Mülki İslam’ın Kilidi Erzurum
“Erzurum kilidi mülki İslam’ın
Mevla’ya emanet olsun Erzurum
Erzurum derbendi ehli imanın
Mevla’ya emanet olsun Erzurum”.
Yukarıdaki dörtlük bu kadar değil elbet. Alvarlı M. Lütfi Efendi’nin yazdığı şiir, her yönüyle bir çırpıda Erzurum’u anlatmakta.
Şehrin tarihini ve tarihi içerisinde meydana gelen hadiseleri “idrak edebilen” aklıselim sahibi insanlar, bu gerçeği görebilirler.
-“Peki, Alvarlı Efe’nin anladığı ve anlattığı bugünkü Erzurum ne halde?”
Bu sorunun cevabı çetin ve uzun olacağı için o kısmı geçelim.
Erzurumlu dost Ali Göktaş’ın salon duvarında, “Ya hayırı söyle ya sus” diye bir levha duruyordu, evinde sohbet ederken, levha hep gözümün önündeydi, bu yüzden “ya susmam ya hayırı söylemem” gerekecek ama şu kadarını paylaşayım.
-“Acaba dünyada 1828’den 1923’e kadar savaştan gözünü açamamış halk var mıdır”? Gerçi 1923’ten 1950’ye kadar da CHP zulmüyle acı çektiler.
¥
Erzurum’un sokaklarını arşınladım, insanlarla sohbet ettim, “Ulu Camii” başta olmak üzere “Ulu erenlerinin” kabirlerini ziyaret ettim.
İnsan ilişkilerinde genel geçer bir yanılgı vardır ve bu yanılgı kırılamadığı müddetçe, işler de bir türlü yoluna girmez.
Şikâyet edenin çok olduğu yerde, şükreden az olduğu için yerin altından ve üstünden gelecek bereket azalırmış.
Şimdi iddialı bir laf etmek istiyorum, bu iddiamın gücünü de Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın cesaret ve samimiyetinden alıyorum.
Eğer Cumhurbaşkanımızın “milli birlik ve kardeşlik” mesajını, manadan maddeye geçirebilsek, sadece Erzurum değil, en küçük mezramızdan, en büyük şehrimize kadar, maddi-manevi kalkınmanın zirvesine çıkabiliriz.
¥
Meseleye Erzurum zaviyesinden bakacak olursak şunları söyleyebiliriz.
“Erzurum demek sadece kış turizmi” demek değildir. Erzurum’u esas kalkındıracak olan; “tarih, kültür ve inanç” turizmidir ve ısrarla bu tarafa yatırım yapmalıdır.
Mesela dünyada Erzurum kadar tarihi eski kaç şehir vardır?
Başka milletlerin tarihini ve eserlerini bildiğimiz kadar Erzurum’un Selçuklu öncesi, Selçuklu sonrası, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemini tanıtmak çok mu zordur?
Hollanda’dan, Danimarka’dan bilmem nerelerden memleketimizin en ücra şehirlerine kadar et ve süt ürünleri gelir de Erzurum’dan gelmesi çok mu güçtür?
Erzurum’un dağları, bağları, ovaları, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık başta olmak üzere arıcılığa en verimli yerlerdir.
Bu hususlarda devlet neredeyse sınırsız teşvikler vermektedir. Erzurum’da toprağın altı da üstü de çok zengindir.
Bunu sadece ben biliyor değilim, şehir merkezinde neredeyse “yüzlerce çayevi var”, hepsi de tıklım tıklım dolu, orada oturan vatandaşlarımız da biliyor.
O zaman iş kime düşüyor?
Önce ehli vatan Erzurumlularla sivil toplum örgütlerine, sonra hükümete, sonra milletvekillerine, sonra mülki amirlere ve sonra şehrin her taşına emanet gözüyle bakabilen yerel yöneticilere.