Müptezellikte ısrar
Müptezellik; adileşmek, seviyesiz işler yapmak, ailede-toplumda saygınlık kaybetmek, sünepelik etmek ve hepsinin toplamı olan riyakârlık girdabında kötülükleri benimseyip, iyiliğe-iyiliklere düşman olmaktır.
Siyasette, kültürde, sanatta, ekonomide, eğitimde nice müptezelliklerle dolu ittifaklar vardır.
Dünya ve ahiret görüşleri itibariyle birbirlerine zıt bu ittifakların ortak düşmanı, bağımsızlığımız ve millet-devlet bütünlüğümüzdür.
Bu hali en güzel tarif edenlerden birisi de eski valilerimizden, Ak Parti Aksaray Milletvekili Cengiz Aydoğdu’dur.
Geçtiğimiz haftalarda TBMM’de yaptığı konuşmada şunları söylemişti:
•
“Bu ülkenin bir kısım aydınları ve ‘aydınımsıları’, büyük çoğunluğuyla kırk yıldır aldanıyor. Terörün gerekçesi olamaz. Bu rezilliğe hiç kimse, hiçbir şekilde, hiçbir gerekçeyle destek olamaz; destek olmamak yetmez, kayıtsız da kalamaz, sessiz de kalamaz.
Terörün en büyük dostu öncelikle ihanet değil, gaflettir. Belli kontenjanlarıyla ihanet zaten vardır, şartları çetin hâle getiren şey gafletin yayılmasıdır.
Terörü destekleyenler insan haklarından söz edemez; terörü destekleyip kullananlar, onu yapanlardan daha az suçlu değildir.
Türkiye bölünemez; her şeyden önce aklen, maddeten, fiziken bölünemez, imkânsızdır. Çünkü milletimizin arasında bölgesel, sosyolojik herhangi bir beşerî sınır yoktur.
Irki ve etnik bir ayrım ikamet, evlenme, iş, görev açılarından şimdiye kadar hiç yapılmamıştır. Çünkü toplumsal günlük hayatın böyle bir derdi yoktur.
•
Türkler ve Kürtler arasında elhamdülillah böyle bir mesele yoktur ve olmayacaktır. Güya okumuş çocuklarımızın bazı ergenlik hastalıkları vardır.
Türkiye’de farklı kültürlerden ziyade farklı ideolojik anlayışlar vardır. Kültürün mekânı halkın arasıdır, toplumsal zemindir; ideolojinin mekânı kandırılmış zihinlerdir.
Nitekim ayrılıkçı talepler toplumsal bir iradenin serbest yansıması olarak değil, silahlı propaganda stratejisini benimseyen bir örgüt tarafından gündeme sokulmuştur.
Ülkemizde demokrasi tarihimiz boyunca yaşadığımız demokrasi ve yönetim sorunlarından bir etnik ayrım talebi çıkarılamaz.
Haçlı Seferlerinden beri Türkiye’nin bir Diyar-ı İslam olmasını hazmedemeyenler, Sevr paçavrasını yırttığımız günden beri Türkiye’nin bağımsız-müstakil-güçlü bir cumhuriyet olmasını hazmedemeyen ve hazmedemeyecek olan yabancıların telkinlerine kapılan gafillerin hastalıklı hırsları vardır.
•
Ayrılıkçı, silahlı ve hâlâ Stalinist çizgiye yakın duran sol ataist unsurun kontrol ve idaresindeki marjinal kirli siyasetin memleket sosyolojisine tahakkümü mümkün değildir.
Kürtlerin büyük çoğunluğu bu kirli siyasetin değil, şehit kanlarının suladığı tertemiz Vatan Anadolu sosyolojisinin Kürtleridir ve en az bu vatan sosyolojisinin Türkleri kadar barışın da, kardeşliğin de teminatıdır.
Onlar yüzlerce yıldır bu topraklarda birleşip, kaynaşıp tek bir millet olmanın hem fikriyatını hem fiiliyatını hayata geçiren, işinde gücünde vatandaşlarımızdır. Aslında onlar bizim kahramanlarımızdır, gerçek kahramanlarımızdır.
Vatan çatısını ayakta tutan, ruhsuz ve kalpsiz elitlerin ideolojik duvarları değil, Vatan çatısını ayakta tutan bu mübarek milletin inşa ettiği reel duvarlardır”.