Garipler Hareketi
Peygamber Efendimiz, “Din garip başladı, bir gün yine garip olacak. Müjde olsun gariplere. Onlar insanların ifsat ettiklerini ıslah edenlerdir” buyurur.
Sanırım, dinimiz, zuhur ettiği günden bu yana şimdiki kadar garip kalmamıştır. Dinin sahip çıkanı çok az görünüyor.
Islah, zordur, zorlardan zordur. Bir bina saniyede yıkılır, fakat inşası aylar, yıllar alır. Bütün dini ve manevi değerlerimiz, birileri tarafından yıkıma uğrarken, onları tekrar inşa edip yaşanır hale getirmek bu bakımdan zor ve uzun süreli çalışmalar gerektirir. Hele, tahripçiler, dünya çapında bir organize ve sisteme ulaşmışken, onların tahribatını tamir ve tashih, olağanüstü bir gayret ve mucize çapta bir inanmışlık ve aynı ölçekte bir adanmışlık eşliğinde ancak gerçekleşebilir.
Verimlilik ve kalıcılık bağlamında bu müspet çalışmaların mutlaka bir harekete dönüştürülmesi de sosyolojik anlamda kaçınılmazdır.
Hareket ilke merkezlidir; kişi veya lider merkezli değildir.
Hareket, bir model topluluk tarafından temsil edilir, fakat bir topluluk tarafından sevk ve idare edilmez. Model toplum kaç jenerasyon varlığını devam ettirirse hareket de o süre ölçüsünde canlılığını ve devamlılığını korur. Model toplulukta görülen her arıza ve eksiklik harekete geometrik ölçekte yansır. Model topluluk tükendiğinde hareket de tükenir.
Harekette gaye ve idealler öne çıkar, toplumun motivasyonu bu gaye ve ideallere yönelik meyil-ihtiyaç-iştiyak, incizap ve imtisal kavramlarıyla anlatılabilecek muhteva ile temin edilir. Bu kavramlarda vuku bulacak her arıza ve eksiklik motivasyonu gevşetir; motivasyonun gevşemesi, rahat ve rehavetle yer değiştirmesi sonucunu doğurur. Bu da gaye ve idealde kopmaları netice verir. Gaye ve idealden kopuş hareket için bitiş ve tükeniş anlamına gelir.
Hareket, her istidat ve kabiliyeti, her seviye ve konumdaki insanı bünyesinde barındırabilecek külliyet ve umumiyete sahiptir. Bu ihata ve kuşatıcılığa sahip olmayan çalışmalara hareket denmesi yanlıştır.
Harekette büyümeler yatay olur, dikey değildir. İçinde hiyerarşik yapı taşıyan çalışmalar da yine hareket olmaktan uzak çalışmalardır.
Hareket, hayatı bütün alanlarıyla dolduracak genişlikte bir faaliyetler bütünüdür. Ne sistem ne ekol ne de diğer kavramlar bütünüyle hareketi ifade edemezler.
Dine hizmetin en başarılı yolu, çalışmaları bireysellikten veya kurumsallıktan kurtarıp harekete dönüştürmek ve işin başında, ortasında, sonunda onu daima müspet harekette sabitleştirmektir. Yani, daima ıslah taraftarı olmasını, hiçbir zaman yıkıcılığa, bozgunculuğa meyil etmemesini değişmeyen prensiplerle sağlama almaktır.
Hareketi, cemaat haline getirmek büyük yanlış, onu külte dönüştürmek ise en büyük cinayettir. Kült, paralel devlet olduğu kadar paralel bir din de demektir. İşte FETÖ böylesi bir kültün adıdır. Fakat onun dine olan tahribi henüz bakir bir konu olarak ilgilenecek garipleri beklemektedir. FETÖ’nün devlete yaptığı tahribi tamir on seneyi aşkın sürmüş ve hâlâ da devam etmektedir. Dine yaptığı tahrip ise belki yüz yıl sürecektir.
Daha fazla vakit kaybetmeden, FETÖ ile mücadele sadece devlet alanıyla sınırlandırılmamalı; mutlaka dini alana da çekilmelidir. Bu yıkıcı kültle mücadele, kişisel ve kurumsal teşebbüslere hasredilmemeli, Müslümanım diyen herkesi içine alabilecek kuşatıcılıkta bir hareketle gerçekleştirilmelidir. İsterseniz bu harekete, sözün başında aktardığım hadis-i şeriften mülhem “Garipler Hareketi” de diyebilirsiniz.







