--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dünyanın Putin ile imtihanı 

Latif Erdoğan
Latif Erdoğan
7

Kolektif kader açısından bakıldığında dünya Rusya ile özellikle de Putin ile imtihan oluyor. Putin’in kafasında yerleşmiş sabit düşünce bir taraftan Rusya’yı eski sınırlarına kavuşturmak diğer taraftan da tarihin çöplüğüne atılmış eski rejimi, komünizmi yeniden canlandırmak. Halbuki tarihi tecrübeler, eski hal muhal, ya yeni hal ya da izmihlal, diyor. 

Putin’in kulağına birileri sürekli misyon fısıldıyor olmalı ki, bu tarihi gerçeği görmüyor, bu tecrübe sesine kulak asmıyor. O zaman onu da böyle davrananların akıbeti bekliyor, demektir. Savaş karşıtı birileri tarafından su-i kasta uğraması güçlü bir ihtimal haline geliyor.  

Global dünyada hiçbir dünyalı Rusya-Ukrayna savaşına bigane kalamaz. Oradaki savaş bütün dünyayı etkiliyor. Pandemiden yorgun düşmüş insanlığın, dünya ölçekli bir savaşı daha yüklenebilmesi artık imkansız. Bu olumsuz hal toplu cinnetlerin habercisi. Cinnet geçiren toplumlardan itidal beklemek, dengeli davranmalarını istemek imkansızı mümkün kılma gayretinden farksız boş bir beklenti. Türkiye üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor; fakat bir çiçekle de bahar gelmiyor. 

Kaderin bu yönlü fetvasını iyi okumamız gerekiyor. Eğer Putin’in kafasında eski rejimi yeniden hortlatmak varsa ve bu noktada Çin’i de yanına alırsa, bu durum dünyanın yeniden cehenneme dönüşmesi demek olacaktır. Geçmişte Rusya’da ve Çin’de komünizmin yerleşmesi için milyonlarca insan canından edilmiştir. Allah korusun böylesi bir heves, dünyanın sonunu getirecek ölçekte katliamın davetçisi olacaktır. 

Elbette böylesi potansiyel bir tehlike daha işin başında önlenmelidir. NATO bütün olumsuz ve eksik yanlarıyla birlikte, söz konusu tehlikeyi önlemenin en gerçekçi ittifakıdır. Özellikle Türkiye şimdiki halde bu ittifaktan ödün vermeden yoluna devam etmeli, arabuluculuk vazifesini de yine bu çerçeve içerisinde gerçekleştirmelidir. 

Putin’in ilk defa devlet başkanlığı söz konusu olduğu günlerde aramızda uluslararası ilişkiler uzmanlarının da olduğu bir ortamda sohbet ediyorduk. Ben, bu adam Rusya’yı toparlar ve uzun yıllar da başkan kalır, diye bir şeyler söyledim. O uzmanlardan birisi yüzüme istihfafla baktı, bana bahse girmeyi teklif etti. Putin’in siyasi hayatının altı aydan öteye geçmeyeceğini iddia etti. Bahse girmedim. Sadece beni şimdiye kadar yanıltmamış sezgilerimin diliyle, yaşarsak görürüz, dedim. 

Putin’in megalomanlık histerisine tutulacağını elbette o günlerde bilemezdim. Fakat tutulduğu şiddetli histeri, şimdilerde hem kendisi hem de dünya milletleri için tehlikeli boyutlara sıçramış bulunuyor. Birilerinin ona mutlaka dur demesi gerekiyor. Bugünkü şartlar altında tek başına ne ABD ne de diğer gelişmiş ülkeler bunu başaramazlar. Onun için NATO ittifakına yeniden değer kazandırmak gerekiyor. 

Komünizm, kapitalizmin alternatifi değildir. Komünizm, devletleşmiş bir kapitalizm, kapitalizm ise bireye indirgenmiş bir komünizmdir. Bu açıdan aralarındaki ekonomik kavga sunidir, yapmacıktır, ikisi de neticede aynı merkeze bağlı oyundur.  

Bizim için kavga işin ideolojik yanındadır. Komünizm dinsizliği esas alır, inkar-ı uluhiyeti inanç kültü kabul eder. Ahlakı yıkmayı hedef haline getirir. Manevi değerlerin tümüne düşman gözüyle bakar.  

Bu açıdan da çok dikkat edilmeli, Putin sempatisi adı altında bilerek veya bilmeyerek bu büyük fitneye destek vermek gibi bir davranış sergilemekten şiddetle uzak durulmalıdır. 

Rusya Şarkiyat Enstitüsü müdürü Rostislav Borisovich Rybakov (1938- 2019) ile Diyalog Avrasya Platformunun düzenlediği bir etkinlikte tanışmış, iki gün boyunca uzunca sohbetlerimiz olmuştu. Hatta kapanış konuşmasında benimle tanıştığına çok memnun olduğunu ve mutlaka DA platformuna benim başkanlık etmemi söylemişti. Ortak konumuz alternatif medeniyet arayışıydı 

Biz, demişti, yirmi beş senedir (Bu konuşmanın üzerinden yirmi beş sene geçtiğine göre, elli seneden bahsetmiş oluyoruz) Rusya, Çin ve Hindistan olarak alternatif bir medeniyet üzerine çalışıyoruz. Fakat konuyu sizin kadar henüz netleştiremedik. Bize katılırsanız, sizden istifade etmek isteriz. 

Kendisine, medeniyetin dört ontolojik temeli var: İlim, ahlak, adalet ve din. Sizin din tercihiniz nedir, diye sordum. Sinsi sinsi güldü, Budizm, dedi. İslam’ı düşünür hale geldiğinizde davet ederseniz gelirim, dedim ve konuyu kapattım. 

Zaten bu görüşmemiz anında Pensilvanya’ya bildirildi. Oradan gelen tehdit ve direktifle bir daha Rybakov’la görüştürülmedim. FETÖ elebaşı söz konusu kişiyi sırf benimle görüşmesin diye paraya boğdu. Rybakov öldüğünde fanatik bir FETÖ’cüydü… 

Rybakov, Putin’in akıl hocalarından biriydi. Dertleri medeniyete dini dahil etmek değil, ahiret inancı olmayan bir sistemle insanları oyalamaktı. Ve fırsat bulduklarında Müslüman katliamıyla dünyayı Arakan’a çevirmekti. Putin’in en ehven düşüncesi budur, gerisini varın siz düşünün…

 

Latif Erdoğan Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle