Nereden Nereye
Dünkü yazıda Burdur Valisi Ali Arslantaş’ın konuşmasına yer vermeden önce “Hamdolsun nereden nereye geldik” demiştik.
Evet, şükür nereden nereye geldik ama eğer bu gelişimizin kıymetini bilmez, haddi aşarak, “Bize bir şey olmaz” diye tabandan tavana kazanımlarımızı suiistimal eder yahut ettirirsek, geldiğimiz yere geri dönmemiz çok çabuk olur.
Nereden nereye geldiğimizi her fırsatta Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan anlatıyor, aklıselim sahibi insanlarımız anlatıyor ama sanki ders çıkarmak yerine sadece alkışlamakla yetiniliyor.
Nereden nereye geldiğimizi görmenin esası, tekrar eskiye dönmememiz için imtihanda olduğumuzu bilmektir. Emanet sahibine verilir ve hıyanet edilirse tekrar alınır.
Tarihimiz böyle nice hadiselerle doludur. Bu sadece hükümet ve devlet nezdinde değil, en küçük aile aileden insan ilişkilerinin yaşandığı bütün sahalarda geçerlidir.
İnsan olarak aldığımız her nefes nasıl sahibine emanetse, yaptığımız ve yaptırdığımız işler de emanettir. Eğer emanet olmasaydı, herkes sahip olduklarıyla gömülürdü.
•
Bugünlere nasıl gelindiğini mutlaka hatıratlardan okumak gerekir. Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan “bitmiş” bir Türkiye’yi, milletimizden aldığı yetkiyle zirveye taşıdı.
Bundan 15 yıl öncesine kadar namaz kılan valiye, kaymakama, devletin çeşitli kademelerinde görev yapan bürokratlara hasrettik.
Terörün en azgın zamanlarında bir ilimizde, ilçemizde veya köyümüzde, değişik rütbelerden bir askerimizin camiye gelmesi, oradan terörün bitmesine sebepti.
MC hükümetleri zamanında cami önünde görülen kırmızı plakalı araçların haberi, ertesi gün Haçlılardan fonlanan gazeteler tarafından darbe çağırısı yapılarak verilmekteydi.
Nereden nereye geldiğimiz sorusunu Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın dışında tepeden tırnağa bütün teşkilatlar sormalı ve şapkalarını önlerine alarak muhasebe yapmalıdırlar.
Bu hususta daha fazlasını söylemek istemiyorum. Çünkü devlete ve millete ihanet ittifakında buluşan kesimlere malzeme vermek istemiyorum.
Neyse sözü bir hatırat ile noktalayalım:
•
MC hükümetlerinde İçişleri Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı yapan merhum Korkut Özal, bir hatırasını şöyle anlatmıştı:
“İçişleri Bakanı iken Türkiye’nin hemen her ilçe ve ilinden, halkımız ısrarla namaz kılan kaymakam, vali ve jandarma komutanı istiyordu.
O dönemde namaz kılan kaymakam ve valiyi mumla arasanız bulamazdınız, ben de kendilerine diyordum ki,
- “Bırakın vakit namazı kılanını, bayram namazına giden bir kaymakam veya vali bulursanız öpüp başınıza koyun, biz onu bile bulamıyoruz.
Bayram namazına gideni bulursam, Cuma namazına gidenini bulacağım, Cuma’ya gideni bulursam, beş vakit namaz kılanını bulacağım ama henüz bayram namazı kılan birine dahi rastlayamadık”.
•
Ezcümle: Bugün hangi noktadayız?
Bir zamanlar bayram namazına giden kaymakam-vali ararken, şimdiki kaymakam ve valilerimizin pek çoğu; vatanımıza, devletimize, bayrağımıza, milletimize ve dinimize karşı vazifelerini yapmaktalar.
Kıble medeniyetinin neşvünema bulduğu topraklarımıza ve milletimize sahip çıkmazsak zillet ittifakına düşeriz.