--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

GÖRÜNEN KÖY..

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Sürpriz yok. Bayrağı, Binali Yıldırım devraldı. Hayırlı olsun. AK Parti’nin temel stratejisinde ne değişim ne de dönüşüm söz konusu değil. Beklenen, sonuca götürücü hamlelerin hızlanması. Yıldırım’ın icra adamı özelliğinin bütün yorumlarda öne çıkarılması söz konusu beklentiye verilen en somut cevap. Başkanlık sistemine geçiş, hızlanması beklenen hamlelerden en önceliklisi. Elbette terörle mücadele kararlılığı ve azmi de öyle.

Dış siyasetteki gerilimlerin yavaş yavaş nabzının düşürülerek normal seyrine döndürülmesini de bu meyanda hatırlamamızda fayda var. Türkiye, bir süredir iç-dış baskıların yönlendirmesiyle oluşan kâbustan bir an evvel kurtulmak zorunda. Bu baskı gruplarına mümaşat politikasının anlamsızlığı, saçmalığı hatta mazarratı ortada.

Siyaseten de ancak kendimiz olmak zorunda olduğumuzu, her biri için ağır bedeller ödediğimiz olayların acı dilinden bir kez daha öğrenmiş bulunuyoruz. Kendi varlık gerekçemize uygun bir siyasi yol haritası çizmek ve bu yol haritasının amansız savunucusu ve koruyucusu olmak ilkesini hayata yorumlamak mecburiyetindeyiz.

Böylesi bir hamuleyi kaldırmak ise ancak birlik, beraberlik ve iç ahengin varlığıyla mümkün olabilir. Hiçbir siyasi hareket aynı anda iki lideri içinde barındırmaz. İşte önce ahengin, sonra da birlik ve beraberliğin çöküşe geçişi bu fıtrat kuralına uyulmadığında gün yüzüne çıkmaya başlar. Ahmet Davutoğlu bayrağı devraldığında bu satırların yazarının ilk uyarısı bu noktada olmuştu. Kendisinden emanetçi olmayı içselleştirmesini talep etmiştim. Yine aynı şeyi tekrarlamak zorundayım: AK Parti’nin başına hangi istidat ve kabiliyet geçerse geçsin, emanetçi olmayı kabullenmeli, tavır ve hareketlerini ve bunlara bağlı olarak salahiyet ve sorumluluklarını ona göre belirlemelidir. Şu kesinlikle bilinmelidir ki, teorikte hangi kurallar benimsenmiş olursa olsun, pratikler bize hep fıtrat kurallarının geçerli olduğunu söyler. İktidar ortak kabul etmez. Bir köyde iki muhtar, bir vilayette iki vali olmaz..

Herkesin söylediği ve herkesin bildiği bir gerçeği tekrar etmeyi zait görürüm. Lakin önemli olduğunu düşündüğüm için bir de ben tekrar etmiş olayım: Seçilmiş Cumhurbaşkanı açılımını, başkanlık sistemiyle taçlandırmadıkça, iki başlılık sendromunu atlatabilmemiz mümkün değildir. Partili Cumhurbaşkanı ya da yarı başkanlık sistemi de çare olmaktan uzaktır. Biz mutlaka kendi fıtratımıza, kendi tabiatımıza uygun tecrübelerden istifade ile revize edilmiş bir başkanlık sisteminde karar kılmak zorundayız.

Dürümlü katliamı ile ilgili olarak Mehtap Yılmaz’ın iman dolu, heyecan yüklü yazısında söylediklerine, Ali Karahasanoğlu’nun konuyla ilgili kaleme aldığı yazılarındaki hassasiyetlerin bütününe aynen katılıyorum. Bütün şehitlerimizle birlikte orada şehit verdiklerimize Allah’tan sonsuz rahmet, mağfiret dilerken; terörün faillerine, azmettiricilerine, destekçilerine, yönlendiricilerine, yöneticilerine ve de özellikle paralel ihanet çetesinden bu konuda aktif rol üstlenenlerin bütününe Cenab-ı Hakk’ın gazabının ve kahrının tecellisini niyaz ediyorum.

Üç tonluk patlayıcıyı infilak ettirerek on altı cana kıyan bu canilerin insanlıkla hiçbir alakaları yoktur. Kendileri için mücadele verdiklerini iddia ettikleri insanları acımasızca katleden bu vahşilerin, hiçbir ülkü ve davayla da ilgileri olamaz. Bunlar satılmış mahluklardır; bunlar hayvandan daha aşağı yolun yolcusu sapıklardır.

Aziz dostlar, gündelik olayların yoğunluğundan, gerçek gündem konumunda değerlendirmemiz gereken konular maalesef yazılarımızda tali derecede kalmaktadır. Halbuki bu gece Berat Kandili. İlk ve en önemli konumuz bu gecenin ihyası olmalıydı. Yine de gecikmiş sayılmayız. Bu geceyi bol bol namaz kılarak, Kur’an okuyarak ve bütün ümmeti kuşatacak ölçüde dualar ederek geçirelim, Rabbimizden idbarımızı ikbale döndürmesini niyaz edelim.

Önemli Not: Bilvesile tanıdığım diş doktoru Talat Buğur’un büyük gayret ve çabaları sonucu bundan böyle, diş hekimliği, ortopedi, beyin ve omurilik cerrahisinde tamamı ithal olarak kullanılan kemik tozu artık domuz yerine danadan üretilecek. Yani, daha önce kimsenin aklına gelmediği için sormadığı, sorulmadığı için de hekimlerin açıklamadıkları domuz kaynaklı kemik tozu kullanımına bu vesile ile son verilmiş olacak. Gayret ve başarılarından dolayı Dr. Talat Buğur’u ve çalışma arkadaşlarını tebrik eder; İslami hassasiyet gerektiren bu tür çalışmaların devlet ve millet nezdinde de paylaşılmasını diler ve öneririm.

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle