• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halil Kışlacık
Halil Kışlacık
TÜM YAZILARI
26 Mayıs 2019

Derdin şiddet ise...

İnsan olmanın ne okuduğunuz okulla alakası var, ne mesleğinizle, ne oturduğunuz semtle, ne bindiğiniz arabayla, ne oy verdiğiniz partiyle, ne giydiğiniz markayla, ne kazandığınız parayla...

Geçen haftadan iki örnek... Diyarbakır’da bir doktor, boşanma aşamasında olduğu avukat eşini 14 kurşunla öldürdü... Denizli’de ise bir hemşire, doktor eşini göğsünden bıçaklayarak ağır yaraladı...

Saldırganlar da, kurbanlar da üniversite mezunu, belli bir gelir seviyesinin üstünde insanlar...

Hadi sosyolojik olarak değerlendirin bakalım...

Türkiye’de kadın cinayetleri sanki son zamanlarda çok artmış, politik hatalar veya konjonktürün ektilerinin yönlendirilememesi yüzünden iş çığrından çıkmış gibi davranılıyor. 

Bu iki olayı haberler arasında görünce, biraz araştırayım istedim...

Bu meselelerle ilgilenen bazı internet siteleri var, ulaşabildikleri her olayı veritabanına işleyerek ayrıntılı istatistikler sunuyorlar. Bunlardan birkaçını biraz kurcalayınca, ortaya garip bir tablo çıktı...

Mesela, son 10 yıldır işlenen her 10 kadın cinayetinden 4’ünde, öldürülen ile katil arasında resmi bir birliktelik ya da aile bağı bulunmuyor.

Yine her 10 cinayetten 4’ünde, cinayet sebebinin kadının kadın kimliğiyle alakası yok...

Olayların 10’da birinde, mesele daha önce resmi makamlara intikal etmiş...

Bir diğer rakama göre, bu 10 yılda işlenmiş 2000 civarındaki cinayetten sadece 120’sinde katil yakalanamamış...

Savaş ve çatışma bölgeleri hariç (onlarda erkekler zaten daha fazla ölüyor) cinayete kurban gidenleri cinsiyetlere göre ayırdığınızda, kadınların oranının en düşük olduğu ülkelerden biri Türkiye... Medeniyetin beşiği denilen Avrupa’da yüzde 35’lere, Amerika’da yüzde 25’lere dayanan bu oran, Türkiye’de yüzde 20 civarında...

Şunu da belirtelim, Türkiye, nüfusa oranla cinayet rakamlarında Amerika’dan daha iyi durumda görünüyor. Yani “Totalde yine daha çok” diyebileceğimiz bir durum değil...

Peki ortada bir problem yok mu?

Elbette var...

Daha önce başka konularda da yazdım, bir meseleyi yanlış teşhis ederseniz, tedaviyi şansa bırakmış olursunuz...

Bu meselede; bireysel silahlanmadan kültüre, ekonomiden hukuk mevzuatına kadar onlarca noktada eleştiri getiriliyor...

Kimisi haklı, kimisi boş laf...

Boş lafları özellikle, aile kurumunun içini boşaltmayı marifet zanneden kesimler ediyor.

Bu kesimin çığırtkanları bağlılığı bağımlılıkla aynı şey zannediyor, “birey olma”yı öne çıkartıyor, ömrünü birlikte geçirmeye niyetli insanların birbirleri için fedakarlık yapmasını “ezilme” olarak gösterip ayıplıyor, iki insan arasında, insan olmanın özünden gelen bağlılığı sakatlamak için elinden geleni yapıyor...

Kısaca, daha çok ilişkinin taraflarını birbiriyle geçimsiz hale getiriyor... Geçimsizliğin olduğu yerde maalesef bazen şiddet de oluyor...

Kadın cinayetleri azalsın mı istiyorsunuz? 

Eşler arasındaki ihtilafları artıracak işler yapmaktan vazgeçin, o kendisi azalır...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23