Gülen’de Putin aşkı sorunsalı
Ümmet enerjisinin içe dönük çatışmalarla tüketilmesini temin Batılıların bize tatbik ettikleri klasik oyun ve tezgahlardan biridir. Dün böyle olmuş; ümmet etnik, mezhep ve meşrep ihtilafından kaynaklanan zayıf yanlarını onların hizmetine vermiş, Batılılar da bu acizliği zerre kadar israf etmeden son limitine kadar kullanmışlardır. Bu gün de aynı şeyler olmakta, kendimize gelme gibi bir diriliş yaşayamazsak şu teslimiyetçi ölü halimizle yarın da aynı şeyler olmaya devam edeceğe benzemektedir.
Dış müdahalelere bu kadar açık bizim gibi toplumların payidar olmasının ilk adımı, kendimiz olmaya karar verme dirayetini göstermek; sonra da bu doğrultuda en rasyonel adımları bir bir atarak hedefe doğru ve istikamet çizgisinde yürümektir.
Kendimiz olmak demek, kendimize yeterliliğimizi sağlama almak demektir. Kendimize yeterliğimizi sağlama almak demek, hayatı kucaklayan bütün ünitelerde başkasına olan bağlılık ve bağımlılıktan kurtulmak, bizi aksine zorlayacak etki ve etkenlerden arınmak demektir.
Meseleyi güncelleştirdiğimizde, şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu olumsuz olaylar ağına hapsedilmek istenmesini, işte böyle bir kendi oluş hamlesini engellemeye matuf karşı duruş olarak okumamız gerekir.
Bu karşı duruşun asıl aktörleri Bizans zihniyetinin son temsilcileridir. Ne ki onlar bu ameliyede sadece taşeronlarını değil aynı zamanda kendi klonlarını da kullanmaktadırlar. İşte bizim için işin en zor yanı da bu klonları tespit edip ayıklamaktır. Onlar, dış görünüşleri, suretleri bize benzeyen, düşünce yapıları ve hayat felsefeleri bakımından Batılının tam bir kopyası olan bukalemun karakterli kişi, kurum ve kuruluşlardır; bu sebeple de keşfedilmeleri, deşifre edilmeleri, tasfiye edilmeleri oldukça zordur. Zordur, fakat bütün bunlar yapılmadıkça da bizim kendimiz olma hamlemizde başarılı olmamız imkansızdır.
Gülen’i klonlanmış kişiye, cemaatin kurduğu ya da ele geçirdiği kurum ve kuruluşları da klon kurum ve kuruluşlara örnek verebiliriz. Başta Türkiye olmak üzere bütün İslam ülkelerini bu haçlı klonlarından kurtarmadıkça, arındırmadıkça, temizlemedikçe ne Türkiye’nin ne de diğer İslam ülkelerinin birer koloni ülke olma durumundan kurtulmaları imkansız denecek ölçüde zordur. İşte Türkiye bu zoru başarmanın sıçramalarını yapmakta, onlar da bize bu sıçramayı yaptırmamak için üzerimizde her türlü ihanetin serbest oyunlarını denemektedir.
Gülen’in bana anlattığı hayat hikâyesinde, son günlerde yaptıklarının çağrışımıyla iki husus dikkatimi çekiyor. Bunlardan birisi, çocukken yaşadığı uyurgezerlik hali. Akşam kendi evinde uykuya yatan çocuk Gülen’i sabah halasının evinde uyur bulurlar. Bu hal o kadar çok tekrar eder ki, artık onun bu hali kimsenin dikkatini bile çekmez olur; ilk günlerdeki aile tedirginliği biter, Gülen gittiği halasının evinden sabah evine kendisi döner.
Gülen’in çocukluğunda yaşadığı uyurgezerlik hali, büyüdükten sonra yüzergezer hale dönüşmüştür. Önceleri bizleri tedirgin eden, şaşırtan bu hal artık ne tedirgin etmekte ne de şaşırtmaktadır. Gülen, Amerika’dan İsrail’e, oradan Almanya’ya, İngiltere’ye, oradan da Rusya’ya yüzergezer gidip gelmektedir. Kendisi açısından işin acı tarafı, cazibesini kaybetmiş alüfteler gibi, pazarlanmakta zorlanması, eskisi kadar müşteri bulamamasıdır. Son görüntülerde bir “yanaşma” tarzıyla Putin’e işvelerde bulunması böylesi bir zorlanmanın göstergesidir.
Dikkatimi çeken ikinci husus da zaten bu durumla biraz irtibatlı. Gülen çocukken fasih bir dille Rusça konuşurmuş. Ne konuştuğunu önce kimse anlamamış, aile bireyleri korkmuşlar. Sonra Rusça bilen birisi konuştuğunun fasih bir Rusça olduğunu söylemiş.
Reenkarnasyona inanmadığımız için biz bu hali Büyük Petro’nun ruhunun yeniden bedenlenmesi, diye yorumlayamayız. Fakat yaşanmış bu hali de hepten yok sayamayız. Gülen, niçin kendine iftira edip yalan söylemiş olsun ki? Bilgi-ilgi alanım olmadığı için bu konuda hüküm verici bir yorumda bulunamam. Fakat anlatılandan benim anladığım Gülen’e küçük yaşta Rusça bilen bazı görünmez süfli varlıkların musallat olduğudur. Benimkisi sadece tahmin. Fakat son günlerde onda görülen aşırı Rusya sempatisi, Putin aşkı da pek yabana atılabilecek karine değil.
Klon kurum ve kuruluşları da bir başka vakitte konuşuruz..
Not: www.cevaplar.org’da Salih Okur Bey benimle yaptığı Risale-i Nur ve Bediüzzaman Hazretlerinin misyonu başlıklı kapsamlı söyleşiyi yayımlamaya başladı. İlgilenenlere duyururum.







