu partiyi de bitirmiştir.
Semra Özal, niçin aktif siyasete girmek istediğini dillendirirken o gün kendisine hiç de inandırıcı olmayan bir mazeret bulmuş, Çankaya Köşkünde işsizlikten sıkıldığını onun için aktif siyasete girmek istediğini söylemiştir.
Şimdi MHP’de siyaset yapan bir hanımefendinin önce parti başkanı sonra Başbakan olma arzusuyla ilgili sarf ettiği mazeret gerekçeleri ile Semra Özal’ın mazeret gerekçeleri arasında ilinti kurmak niyetinde değilim. Ayrıca özentisinin Semra Özal gibi olmak değil Tansu Çiller gibi olmak olduğunu bilenlerdenim. Fakat aradaki farklı kıyası dolduramayacak bir noktada bulunduğunu da burada hatırlatmak isterim.
Cemaatin MHP’yi kuşatma hevesinde olduğunu senelerce önce ifade ettim. Şimdi herkesin kabullendiği bu vaka memleketimizin siyasi hayatını nasıl olumsuz yönde etkilemeyi amaçladığı da artık bilinen bir gerçek. MHP’nin samimi gönüllüleri bu oyuna gelmemeli, parti içi istikrarı sarsacak her türlü talep ve gayretten uzak durmalıdır.
Hep söyledim, söylüyorum: Gülen, siyasi başarısı sıfır bir insandır. Bugüne kadar hangi partiyi, hangi siyasi kişiyi samimi olarak iltizam etmişse o parti, o kişi bitmiştir, tükenmiştir. Ak Parti istisnadır; çünkü Ak Parti’yi iltizamda samimi olmamıştır.
Siyasi başarısına olumlu bir not alabileceği tek atraksiyonu, Semra Özal’ın İstanbul İl Başkanlığına karşı gelmesidir. Seçim öncesi Cemaate bütün güç ve dinamiklerini kullandırmış, İstanbul delegelerinin ve ANAP’taki tanıdıkların bire bir markaja alınmasını ve Semra Özal’ın engellenmesini istemişti. İşte bu kadarcık bir siyasi meselede dahi başarılı olamadı; Semra Özal seçimi kazandı. Onunla yol arkadaşlığı yapmaya niyetlenen bütün siyasilere bu vesile ile bir kere daha duyurulur; siyaseten sonunuz hüsran, akıbetiniz bitiş, tükeniş olur..







