BM 72. Genel Kurulu
BM Genel Kurulu tüm üye ülkelerin resmen temsil edildiği bir parlamento sayılır. Bu günlerde 72. Genel Kurul toplantıları düzenleniyor.
Türkiye’de BM Genel Kurulu’yla ilgili olarak en çok gündem konusu olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan’ın yaptığı konuşmaydı. Biz de bugünkü yazımızda Erdoğan’ın konuşmasından bazı notlar aktarmak müteakip yazımızda da diğer bazı konuşmalarda gündeme getirilen bazı hususlara temas etmek istiyoruz.
Tayyib Erdoğan konuşmasında küresel barışın geri gittiğini, terörün ve savaşın çirkin yüzünü dünyanın değişik bölgelerinde gösterdiğini vurguladı.
Yabancı düşmanlığının, kültürel ırkçılığın ve İslâm karşıtlığının gittikçe arttığını, bunların sebep olduğu şiddet eylemlerinin endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti.
Dünya barışı için yeni bir bakış açısı geliştirmeye ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek Türkiye’nin insani ve girişimci bir dış politika izlediğini dile getirdi.
Konuşmasında Suriye meselesi ve bundan kaynaklanan mülteciler meselesi önemli bir yer tuttu. Suriye meselesinin bölgede önemli yaralar açtığını dile getirerek, uluslararası toplumun da Suriye halkını yalnız bıraktığını ifade etti. Türkiye’nin sorunun çözümü için insanî ve siyasi gayreti gösterdiğini belirttikten sonra Suriye meselesinin çözümü amacıyla Astana toplantılarının başlatılmasındaki rolünden söz etti. Türkiye’nin üç milyon kadar Suriyeli iki yüz bin civarında da Iraklı sığınmacıya ev sahipliği yaptığına dikkat çekerek, mültecilere yapılan yardımlar konusunda AB başta olmak üzere uluslararası toplumun destek vermediğini hatırlattı, ülkeleri ve uluslararası kuruluşları bu konuda verdikleri sözleri yerine getirmeye çağırdı.
Türkiye’nin sadece kendilerine ev sahipliği yaptığı sığınmacılara yardım etmekle kalmadığını, dünyanın çok değişik bölgelerindeki ihtiyaç sahiplerine elini uzattığını, yardımda bulunduğunu bunun için gerek resmi kuruluşlar ve gerekse sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla yardım ulaştırdığını dile getirdi.
Türkiye’nin DAEŞ, PKK ve darbe girişiminde bulunarak başarısız olan FETÖ örgütüne karşı mücadelesi ve Fırat Kalkanı harekatı vasıtasıyla DAEŞ örgütüne karşı gerçekleştirdiği başarılar hakkında bilgi verdi. DAEŞ’e karşı mücadele ettiğini iddia eden grupların birçoğunun gerçekte böyle amaçları olmadığını söylerken tahminimize göre kastettiği PYD ve onun askeri kanadı durumundaki YPG’ydi. Bu örgütün ele geçirdiği bölgelerde demografik yapıyı değiştirmesinin, halkın mallarına el koymasının ve kendisine karşı çıkanları öldürmesinin veya sürgün etmesinin bir insanlık suçu olduğunu vurguladı.
Irak’ın toprak bütünlüğünü savunarak bağımsızlık taleplerinin bölgede yeni krizlere ve çatışmalara neden olacağını hatırlattı ve buna binaen IKBY’yi de kararından vazgeçmeye davet etti.
Libya ve Yemen soruna da temas ederek bu meselelerin çözümü için olumlu adımlar atılması çağrısında bulundu.
Körfez sorununun bir an önce çözülmesi gerektiğini hatırlatarak bunun için Katar’a uygulanan yaptırımların bir an önce kaldırılması gerektiğini ve Türkiye’nin Kuveyt Emiri’nin çalışmalarını desteklediğini belirtti.
Filistin meselesinin önceliğine dikkat çekerek Kudüs’ün ve Haremi Şerif’in tarihi statüsünün korunması, İsrail’in yasa dışı yerleşimleri durdurması ve iki devletli çözüme gidilmesi gerektiğini vurguladı.
Balkanlar’da şu an çatışma olmasa da potansiyel bir krizin bulunduğunu dile getirdikten sonra Kafkaslardaki sorunlara ve Kıbrıs meselesine temas etti.
Arakan’da Myanmar hükümetinin etnik temizlik yaptığını hatırlatarak Türkiye’nin bu bölgeye yaptığı yardımları dile getirdi.
Dünya beşten büyüktür ifadesini tekrar ederek BM Güvenlik Konseyi’nde reforma gidilmesi konusundaki fikir ve önerilerini yeniden dile getirdi.







