Şer kumkuması

27 Aralık 2017 Çarşamba

İslâm topraklarında Tanzimat fermanının ilanından bu yana Şer kumkuması faaliyettedir. Şer Kumkuması; Allahû Teâla katından gelmiş olan şeriatı reddederek şerri şeriatin önüne ve yerine geçirmiş olan kötülük odağıdır. Şer Kumkuması denildiğinde akla İslâm dışı dinlerin ve ideolojilerin hesabına Müslümanların iradelerini ve idarelerini ifsad etmeye çalışan şer komitesi gelmelidir.

Müslüman halkların iradelerine ve idarelerine ipotek koyan şer güçler, her türlü fitne ve fesadın müsebbipleridir. Camilerin, mescidlerin minber ve mihraplarında bugün dahi Batının yaşama tarzını Müslümanlara kanunlar gücüyle sevdirmeye çalışan 2. Mahmud dedikleri gâvur Mahmudların savunulması, Şer Kumkumasının batıl ile olan kesintisiz aidiyetini bize hatırlatıyor. Şer Kumkumasının bilmediği ve anlamadığı bir şey var: İmanın olduğu yerde köpükten zayıf gövdeler kurşundan ağır yük taşır. İmanından habersiz yaşayan Müslüman İslâm ve iman düşmanlarıyla barışır.

İslâm topraklarını işgal ve istilâ etmiş bulunan müstevli harbi devletler dediğimiz şer kumkuması, halkı Müslüman ülkelerin idarelerinin ve idarecilerinin kendilerine bağlı kalmalarını kâfi görmedi. Şimdi yeni bir devreye girerek yapısal değişim ve dönüşüm istiyor. İdareciler gibi Müslüman halk da bize bağlı kalacak diyor. Bunun için Müslümanların tasavvurlarına musallat olmuşlar. Suudi Arabistan’ın Şeytan Amerika’nın emri üzere “Ilımlı İslâm” tabirini, projesini gündeme taşıması bunu ifade ediyor. Müslümanların Peygamberden, sahâbeden gelen İslâmî tasavvurlarını değiştirmedikçe Müslümanların tavırlarını ve kararlarını değiştiremezsiniz. Şer Kumkuması bunun farkında olduğu için tasavvurdan işe başlıyor. Yanlış ve yalandan meydana gelmiş din algılarını yaygınlaştırıyor.

Şer Kumkumasında kişiliksizlik, tek ümmet ve hilafet şuurundan yoksunluk, dış sömürüye açıklık, himaye ve mandayı gönüllü kabul, pısırıklık esası aslidir.

Eğer bir yerde Müslümanlar ezme, sömürme sırası bize geldi diyorlarsa, dini din düşmanlarından öğrenmeye başlamışlar demektir. Dinini, imanını tartışma konusu yapan Müslüman, Müslüman sayılmaz. Rabbimiz Peygamberimiz üzerinden uyarıyor:

“Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere de ki: “Siz de İslâm’ı kabul edip teslim oldunuz mu?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.” (Âl-i İmran Sûresi/ 20)

“Biz de Müslüman’ız” dedikleri halde Allah’ın dinine format vermeye kalkışanlar, şer kumkumasının yanlış din algısına kendilerini kaptırmış olanlardır. Şer kumkumasının hedefi, İslâm ile idare olunmayanların İslâm akidesinden ve ahlâkından da uzaklaşmalarını sağlamaktır. 

Müslümanların Kur’ân, Sünnet, İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha’dan kaynaklanan tasavvurlarını, tavırlarını ve kararlarını değiştirmek için çalışan Şer Kumkumasının hedefi; İslâm’ın her çağda ve mekânda tatbikinin mümkün olmadığını, zamana ve mekâna göre İslâm’a ekleme ve çıkarmada bulunmanın mümkün olduğunu, bunun Müslümanların Müslümanlığına zarar vermediğini Müslümanlara kabul ettirmektir. Hatta gerekirse İslâm’ın dışındaki dinlerden parçalar alarak “Dinlerarası Diyalog”un bir neticesi olarak yeni sivil bir din oluşturulabileceğine Müslümanları alıştırmaktır. 

Allah’ın dini Allah’ın muradına uygun bir şekilde Rasûlüllah (sav)’in örnek ve önderliği esas alınarak anlaşıldığı ve yaşandığı müddetçe İslâm topraklarında müstevli harbi ve mürtedlerin ayakları yer etmez. Şayet bugün müstevli harbi ve mürtedlerin ayakları İslâm coğrafyasında yer ediyorsa, İslâm coğrafyasının asli sakinleri Müslümanlar Allah’ın dinini Allah’ın muradına göre anlamamışlar demektir. Din İslâm’dır, İslâm da din’dir. İslâm dininin tamamına inanmak, kalben tasdik etmek iman ve itikadımızdır. İmanımız dinimiz, dinimizde imanımızdır. İbadetler imandan sonra gelir. Şahsi görüşleri ve kişisel kanaatları İslâm’la özdeşleştirilmesi mümkün değildir. İslâm, akıl sahibi olan insanları, kendi hür iradeleriyle hayırlara sevk eden evrensel çağlarüstü ilahi kanunlar bütünüdür. İslâm Allah tarafından gönderilen vahiy temelli bir din olup Hz. Muhammed’in sağlığında tamamlanmıştır. Allah’ın dini eksik değil ki onu tamamlayalım, fazla değil ki ondan iskontoya gidelim. İbnul Macişun der ki; “İmam Malik’in şöyle dediğini işittim; “Kim güzel bularak İslâm’da bir bid’at çıkarırsa, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in risalet görevine ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Zira Allahû Teâla; “Bugün dininizi kemale erdirdim” (Maide Sûresi/3) buyurmuştur. O gün dinden olmayan bir şey bugün de dinden olamaz.” (İmam-ı Şatıbi, el-İ’tisam (1/64) Müslümanlık iddiasında bulunmakla birlikte Allah’ın diniyle oynayanlar, Allah düşmanlarının oyuncakları olmaya mahkûmdurlar.

 

YORUM YAZ

  • Hamit AKKINHamit AKKIN3 ay önce
    Mesele yani sorun kâfirler değil ! ASIL MESELE ALLAHIN DİNİNİ DEĞİŞTİREN ! MÜSLÜMANLAR ! KUR'AN DEVRE DIŞI BIRAKILMIŞ .ALLAH VE RESULÜ ADINA UYDURULAN YALANLAR , HEM DE ALLAH İÇİN... EN AÇIK OLANABDESTSİZ KUR'AN DOKUNMAK VE OKUMANIN GÜNAH OLDUĞU YALANIYLA , KUR'AN HAYAT REHBERİ OLMAKTAN ÇIKARILMASI ... YADA KUR'AN A AYKIRI SÖZDE HADİSLER UYDURARARAK DİNİN TEMELİNİ bombalamaLARI GİBİ...