Bağ bozumu yaşadık…
Selim fıtratın şekillenmiş yankısıydı. Bu sebeple de muhatabına güven veriyordu. Toplayıcı ve toparlayıcı yönü aksiyonun diğer unsurlarına galipti. Fakat o bu özelliğini bütün ümmetin derdiyle dertlenmeye hasretmişti
Rahmetli Mehmet Fırıncı Abi, bir gün bana “Bunca insan tanıdım, hiç ayırım yapmadan bütün ümmetin derdiyle dertlenen onun gibisini görmedim” demişti.
FETÖ’nün henüz cemaat olarak tanındığı dönemde, yine o günlerde kendisine Hocaefendi dediğimiz kişiyle ziyaretine gitmiştik. Dönüşte “Esas devamlı diyalog içinde olmamız gerekenler işte bunlar. Baksana yüzlerinden nur damlıyor” demişti.
Mustafa Karahasanoğlu büyüğümüzün vefatını duyunca ilk çağrışımlarım bunlar oldu. Tedavi gördüğü hastanedeki tanıdığım yetkililerden genel durumuyla ilgili sürekli bilgi alabildim. Yoğun bakım şartları sebebiyle ziyaret edemesem de dualarımla yakınında bulunmaya çalıştım. İnşallah, sıhhat, afiyet ve şifası için yapılan dualar, ahireti hesabına kabul görmüştür.
Ben, Cemaatin örgüt yapılanmasından, gidişin iyi bir gidiş olmadığını gördüğümden biraz da şartları zorlayarak 2000 yılında kendi isteğimle ayrılmıştım. Fakat muhalefetimi içten biri olarak yapmak uğruna mümkün mertebe dışa bir şey yansıtmamaya çalıştım. Ne ki iş çığırından iyice çıktı Geçmişte tenkit edilen ne kadar olumsuz hal varsa hepsiyle hallenir olundu. Böylesi kirli bir bünye içinde kalır olmak ruhuma, vicdanıma ağır gelmeye başladı. FETÖ elebaşının zayıf yanlarını ve bu zayıf yanlara dokunulursa nasıl tepki vereceğini en iyi bilen birisi olarak yapılması gerekenleri yaptım ve sonunda onun tarafından ihraç edilmeye elhamdülillah muvaffak oldum.
Mustafa Karahasanoğlu büyüğümüzle ikinci görüşmemiz işte böylesi bir döneme rastladı. Müşterek dostumuz Mehmet Tanrısever’in tavassutuyla gerçekleşen bu görüşmede karşılıklı muhabbetin doruğunu yaşadık. Ve bu hep böyle devam etti…
Görüşmeden kısa bir süre sonra Akit’te yazmaya başladım Yazılarımın hiç birine sansür uygulanmadı. Bu vesile ile bildiğim bütün doğruları aktarma imkanım oldu. Özellikle FETÖ ile mücadele başarısında gördüğüm bu desteğin payı büyüktür. Zaten Akit kadrosunun her bir ferdi bu mücadelenin aktif kahramanıdır. Böylesi kahraman bir kadroyu bir arada tutmak başarısı ise kuşkusuz Mustafa Karahasanoğlu büyüğümüzün toparlayıcı hasletiyle yakından irtibatlıdır.
İnandığı gibi yaşadı. Yaşadığı gibi oldu. Olduğu gibi de göründü. Dinin ana esaslarından ne teorikte ne de pratikte asla taviz vermedi. Taviz verenlerin karşısında durmaktan da çekinmedi.
İnancım odur ki, Akit medya grubu kurumsallaşmasını ilke merkezli olarak tamamlamış durumdadır. Mustafa Karahasanoğlu büyüğümüz, şahsi faziletleriyle yeri doldurulamayacak bir boşluk bıraksa da geride kurumsal bir boşluk olmayacak, sahiplenilmiş düsturlar ışığında varlık gayesi olan vazifesini sürdürecektir..
Bu vesile ile merhum büyüğümüzü rahmetle, minnetle, şükranla anıyor, başta ailesi ve yakınları olmak üzere Akit camiasına, ardından da bütün ümmeti merhumeye başsağlığı dileklerimi arz ediyorum. Ruhu şâd, mekanı cennet ve makamı ali olsun.
Vefatıyla bize bir bağ bozumu hüznü yaşattı. Ne ki o davasıyla bahar neşideleri söylemeye devam edecek ve daim yaşayacak. Bizler de yaşadığımız sürece bu kutsi davayı yaşatarak yaşayacağız. Büyük buluşma gününde birlikte olmak ümidiyle…







