THY- Banjul

Dursun Fakih

Dursun Fakih, Osmanlı'nın kuruluş döneminde yaşamış ünlü bilginlerden birisidir. Şeyh Edebali'nin damadı, Osman Gazi'nin ise bacanağıdır.

Dursun Fakih, Osmanlı'nın kuruluş döneminde yaşamış ünlü bilginlerden birisidir. Şeyh Edebali'nin kızıyla evlenerek onun damadı olmuştur. Osman Gazi'nin ise bacanağıdır. Birçok kaynakta Osman Gazi adına ilk hutbeyi okuyan, Osmanlı Devleti'nin ilk kadısı, imam-hatibi ünvanını taşıyan kişi olduğu bildirilir.

Hutbe okunması bağımsızlık göstergesiydi. Anadolu'daki Selçuklu Devleti adına okunan hutbenin Osman Gazi adına okunması, Osmanlı Beyliğinin bağımsızlığının ilanı bakımından oldukça önemlidir.

Fetihten sonra Karacaşehir'e kadı ve kiliseden çevrilen camiye imam olarak atanmış ve böylece Osmanlı Devleti'nin ilk imam-hatibi ve ilk kadısı ünvanını elde etmiştir. Türk edebiyatında gazavâtnâme tarzının ilk örneklerinden olan üç eseri ile peygamberin mucizelerini konu alan bir mesnevisi günümüze kadar gelmiştir.

HAYATI

Dursun Fakih'in hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır. 13. yüzyıl sonlarında Karacahisar-Eskişehir civarında bulunduğu bilinmektedir. Çeşitli kaynaklarda Karamanlı olduğu belirtilmişse de nerede doğup büyüdüğü kesin olarak belirlenememiştir. Osmanlı Beyliği'nin ilk zamanlarından itibaren Karacahisar veya Eskişehir çevresinde yaşamış olma ihtimali de vardır.

Şeyh Edebali'ye mürit olmuş; ondan tefsir, hadis ve fıkıh dersleri almıştır. Daha sonra Şeyh Edebali'nin kızıyla evlenerek onun damadı olmuştur. Öğrenimini tamamladıktan sonra Osman Gazi zamanında çeşitli savaşlarda gazilere imamlık yaptı. Karacahisar’ın fethinden sonra şehre kadı ve hatip olarak tayin edildi. Kiliseden çevrilen camide Osmanlı Beyliği'nin fermanı sayılan, Osman Gazi adına ilk cuma hutbesini okudu. Ayrıca onun adına ilk bayram hutbesini de Eskişehir'de okudu.

Edebali'nin vefatından sonra onun dergâhında fetva işlerini yürüttü. Bazı kaynaklara göre şeyhinin yerine geçtikten bir süre sonra vefat etmiştir. Kimi kaynaklarda ise Orhan Bey İznik'i ele geçirince Bilecik kadılığına getirilmiştir.

ALİM, HUKUK ADAMI VE ŞAİRDİ

Dursun Fakih, alim ve hukuk adamlığı yanında şairdir. Gazavatname tarzında yazdığı üç manzum eserin nüshaları günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlar; "Gazâvat-ı Resûlullâh" ya da "Kıssa'-i Mukaffâ", "Cumhûr-nâme" ve "Muhammed Hanefî Cengi"dir. Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış bu eserler konularını savaşlardan aldıkları için daha çok savaş ve din ile ilgili kelimeler içerir. Özellike Umman Cenknâmesi'nde, olağanüstü varlıklar ile mücadele, fantastik unsurlar, bu cenknâmelerin Arap ve Fars kaynaklı olduğuna işaret etmektedir. Bunlar dışında peygamberin mucizelerini konu alan, "Hz. Peygamber Ebu Cehil ile Güreş Tuttuğudur" isimli 269 beyitlik bir mesnevîsi daha vardır.

Ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 14. yüzyılın ilk yarısında vefat ettiği sanılmaktadır. Bilecik'te Şeyh Edebâli Zaviyesi içindeki türbedede kabri bulunur. Ayrıca Karacahisar'da küçük bir tepe üzerinde ve Söğüt'ün Küre beldesinin bir kilometre yakınında Konik Tepe'de ona isnat edilen birer türbe bulunur.

OSMAN GAZİ ADINA İLK HUTBEYİ OKUDU

Karacahisar'ın fethinden sonra Osman Gazi adına ilk hutbeyi okuması Aşıkpaşaoğlu tarihinde şu şekilde yer almıştır:

"Karacaşehir alınınca, Cuma namazı kılalım ve bir kadı isteyelim dediler. Dursun Fakih derler bir aziz kişi vardı. O halka imamlık ederdi. Hallerini ona söylediler. O da gelip Osman Gazi'nin kayın atası Edebali'ye söyledi. Daha söz bitmeden Osman Gazi geldi. Sorup isteklerini bildi. Size ne lazımsa onu yapın dedi. Dursun Fakih, Hanım! Sultan'dan izin gerektir dedi. Osman Gazi dedi ki: Bu şehri ben kendi kılıcımla aldım, bunda sultanın ne dahli var ki ondan izin alayım? Ona sultanlık veren Allah bana da gaza ile hanlık verdi. Eğer minneti şu sancak ise, ben kendim dahi sancak kaldırıp kafirlerle uğraştım. Eğer o, ben Selçuk Hanedanındanım derse, ben de Gökalp oğluyum derim. Eğer bu ülkeye ben onlardan önce geldim derse, Süleyman Şah dedem de ondan önce geldi. Halk razı oldu. Kadılığı ve hatipliği Dursun Fakih'e verdiler. Cuma Hutbesi ilk önce Karacaşehir'de okundu. Bayram namazını orada kıldılar. Bunun tarihi hicretin 699'unda vaki oldu."

Oruç Bey tarihinde ise bu konudan şöyle söz edilmektedir:

"Osman Gazi önce gelip Bilecik'i ve İnegöl'ü fethetti. Osman Gazi'nin ilk Cuma namazını Karahşehir'ı aldıkta Dursun Fakih derlerdi bir kişi vardı, o kıldı. İlk önce Osman adına hutbeyi o okudu. Bayram namazını da kıldı."