--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hedefte Hamas ve İhvan var

Ahmet Varol
Ahmet Varol

Diktatörler çetesinin Katar’ı kıskaca alırken ilk ortaya sürdükleri gerekçelerin tamamen saçma ve gerçeklere ters olduğu çok açık bir şekilde ortadaydı. Ama bunun farkında oldukları için ağızlarındaki baklayı çıkarmakta ve asıl niyetlerini ve amaçlarını açığa vurmakta da çok geç kalmadılar. 

Bu çetenin asıl meselesi siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirmek için ABD Başkanı Trump’ın kendilerine verdiği talimatı yerine getirmenin yollarını açmaktır. Çünkü Trump, Riyad Zirvesi’nde yaptığı açıklamada işgal rejimiyle ilişkilerini artık perdenin önüne taşımaları talimatı vermişti. Bu, siyonist işgalin meşrulaştırılması ve ona karşı direnişin zayıf düşürülmesi açısından önem taşıyordu. 

Trump yayınladığı mesajlarda Katar’ın kıskaca alınması talimatını Arap dünyasındaki diktatörler çetesine kendisinin verdiğini çok açık bir dille ifade ediyordu. Bu talimatın verilmesinin amacı da siyonist işgal rejiminin rahatlatılmasıydı. 

Suudi Arabistan Dış İşleri Bakanı Adil El-Cubeyr, Paris ziyareti esnasında yaptığı açıklamasında “Katar’ın politikalarında tencere artık taşmıştır. Doha’nın Hamas ve İhvan gibi cemaatlere yardımını artık durdurması gerekir” diye konuşması gerçekte kendilerini rahatsız eden şeyin ne olduğunu gözler önüne serdi. 

Onun bu açıklamasının üzerinden fazla zaman geçmeden Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dış İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Karakaş Fransız Haber Ajansı’na bir açıklama yaparak Hamas liderlerinin Katar’da bulunmalarının bölge için sorun oluşturduğunu ileri sürdü. 

Diğer bazı açıklamalarda da Katar’ın Sisi cuntasının mağdur ettiği Müslüman Kardeşler mensuplarına kapılarını açmasından duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. 

Bütün bu açıklamalar Katar’a karşı başlattıkları abluka savaşında talimatı aynı zamanda siyonist işgal rejiminden aldıklarını ortaya koyan bir gerçekti. Ama işgal rejiminin talimatları kendilerine ABD Başkanı Trump vasıtasıyla ulaştırılmıştı. Bütün bunlar Arap dünyasındaki bu diktatörler çetesinin görünüşte kral, emir vs. olsalar da gerçekte ABD’nin ve siyonist işgal rejiminin kölesi olduklarını ortaya koyması açısından dikkat çekicidir. 

İhanetçi diktatörler çetesi siyonist işgal rejimi hesabına savaş vermektedir. Bu onların dünya hayatlarında düşebilecekleri en zelil ve en sefil durumdur. Bu hale düşmelerinden dolayı utanmaları gerekir. Ama artık kendilerinde utanacak bir yüz kalmamıştır. 

Diktatörler çetesini rahatsız eden bir diğer durum da Katar’ın basına özgürce hareket etme ve doğruları ortaya çıkarabilmek, rahat bir şekilde kamuoyunun ilgisine sunmak için serbestçe çalışma imkânı sunmasıdır. Oysa diktatörler çetesi bunu istemiyor. Çünkü onların istediği medya yalakacı, yağcı medyadır. Zaten kendi ülkelerinde medya organlarına sadece kendilerini yağlamaları, yalakacılık yapmaları şartıyla çalışma imkânı veriyorlar. Ama merkezi Katar’da olan El-Cezire kanalı başta olmak üzere bu ülkede çalışan medya organları böyle bir şeye mahkûm edilmez. Kendilerine medya özgürlüğü tanınır. Bu özgürlükten yararlanarak yerine göre Arap dünyasındaki işbirlikçi diktatörlerin de ayıplarını açığa çıkardıkları oluyor. Bu da onları rahatsız etmektedir. Zaten diktatörler çetesinin abluka savaşı için start vermesinden sonra yaptıkları açıklamalarında buna dikkat çektikleri ve Katar’ın medyaya tanıdığı özgürlüğün kendilerini rahatsız ettiğini dolaylı bir şekilde dile getirmişlerdir. Ayrıca abluka savaşının başlatılmasından sonra ilk iş olarak El-Cezire kanalının çalışma ofislerini kapatmaları bu konudaki rahatsızlıklarını belli etmektedir. 

Ablukanın İran’a karşı olduğu ve Katar’ın İran’la ilişkilerinden rahatsız oldukları için böyle bir uygulamaya başvurdukları iddiaları ise tamamen saçmadır. Çünkü bu uygulama İran’ın daha çok işine yarayacaktır. Bunun farkında olmadıklarını da sanmıyoruz. Katar’ın Husilere destek verdiği iddiası da tamamen saçmadır. Bunun hiçbir belgesi olmadığı gibi Katar Husilere karşı oluşturulan koalisyonun içinde yer almıştır. 

 

Ahmet Varol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle