• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
12 Mayıs 2019

Yavuz hırsız ev sahibini böyle bastırıyor...

Yine de helal olsun, milim geri adım atmıyorlar, kuyruğu hep dik tutuyorlar...

Sanki İstanbul seçimlerinde bir partinin oyu sürekli eksik yazılmamış, bu eksik yazmanın müsebbibi olabilecek yegane insanlar olan sandık başkan ve üyeleri kanuna aykırı olarak kamu görevlisi olmayanlardan seçilmemiş, itirazlar üzerine nispeten az sayıda oyun sayımı tekrar yapılınca aradaki fark yarı yarıya azalmamış gibi, “YSK hakkımızı gaspetti” diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar...

Öbür taraftaki saflar da bu mağdur edebiyatına hemen kanıyor, savunmaya geçiyor... Sen soyulan ev sahibisin arkadaş, suçüstü olmuş hırsız, “Tutuklandım” diye ağlayınca izahat verecek kadar korkaksan, niye en başta şikayetçi oldun?

Bunların piyasadaki şakşakçıları cesur olmasına cesur da, kafa biraz boş...

YSK bir karar vermiş mi, vermiş...

Aç da bir oku, ne demiş YSK?

O da yetmez, aç kanun, yönetmelik oku, YSK nasıl karar veriyor, itiraz süreci nasıl işliyor?

Yok... Sosyal medyada biri bir şey söylüyor, bunlar da sırf kulağa mantıklı geliyor diye takılıyor peşine... 

Kulağa mantıklı geliyor evet de, mevzuyu bilmeyene... Yoksa işin gerçeğini bilen adam “Hadi be sen de” deyip geçiyor...

Tek bir örnek verelim, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde de kamu görevlisi olmayanlar sandık kurulunda görev almış, o zaman o seçimin de iptali gerekir”miş...  

İlk duyunca mantıklı geliyor...

İyi de birader, kanun 2018’de değişti, o dediğin seçimde böyle bir zorunluluk yoktu ki?

Bir durumu belli bir metne göre değerlendirecekseniz (bu ister üniversitede bir dersten muaf olmak için dilekçe vermek olsun, ister canavarca hisle cinayet suçlamasına karşı savunma yazmak) o metindeki en küçük ayrıntıya bile dikkat etmek zorundasınız.

Başvuruya temel alınacak metinde iki ayrı durumdan bahsedilirken “Ve” mi yazılmış yoksa “veya” mı? 

Bir şartın varlığı halinde bir sonuca “Karar verilir” mi denilmiş, “Karar verilebilir” mi?

Hani lisede okurken “Ne işimize yarayacak bunlar” dediğiniz mantık dersi vardı ya, bu işe yarıyor işte...

Ona bile gerek yok, muasır medeniyeti sen temsil ediyorsun ya, onun dayandığı iddia edilen modern bilimin bel kemiği nedensellik ilkesinin ne olduğunu bilsen, o da yeter...

Ama senin işin o değil ki?

Bakıyorsun, adamın birkaç yüz bin takipçisi var, ya da azıcık meşhur, o bir şey sallıyor, sen de inanıyorsun... Sosyal medyada bu kadar ciddiye alınan adam yanılıyor olamaz ya?

Çünkü senin için itibar, güvenilirlik takipçi sayısıyla alakalı...

Hiç düşünmezsin, “Yahu bunların çoğu kendi adıyla sanıyla görüş bildirmekten aciz insanlar, her an her haltı yiyebilirler” diye...

Gerçi “Cumhuriyetle yaşıt” koskoca partinin koskoca İstanbul Büyükşehir Başkan adayı, bin bir dalavereyle mazbatasını alıp makama geçtiği ilk gün, eski belediyesinden getirttiği özel garsonuyla “musakka-antrikot” tiyatrosu oynayabiliyor, sen de haklısın, kime güveneceksin?

Açık açık, tane tane yazalım... 

YSK’nın iptal kararı verebilmesi için, önce bir itirazın olması, sonra bir usûlsüzlüğün kanıtlanması ve bu durumun seçimin sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması gerekiyor...

Yani siz usûlsüzlüğü kanıtlasanız bile, eğer o usûlsüzlük yapılmadığı takdirde seçimin sonucu aynı kalıyor ise, seçim iptal olmaz...

Mevcut durumda, itiraz sahibi, 19 bin sandık görevlisinin kanuna aykırı olarak görevlendirildiğini iddia etti, YSK iddiayı inceledi ve doğruladı, durumu da sonucu değiştirir nitelikte buldu.

Bu kadar...

28 bin farkla kazandıklarını açıkladıktan sonra, (bütün sandıklarda da değil, sadece cüzi sayıdaki sandıktaki) oyların tekrar sayılmasıyla aradaki farkın nasıl 13 bine indiğini izah edemeyenler, bu açık durumun izahını istiyorlar...

Benim yaptığım gibi koca köşeyi heba etmeyin, ciddiye almayın, gülün geçin...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23