--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fitne körükleniyor…

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

İslam’ın zeki evladı Araplar birbirlerine düştüler. Hepsinin diplomatik ortak paydası İngiliz siyasi mektebinden mezun olmaları.. Beklerdik ki, bu siyasi kariyeri İslam ittifakı lehine kullansınlar ve İslam’ı dünyanın dört bir yanına yayarak hakim kılsınlar. Fitne tamamen yok olup, din karışıksız, katıksız Allah’a has hale gelinceye kadar mücadelelerini sürdürsünler; ve ümmetin Arap olmayan milletlerine de bu konuda örnek teşkil etsinler..

 Ama tam tersi manzaralar görüyoruz. Onları bizim bağrımızdan koparıp alanlar; ayrılık adına ne öğrettilerse, kendi aralarına da aynı cinsten fitne tohumları ekmeyi asla ihmal etmediler. Şimdilerde zakkum misali bu ekinlerin hasat vakti geldi; Ortadoğu’nun kronik hainleri olgunlaşmış fitne başaklarını devşirmekle meşguller..  

Kurdun istediği sarı inek, öyle anlaşılıyor ki, şimdilik Katar. Onun işini bitirdikten sonra sıra diğerlerine de gelecek. Katar’la diplomatik ilişkilerini sonlandıran diğer Arap Ülkelerinin ileri sürdükleri gerekçeler hiç de inandırıcı değil: Teröre destek.. Fakat şu an itibariyle en tesirli atf-ı cürüm de yine o. Bizim için de aynı itham ve iftirada bulunuldu. DEAŞ’ı finanse ettiğimiz söylendi, onları eğittiğimiz dillendirildi. Halbuki hasımlarımız bize bunları söylerken DEAŞ’a karşı en amansız mücadeleyi yine biz veriyorduk. 

Türkiye, bu konuda hassas olmalı; ve kesinlikle iki bloktan birine dahil olmaktan kaçınmalıdır. Katar’ın haklarını korumalı; fakat asla Katar’la ayrı bir ittifak içine fiili olarak girmemelidir. Bizim Katar’la olan iyi ilişkilerimiz adına, bu tür olayların aslında bizi hedef alan oyunlar olabileceği asla unutulmamalıdır. Yakın dönemde Irak ve Suriye’de meydana gelen olayların dili bize bu ibretli dersi ihtar ediyor. Zaten Türkiye bu istikametli orta yolu tercih etmiş bulunuyor. Mevcut diplomatik dil ve üslup sonuna kadar kullanılmalı, küçük çapta da olsa bir eksen kayması yaşanılmamalıdır.

FETÖ ile mücadelede gelinen nokta elbette bir başarıdır; fakat hukuki sürecin çok ağır işlemesi hâlâ yargıda çöreklenmiş önemli miktarda örgüt elemanının mevcudiyetini ve faal halde bulunduğu gerçeğini ifşa etmektedir. 

Haklarında yakalama kararı çıkarılan ve içlerinde Fetullah Gülen’in de bulunduğu 130 kişinin vatandaşlıktan ihracı sürecinin devreye sokulması meselesi örgüt üyeleri adına nasıl bir yaptırım etkisi yapacak, bunu önümüzdeki günlerde göreceğiz.  Lakin şu bir gerçek ki, FETÖ, gün geçtikçe sadece Türkiye için değil bütün İslam alemi, hatta bütün insanlık için öldürücü zehir olma noktasında negatif yönde mesafe kat etmektedir. Bu durum da bize gösteriyor ki, FETÖ’yü organize eden ya da sonradan ele geçiren dış güçler ve içimizdeki hain işbirlikçileri bu melun örgütü daha uzun süre bizim ve insanlığın başına musallat etme niyetindedirler.

Mahkeme zabıtlarına geçen pişkin ifadeler; hukuki zemin içinde çok yönlü tescillenmiş oldukları halde örgütle ve 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle irtibatlarını, iltisaklarını ret ve inkara kilitli halleri içinden geçilen süreci sulandırma ve iç çözülmeyi durdurma gayesine matuf atraksiyonlardır. Fakat hukuki sürecin sonuna yaklaşıldıkça ciddi bir moral çöküntüsüne uğrayacaklarından benim kuşkum yoktur. Çünkü çok azı müstesna bunlarda dava adamı şuuru, mefkureye bağlı iman gücü  mevcut değildir.. Çoğunun Gülen’e bağlantısı basit dünya menfaatleri uğrunadır. Bu irtibat, aksi işlevler görmeye başladığında çoğu için anlamsızlaşacak, uğruna fedakarlık yapmaya değmez bir metaa dönüşecektir.  

On bine yakın örgüt elemanının itirafçı olduğu söyleniyor ki, bu sayıdaki taktiksel katılımları yüzde doksan kabul etsek bile mevcut rakam yine çoktur ve bunlardan elde edilen bilgiler devletin mücadelesini finale taşımaya yetecek keyfiyete sahiptir. Bir de bu ölçüde fire vermiş örgütün kendi içindeki inandırıcılığı oldukça aşınmış demektir ki, bu çapta bir aşınmayı örgütün yeniden telafisi asla mümkün değildir, asla mümkün olmayacaktır.   

Haçlı zihniyeti, asırlardır, Müslümanı İslam’dan koparmanın oyunlarını denedi durdu. Kısmen başarılı da oldu. Fakat ilahi inayet, bir asil damarın hep İslam’ın iki ana kaynağı Kitap ve sünnet ile irtibatını korudu muhafaza etti. İslam’ın genleriyle oynayıp Ilımlı İslam yaftasıyla bir din uydurma peşine düştüler. İçimizden çıkmış FETÖ denilen Süfyan’ı bu konuda ikna da ettiler. Ne ki Cenab-ı Hak FETÖ’nün küp içinde sakladığı bütün pislikleri önce dışa sızmış haliyle ortaya döktü, sonra da küpü kırarak bu pislik yığınını  herkesin görüp bilmesini  temin etti. 

Artık saldırıları, İslamsız, Müslümansız  bir dünya kurmak adınadır. İçte ve dışta fitneyi körükleyenlerin  derdi, muradı budur. Ama ilahi hesap, kader çarkını İslam’ın yeryüzü hakimiyeti adına çevirmiş bulunmaktadır.  O’nun takdirini tebdil edecek hiçbir güç de yoktur.

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle