Erdoğan anlatırken gözyaşları sel oldu
AK Parti’nin 25’inci kuruluş yılı dolayısıyla düzenlenen programda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatının ilk dönemlerinden unutamadığı bir hatırayı anlattığı özel video gösterildi.
Erdoğan’ın 1993 yılında yaptığı konuşmadan alınan görüntülerde, 1985 yılında İstanbul İl Başkanlığı görevine getirildiği dönemde yaşanan ve kendisini derinden etkileyen Abdülmecit Yücel’in hikayesi yer aldı.
Yıllar geçmesine rağmen etkisini kaybetmeyen hikaye, fedakârlığın ve dava arkadaşlığının çarpıcı örneklerinden biri olarak yeniden izleyenlerle buluştu.
“İstanbul'un 19 ilçesi vardı, teşkilat sayısı 8’di”
Erdoğan o günleri şu sözlerle anlattı:
“Sene 1985. İstanbul'da İl Başkanlığı görevine getirildim. İstanbul'un 19 ilçesi vardı fakat kurulan parti teşkilatı sayısı 8 idi. Yoğun bir gayretle, 3 ay içerisinde 19 ilçenin tümünde teşkilatlarımızı kurduk.”
Teşkilatların her akşam saat 18.00 ile 22.00 arasında açık tutulması yönünde karar aldıklarını belirten Erdoğan, bu kararın uygulanıp uygulanmadığını da il merkezinden telefonla sürekli kontrol ettiklerini söyledi.
İşte sıradan gibi başlayan o kontrollerden biri, Erdoğan'ın yıllarca unutamayacağı bir fedakârlık hikayesinin ortaya çıkmasına vesile oldu.
Telefon çaldı ama Şişli’den cevap gelmedi
Bir akşam nöbetlerin durumunu kontrol etmek için il merkezine uğradığını anlatan Erdoğan, Şişli teşkilatına ulaşılamadığını öğrendi.
Erdoğan yaşananları şöyle aktardı:
“Dediler ki, Şişli cevap vermiyor. Bunun üzerine nöbetçi arkadaşıma dedim ki, sen aramaya devam et, ben de bir arabaya atlayıp bakayım.”
Şişli teşkilatına giden Erdoğan, kapıda daha önce ismen tanımadığı, gözleri yaşlı bir dava arkadaşıyla karşılaştı.
O kişi Abdülmecit Yücel’di.
“Niye ağlıyorsun?”
Erdoğan, gözyaşlarını gördüğü Yücel’e neden ağladığını sorduğunu anlattı:
“Gittim ki, kapı açıldı. O zaman kapıda, ismen henüz tanımadığım, gözleri yaşlı bir kardeşimiz vardı. ‘Niye ağlıyorsun?’ diye sordum.”
Yücel ise yaşadığı büyük acıyı söylemedi.
“Biraz kederlendim başkanım” demekle yetindi.
Erdoğan yardım etmek istediğini söylemesine rağmen Abdülmecit Yücel derdini yine anlatmadı. Teşkilatın neden geç açıldığının sorulması üzerine ise yalnızca, “Başkanım bir işim vardı, onun için yarım saat geç açtım teşkilatı” cevabını verdi.
O “işin” ne olduğu ise ertesi sabah ortaya çıktı.
Eşini doğum sırasında kaybetmişti
Erdoğan, Abdülmecit Yücel’in neden ağladığını ertesi gün öğrendiğinde karşılaştığı gerçeği yıllar sonra bile büyük bir duyguyla anlattı.
Yücel’in eşi doğum sırasında hayatını kaybetmişti.
Bir tarafta dünyaya yeni gözlerini açan bebeği, diğer tarafta hayat arkadaşının acı haberi vardı.
Abdülmecit Yücel, yeni doğan yavrusunu yengesine teslim etmiş, eşini ise hastanenin morguna indirmişti.
Ancak bütün bu acının ortasında aklına teşkilattaki nöbeti gelmişti.
Eşini morga bıraktı, “Nöbetim var” diyerek koştu
Hayatının belki de en ağır gecesini yaşayan Yücel, kimseye acısını anlatmadan teşkilatın yolunu tuttu.
Erdoğan o anı şu sözlerle anlattı:
“Meğerse Abdülmecit kardeşimin refikası doğum esnasında şehit olmuş. O da yavrusunu yengesine teslim etmiş. Hanımını da hastanenin morguna indirmiş. ‘Nöbetim var’ diyerek koşarak nöbete gelmiş.”
Erdoğan’ın yıllar önce anlattığı bu sözler, AK Parti’nin 25’inci kuruluş yılı programında yeniden yankılanırken salonda duygusal anlar yaşandı.
“Bu davanın mayasında Abdülmecitlerin bu imanı var”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdülmecit Yücel’in yaşadığı büyük acıya rağmen gösterdiği fedakârlığı anlatırken sözlerini tarihe geçen şu ifadeyle tamamladı:
“Değerli kardeşlerim, bu davanın mayasında Abdülmecitlerin bu imanı var.”
Aradan onlarca yıl geçti. Siyasi hayat değişti, partiler değişti, Türkiye değişti. Ancak bir eşin morgda, yeni doğmuş bir bebeğin yakınlarının kucağında olduğu o gece; acısını içine gömüp “Nöbetim var” diyerek teşkilatın kapısını açmaya koşan Abdülmecit Yücel’in hikayesi unutulmadı.
AK Parti’nin 25’inci kuruluş yılında yeniden gösterilen görüntüler, bir siyasi hareketin geçmişinden bugüne taşınan en hüzünlü hatıralardan birini bir kez daha gözler önüne serdi.