--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Evet bizim ebet bizim elbet bizimdir

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan

Yarın tarihi bir günü idrak etmiş olacağız. Aylardır süren kampanya artık nihayete eriyor. Bu millet ya iki asırlık pranga ve zincirlerinden kurtulmak ya da birkaç asrı daha müstemleke zihniyetiyle heba etmek üzere bir karar verecek. Evet birinci şıkkın, hayır ise ikinci şıkkın kabul mührü olacak.

Kampanya süresince Avrupa ülkelerinin sürece müdahil halleri, bize bu meselenin ciddiyetini ve istiklalimizle, istikrarımızla ne derece yakından irtibatlı olduğunu haykırıyor. Bizi müstemleke halimizle kabullenen Batı, çılgın feveranların hain ve çılgın oyunlarını oynuyor. İki asırdır devlet mekanizmasına çöreklenmiş dış mihrakların kovanına çomak sokuyoruz. Onlar da can havli refleksini bize yaptıklarıyla göstermeye çalışıyorlar. Bizden böylesi bir cesaret hamlesi beklemiyorlardı. Gafil yakalandılar, ters köşe oldular.

Piyonlarının da yapacağı bir şey yok. Çünkü evetle ilgili bunca haklı gerekçenin karşısında “hayır”a dayanak edecekleri tek bir gerekçeleri yok. Tek adamlık olacakmış, diktatörlük olacakmış, dolap beygiri gibi dönüp durdukları merkez argümanları bundan ibaret. Nasıl öyle olacakmış denildiğinde yutkunup durmaktan başka verdikleri bir tepki de yok. Bu kadar yoktan bir varlık çıkması da elbette imkansız. Onun için de sonuç şimdiden belli. 

Onlara göre bir de devlet teamülü diye bir şey kalmamış. Teamülden kasıtları halkı adam yerine koymamak, dediğim dedik aklıyla çalışan robotlara dönüşmek. Artık milletin adam sayılacak olması tek adamlıksa bu doğru. Maksat diktatörlükse, şimdi evet cenahında bulunanlar zaten bu tür diktatörlerin amansız mazlumu. Bütün gayretleri, bütün çabaları da ülkeyi diktatörler vesayetinden kurtarmak. Elbette bu, gölge diktatörlerin hoşuna gitmeyecek bir durum. Ama yapacakları bir şey kalmadı. Günleri insanlar arasında döndürüp duran sonsuz güç, ikbalimize emrini vermiş bulunuyor. Biz de bu emri, olayların ak nasiyesinde, yazılı bir metni okur gibi okuyoruz. “Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılabatı içinde en yüksek gür seda İslam’ın sedası olacaktır” muştusunu, şimdilerdeki okuyuşlarımızı da ona katarak tasdik ediyoruz.

Hayır tercihini en güçlü şekilde savunma mevkiini işgal eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz kanlı darbe teşebbüsü gecesi havaalanından kaçışını ispat eden belge ve ifadeler temsil edilen zihniyetin hal-i pürmelalini ele vermesi bakımından çok önemli. Rehberi karga olanın burnunun nerden çıkmayacağı malum. 

Türkiye’de bir darbe olsa tankların üzerine ilk çıkacak kişinin kendisi olacağını söyleyen bir kişinin darbecilere dil döktükten sonra arkasına bakmadan kaçışı onun bugün söylediği hiçbir düşüncenin yarın arkasında duramayacağını ispat eden en önemli referans. Bir televizyon söyleşisinde sorulan, “şimdi aleyhinde bulunduğunuz bu sistem kabul görürse, bu sizin hiçbir zaman Cumhurbaşkanı adayı olmayacağınız anlamına geliyor mu” sorusuna suçüstü olmayı andıran tiklerinin yüzüne hücumundan başka bir şeyle cevap verememesi de bunun somut kanıtı.

KIlıçdaroğlu, darbe olacağını, benim şahsi görüşüm, önceden biliyordu. Onu havaalanında hazırlıksız yakalayan darbe teşebbüsünün ona söylenenden daha erkene alınması ve on binlerce insanın havaalanına akın edip toplanmasıydı. Kaçışı onun siyasi hayatı adına kara bir lekedir. Töhmet örsüne yatanın elbette tenkit çekicinden şikayet etmeye hakkı yoktur. Bundan böyle Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatına devam etmesi söz konusu töhmetten aklanma şartına bağlıdır. Bunu yapamadığı sürece, dediklerinin, söylediklerinin bütünü siyasi bağlamda geçersizdir, anlamsızdır. Referandum için söylediklerinin bütünü de bu hükme dahildir. 

Aziz dostlar, yarın tarihi bir karar günü. Mutlaka sandığa gidip oyunuzu kullanın. Katılımın yüksek olması da rakiplerimize, hasımlarımıza ve de dış düşmanlarımıza ve onların içimizdeki uzantılarına vereceğimiz mesaj bakımından çok önemli. Milyonların meydanlarda yükselen avazına siz de evet diyerek katılın. Milletin, devletin bekasından yana tavır alarak şu gök kubbede baki kalan bir hoş seda olmaya çalışın..  

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle