Bir daha 15 Temmuzların yaşanmaması için yapılması gerekenler
15 Temmuz’un anlatılmayan çok boyutu var. Bu “sorular” cevapsız, devlet ele geçirilmiş, kritik noktalar ele geçirilirken halkın desteği beklendi. 15 Temmuz’un sahte kahramanları kim? Türkiye darbeye karşı İslam ülkelerinden yardım aldı. Ama 15 Temmuz asla bir darbe değil, “haçlı-Siyonist” ittifakının Türkiye’yi “işgal” planıdır. Allah’ın yardımıyla planları akim kaldı, “tabi bu seferlik” hesaplaşma devam ediyor. Kim hain, kim kahraman birbirine karışmış, 12 Eylül, 28 Şubat, Ergenekon fiyaskoyla sonuçlandı. Önce “Feto” davaları sulandırılmadan bir an önce sonuçlandırılmalı. Çünkü sulandırılması tabana yönelik rahatsızlıklar ortaya çıkartır. Bize bu belayı saran, dış bağlantılı gizli güçlerle hesaplaşılmazsa Bu hain planlar tekrar tekrar karşımıza çıkacaktır. Benim tavsiyem başta Amerika, İngiltere ve diğer bağlantılarla ve kökü dışarıda kendi aramızda maşalarla hesaplaşılmalı ve bunlara mutlaka hesap sorulmalıdır. Bunların iç bağlantıları da kesilmediği sürece, ayakları devletten tasfiye edilmeden yeni 15 Temmuz’lar kaçınılmaz olacaktır. Allah’ın yardımıyla bu sefer hak geldi batıl zail oldu. Ancak Allah’ın yardımı her zaman gelmeyebilir. Bu necip milletin torunları silkinip kendine dönmelidir. Bunun için yapılması gerekenler bu işlerin bir an önce sonuçlandırılıp, sulandırılmadan 12 Eylül’deki travmalar yaşanmadan, sonradan gelecek siyasi bağlantılar da bu binlerce kişinin 12 Eylül’de olduğu gibi tazminatları ödenip devletin tekrar soyulmasını asla müsaade edilmemelidir.
Recep Tayyip Erdoğan bugünkü konumuyla ikincisini çıkardığı kanun ve kararnamelerle, şu anki bakanlar kuruluyla, Meclis’teki çoğunluğuyla gereken adımları aymıştır. Bilhassa Türkiye Cumhuriyeti devleti ne zaman sıkıntıya girdiyse vatan millet bayrak devlet davasında Milliyetçi Hareket Partisi’nin devletin yanında yer aldığını bir kere daha görmüş ve bu yaklaşımlardan istifade ederek son hamle yaparak bir daha 15 Temmuz’ların kapısı açılmamak üzere kapatılmalıdır. Tabii ki sadece bu paralel yapı bugün “Fetö” diye adlandırılırsa da yarın başka adlarla karşımıza çıkacaktır. Hatırlayın “80 öncesinde” sağ sol çatışması, daha sonraları Alevi-Sünni çatışmaları daha daha sonralarında ise Kürtçülük mücadelesi Türkiye’de yıkılması gereken en önemli kurumun inanç ve din bağlamındaki tahkiki imanın ortadan kaldırılarak taklidi imanın yerleştirilmesine yönelik dini tahribatlara bir son verilerek devletin kuruluşları içinden bu paralel yapılar mutlaka ayıklanmalıdır. Tabi bunu yaparken de dindeki boşluklar mutlaka devlet tarafından doldurulmalıdır. Cemaat, cemiyet, dernek ve bir takım vakıfların eline bırakılmamalıdır. Devletin Diyanet İşleri Başkanlığı Teşkilatı Sayın Mehmet görmezin mücadelesi noktasında verdiği gayretler takdire şayan olmakla beraber bugün durduğu yerde hızla devam ederek diyanet içindeki “idare-i maslahatçı”lar, “havaya göre” taklit imana sahip olup, ehli imana bir katkıda bulunmayanlar mutlaka devre dışı bırakılmalı.
Bu ülkede hakiki dinimiz İslamiyet’in hayata geçirilmesi için, devlet en hassas noktada dini değerlere sahip çıkarak bunun yazılı kurallarını koymalı. 80 bine yakın camide veya Diyanet İşleri Başkanlığı’nda, üniversitelerde ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bütün eğitim ve tedris kuruluşlarında bu millete eskimez Osmanlıca’yı ve Kur’an’ı anlayabilecek şekilde dinin anlatılması zaruridir.
Bu noktada adım atılırsa bu işin devamı da gelecektir diye düşünüyoruz vesselam…
WhatsApp ihbar ve irtibat hattı: 0 530 200 00 96