THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

Naime Sultan

2.Abdülhamid’in kızı Naime Sultan kimdir?

2.Abdülhamid’in 2. kızı Naime Sultan, İstanbul’da dünyaya geldi. 69 yaşında Tiran’da hayatını kaybetti. Diğer kardeşleri gibi iyi batı musikisi öğrendi.

Gayet mahir bir piyanistti.
Annesi Bidar Kadın-Efendi’dir. Gazi Osman Paşa’nın 2. oğlu Müşir Kemaleddin Paşa ile evlendi; ondan Adile Hanım-Sultan isimli kızı oldu. Sonra ayrılarak Vezir İşkodralı-zade Mahmud Celaleddin Paşa ile evlendi.5 Mart 1924 tarihinde Türkiye’den çıktı ve Arnavutluk’a gitti.

Sultan 2. Abdülhamid Hân’ın en güzel hanımı Bîdâr Kadınefendi’den doğan Nâime Sultan, babasının tahta çıktığı gün dünyaya gelmiş, dolayısıyla Sultan Hamid o gün 2 kutlamayı birden kabul etmişti. Padişah oluşunu ve kızının doğuşunu.

Nâime Sultan, batı mûsikisi dersi almıştı ve iyi piyano çalıyordu. Evlendikten sonra Ortaköy’deki yalısına yerleşen Nâime Sultan, eşine aşkla bağlıydı. Fakat eşinin zamanla ilgisizliği, genç prensesin sıhhatini bozmuş, ilaç kullanır duruma getirmişti. Sonradan ortaya çıktı ki; Kemâlettin Bey bir süredir, komşu yalıda oturan, Sultan 5. Murat’ın kızı Hatice Sultan’la mektuplaşıyor.

Kemâlettin Paşa, Nâime Sultan’dan boşandırılıp, Sultan 2. Abdülhamid tarafından rütbeleri sökülerek Bursa’ya sürgüne gönderildi. 2 çocuğu olan Nâime Sultan ise İşkodra’lı Celâlettin Paşa ile evlendirildi.

Cumhuriyetin kurulmasıyla Hânedân, yurtdışına sürgün edilince Nâime Sultan da evvelâ Fransa’ya, daha sonra da eşi ve 2 çocuğuyla birlikte, geçim sıkıntısı yüzünden, eşinin memleketi Arnavutluk’a gitti. Hiç olmazsa Arnavutluk’ta oturacak bir evleri vardı. Bir süre sonra Celâlettin Paşa hayatını kaybetti. Nâime Sultan artık tamâmen yalnız kalmıştı gurbet diyârında. Yanında 2 çocuğundan başka kimsesi yoktu.

Yokluk, sefâlet, gurbet, vatan hasreti, yalnızlık, zaten hasta olan Nâime Sultan’ı yatağa düşürmüştü. 1944 teki komünist darbesi sırasında oturduğu evinden de kovulup sokağa atıldı. Ve 2. Dünya Savaşı yıllarında, Arnavutluk sokaklarında, yalnız ve çâresiz hayatını kaybetti.

Saraylarda başlayan bir hayat, sürgünde sona eriyordu. Odalarına, duvarlarına, aşk, ihânet, ıstırap ve entrikalar sinmiş Ortaköy’deki yalısı ise, yanarak, bütün yaşanmışlıklarıyla ve hâtırâlarıyla tarihe karıştı.