Hawking’in ardından...
Yine önce haberi verelim...
“Dünyaca ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking 76 yaşında hayatını kaybetti. (...) Stephen Hawking’in ailesi tarafından yapılan açıklamada, ünlü fizikçinin Cambridge’deki evinde (...) yaşamını yitirdiği bildirildi. Hawking geçen yıl İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC’ye verdiği röportajda 75 yaşına kadar yaşayacağını hiç düşünmediğini, birikimini halen yansıtabildiği için kendisini şanslı hissettiğini dile getirmişti.”
Işıklar içinde yatsın(!), büyük ateistti... Daha önce evrenin bir tanrı tarafından yaratılmış ve kuralların bir tanrı tarafından konulmuş olabileceğini kabul etmesine rağmen, sonradan bunun tamamen gerekli olmadığını iddia etmişti... Ama bizim konumuz başka...
Kendisi, ALS denilen bir hastalıktan mustaripti, tekerlekli sandalyeye bağlıydı. Hem de 54 yıldır bu hastalıkla yaşıyordu... Normalde, bu hastalık insanı birkaç sene içinde öldürebilir ama Hawking bunun bir istisnasıydı...
Bize hep, sağlıksız bir bedenin akıl sağlığını da bozacağı anlatılmıştır... Kısmen de doğrudur. Fakat Hawking, sağlıklı bir zihnin bedene nasıl bir yaşama gücü vereceğinin de kanıtıydı... İyi bir bakım görüyordu, bunun etkisini de bir kenara atmıyorum ama moral gücü bence onu yaşatan şeydi...
Ben, üzüntüden ve stresten ölen insanlar da biliyorum; ölmesi beklenirken, moral gücüyle hayata tutunan ve daha uzun yıllar yaşayanlar da...
Çağımızın en büyük sağlık sorunu, bana sorarsanız ne kanserdir, ne kalp ve damar hastalıkları, ne obezite, ne de diyabet...
En büyük sağlık sorunu, strestir...
Yukarıda saydığım hastalıklara yakalanan insanlar bile, eğer kontrol edilebilir stres seviyelerini tecrübe ediyor ve hayattan zevk alıyorsa, yüksek stres seviyelerindeki mutsuz hastalardan daha sağlıklı yaşayabiliyor ve hastalıklarından daha az etkileniyor...
Modern dünya, karşılanamaz beklentilere sahip insanların varlığıyla ayakta durur. Karşılanamayan beklentiler değersizlik, değersizlik de mutsuzluk getirir. Mutsuz insanlardan da sağlıklı yaşamalarını bekleyemezsiniz.
Her yıl milyonlarca insana depresyon tanısı konuluyor... Bu insanlar büyük trajediler yaşadıkları için mi depresyona giriyor zannediyorsunuz? Hayır, genelde çok küçük bir olay tetikler depresyonu, o zamana kadar biriken bütün stresi tek bir noktaya yöneltir ve kişiyi içinden çıkılması zor bir kısır döngüye sokar...
Stressiz yaşamak mümkün değil. Fakat stresi belli seviyelerde tutmak mümkün. Bunun bence en önemli adımı, kişinin kendisini mutlu eden bir uğraş bulması...
Sevdiğiniz bir işi yapamıyorsanız bile, boş zamanlarınızı sevdiğiniz bir işe ayırın, hayatınıza etkilerini çok kısa zamanda göreceksiniz...
Stephen Hawking, sevdiği bir işi yapıyordu, “düşünüyor”du... Bunun için bedenine de ihtiyacı yoktu, bu yüzden bu kadar uzun yaşadı...
Allah hepimize iki dünya mutluluğu versin...