Mülteci krizi insanlığın ayıbı
BM zirvesinden dönen Erdoğan, “Mülteciler konulu liderler zirvesine katıldık. Burada Türkiye’nin bakışını açıkça dile getirdik. Mülteci krizi insanlığın ayıbıdır” dedi
FETÖ’nün kaçacak delik bulamayacağını belirten Erdoğan: “PKK, PYD, YPG ve DEAŞ birbiriyle aynı örgütler. DEAŞ’ın ‘İslam’ kelimesiyle adlandırılmasına yer vermemeliyiz.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BM zirvesi sonrası New York’tan dönerken Genel Yayın Yönetmeniz Kadir Demirel’in de aralarında bulunduğu gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
Dünyanın önde gelen ülkelerinin liderleri, Sivil Toplum Kuruluşları ve işadamlarıyla ikili görüşmeler yaptığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mülteciler konulu liderler zirvesine de katıldık. Zirvedeki konuşmamızda mülteci sorununa Türkiye’nin bakışını açıkça dile getirdik. Mülteci krizi insanlığın ayıbıdır” dedi.
Terörle mücadele konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “PKK, PYD, YPG bunlar birbiriyle aynı örgütler. Ama bu örgütleri aynı telakki etmeyen, liderler var. Terörle mücadele konusunda DEAŞ da önemli meselelerden biri. Böyle bir terör örgütünün adlandırılmasında ‘İslam’ kelimesine yer vermemeliyiz. Dünyada DEAŞ karşısında en etkin mücadeleyi veren ülke Türkiye’dir” ifadelerini kullandı. FETÖ ile ilgili bütün dünya liderlerini bilgilendirmeye devam ettiklerini belirten Erdoğan, “FETÖ ile ilgili bütün belge ve bilgilerimizi Amerika ile paylaştık. FETÖ konusunda herkes gereken hassasiyeti göstermeli. Bunlar kaçacak delik bulamamalı” şeklinde konuştu. İşte o sorular ve cevapları...
¥ Gülen’in iadesi konusunda Türkiye’nin, ABD nezdindeki girişimleri sürüyor. Biden ile New York’ta yaptığınız görüşmede bu konuda somut bir gelişme var mı?
ABD’li yetkililer, bu konunun yargı sistemiyle de alakalı olduğunu belirtiyorlar. Bunu hatırlatarak bize verdikleri mesaj da şu: ‘gönderdiğiniz belge ve bilgiler, mahkemelerimizde değerlendirecektir. Yargıdan olumlu istikamette bir karar çıkması halinde, biz hemen gereğini yaparız, bundan hiç endişeniz olmasın.’ Biden ile görüşmemizde yargı konusu açıldığında Rıza Sarraf konusunu da gündeme getirdim. ‘Bu kişi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Eşi ve çocuğu ile birlikte ABD’ye giriş yaptığı anda tutuklandı. Neticede bizim vatandaşımız olduğu için, hukukunu aramak zorundayız. Bu Rıza Sarraf değil de bir başka vatandaş da olabilirdi. ABD, Türkiye’de bir vatandaşının, tutuklanmasına nasıl duyarsız kalamıyorsa, biz de herhangi bir vatandaşımızın bir başka ülkede tutuklanmasına duyarsız kalamayız. Kaldı ki gerek Adalet gerek Ekonomi bakanlığımızın yaptıkları çalışmalara göre, bu kişinin bir suçu da bulunmuyor. İran da aynı şeyi söylüyor. Ancak buna rağmen bu kişi 6 aydır ABD’de tutuklu durumda. ABD Adalet Bakanlığı’nın bu davayı havale ettiği mahkeme de ilginç. Savcı Bharara da hakim Richard Berman da, Türkiye’de daha önce FETÖ tarafından ağırlanmış isimler. Biden’a bunları anlattım, ‘ben bu kadarını bilmiyordum’ dedi. Hukukla değil, ilişkiler ağıyla başka işler çevirme peşindeler. Enteresandır, mesela tutup iddianameye eşimin TOGEM’in kurucusu olduğu, benim o dernekle ilişkim olduğu falan yazılıyor. Ama o derneğin kurucuları arasında ne eşim var ne de ben. Böyle bir şey olmamasına rağmen, bunun söz konusu edilmesi adamların art niyetlerinin ne istikamette olduğunu gösteriyor. Halbuki dışişleri müsteşarımın da gayet güzel ifade ettiği üzere, ABD hukuk sisteminde ‘egemen bağışıklık’ diye bir madde var. Buna göre devlet başkanlarının herhangi bir mahkemeye konu yapılabilmesi mümkün değil. Buna rağmen iddianamede adımızın geçirilmeye çalışılması, işin içinde art niyet olduğunu ortaya koyuyor.
İADE SÜRECİ DEVAM EDİYOR
¥ FETÖ’nün elebaşı Gülen’in iadesi konusunda ABD sizce niye direniyor?
Bunun değerlendirmesini siz yapacaksınız. Biz iade talebiyle ilgili olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Meseleyi Obama’ya, Biden’a anlattık. ABD makamlarına 17-25 Aralık’la alakalı 85 koli belge gönderdik, 15 Temmuz ve sonrası ile ilgili yargıda birikenler de gönderiliyor, gönderilecek. Adalet bakanlıklarımız görüşmeye devam ediyor.
Türkiye’nin uyarılarına rağmen, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, Suriyeli Kürtlere silah verdiklerini ve onları desteklemeyi sürdüreceklerini açıkladı..
Bizim itiraz ettiğimiz husus, terör örgütü olan PYD/YPG’ye silah verilmesidir. Ama o kadar çarpık bir yapı var ki. Biden’a, iki gün önce Kobani’ye iki uçak dolusu silah indirdiklerini söyledim. Bana, ‘benim bundan haberim yok’ dedi. Ben de, ‘siz öyle diyorsunuz ama benim haberim var’ dedim. Bu nasıl bir iştir? Başkan yardımcısı Biden ‘haberim yok’ diyor, ertesi gün de Carter çıkıp, ‘silah verdik, vermeye de devam edeceğiz’ diyor.
PYD VE YPG’NİN İÇİNDE OLDUĞU OPERASYONA KATILMAYIZ!
¥ Rakka operasyonunun, ABD-Türkiye tarafından birlikte gerçekleştirilebileceğinden söz ettiniz. Bu arada operasyonda PYD/YPG’nin yer alması durumunda Türkiye’nin yer almayacağı da söylendi. Bu konuda bir gelişme var mı?
Başta dışişleri bakanlarımız olmak üzere yetkililerimiz Rakka konusunu görüşüyorlar. Ama ABD’lilerin tavrını henüz net olarak görmediğimiz için şu an bir şey diyemeyiz. Tabii ki ABD, Rakka işini PYD ve YPG ile gerçekleştirmek isterse, Türkiye olarak böyle bir operasyonda yer almayız. Ama bu işe PYD ve YPG’yi sokmazlar ise bu mücadeleyi ABD ile birlikte verebiliriz elbet.
¥ PYD Rakka’ya ABD ile kara gücü olarak giderse, biz bu operasyona hava desteği verir miyiz?
Cumhurbaşkanı olarak, ilgili kurumlarımızla istişare yapmadan bu tür konularda bir açıklama yapmam doğru olmaz. Şartların ne olacağı ortaya çıktıktan sonra bir durum değerlendirilmesi yapılır. TSK’nın yaklaşımı, MİT’in yaklaşımı, Dışişleri başta olmak üzere hükümetin yaklaşımı ne olacaktır? Dar kapsamlı bir görüşme yapar, gerekli değerlendirmeleri yapar, verilecek cevabı ona göre belirleriz.
PARİS’TEKİ DAYANIŞMAYI 15 TEMMUZ’DA GÖREMEDİK
¥ BM’deki konuşmanızda ‘Milletim olmasa burada olmazdım’ dediniz. İkili görüşmelerde yaşananları konuşan oldu mu, itirafları oluyor mu?
Tabii ki konuşuluyor yaşananlar. Genel itibarıyla itiraflar olumlu, olumsuz itiraf yok. Ama önemli olan söylenilenlerin fiiliyata da yansıtılmasıdır. Bu süreç içerisinde en samimi yaklaşımı Katar sergiledi. İlk andan itibaren sürekli irtibat halinde olduk. Katar emirinin babası çocukları ile birlikte kısa sürede Türkiye’ye geldi. Aynı şekilde, Başbakanı, Dışişleri Bakanı Türkiye’ye geldiler. Bu tabii önemliydi. Akabinde Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nin gelmesi de önemliydi. Diğerleri telefonlarla aradılar sordular. Pakistan Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Suudi Arabistan telefonla aradılar sordular. Paris’teki terör eylemi karşısında dayanışma için oraya yürüyüşe gidenler, keşke aynı dayanışmayı 15 Temmuz darbe girişimi karşısında da sergileselerdi. Zira burada basit bir terör hadisesi yok. Burada bir terör örgütünün, demokrasiye inanmış Türkiye’yi darbeyle yıkma teşebbüsü var. Yaşananlardan umarım herkes gerekli dersi çıkarmıştır.
Kanser hücresi FETÖ temizlenecek
¥ FETÖ ile mücadele konusunda, içeride ne durumdayız. Tehlike geçti mi?
Biliyorsunuz, FETÖ konusunda kanser hücresi benzetmesini yaptım. Metastaz yapmış durumda. Kanserli hücreler tümüyle ortadan kaldırılmadan, bu işin bittiğini söylersek kendimizi aldatırız. FETÖ ile iltisaklı memurları görevden alma işlemi bu mücadele çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Kanserli hücrelere rastlandığı müddetçe de devam edecek. Bu mücadelede ana muhalefet liderinde, MHP’deki hassasiyeti görememek üzücü. MHP, bu mücadelede beklenen netice alınana kadar hükümeti destekleyeceğini söylüyor. OHAL’in amacı da bu mücadelenin en etkin biçimde verilmesi. Bunların pek çok kurumda yuvalandıklarını biliyoruz, ‘at izi it izine karışmış’ dedim. Bunların izleri doğru biçimde temizlenene kadar bu süreç devam edecek. 17-25 Aralık’ta yargı ve polis içindeki elemanlarıyla darbeye kalmışlardı. Başarılı olamadılar, ağır bir darbe yediler. Sonra ne yaptılar? TSK içindeki süreci hızlandırarak bunu erkene çektiler. Çünkü, Ağustos şûrasında bir şeyler olacağını muhtemelen tahmin ettiler. O nedenle bu işi erkene çektiler. Yanlış hesap yaptıkları için yine duvara çarptılar. Milletimizin sağduyusu, bunların karşısına dikilmesi, Allah’a hamdolsun bunların hesaplarını altüst etti. 241 şehidimiz, 2194 gazimiz oldu. Ama milletimiz gerçekten bir tarih yazdı. Şimdi, kanserli hücreler tümüyle bertaraf edilene dek, mücadeleyi aynı kararlılıkla devam ettireceğiz.
SÜREÇ FETÖ’NÜN ALEYHİNE İŞLİYOR
¥ Gülen’in başka ülkeye gidişi için zemin hazırlandığı şeklinde iddialar doğru mu?
Bu tür iddialar, dedikodular var. Bu tür iddialar bizim aleyhimizde olan şeyler değil. Başka bir ülkeye gitseler de bunlar kaybederler. Bu kez o ülkeye markaj yaparız. Hepsinden önemli olan şey, halkımın bunları artık tanımış olmasıdır. Süreç artık onların lehlerinde değil, onların aleyhlerinde işliyor. İnşallah neticeyi de görürüz.
PKK, aradığını bulamayacak
¥ Selahattin Demirtaş’ın Barzani ile görüşmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yakın zamanda bizim arkadaşlarımız da Kuzey Irak’a bir heyet gönderecekler. Barzani’yle görüşmeleri olacak. Bizim yaptığımız çalışmalar ile onların çalışmalarını yerinde değerlendirecekler. Ondan sonra gerekli değerlendirmemizi yaparız. Ama Kuzey Irak’a gittiklerinden söz ettiğiniz o kesimler, özellikle son dönemde, Türkiye’de de dünyada da puan kaybettiler. Kendilerince, dışlanmışlıklarını azaltma gayretleri var. Ama artık o mümkün değil. Kamuoyu araştırmaları da ne durumda olduklarını açık net ortaya koyuyor. Ben inanıyorum ki benim ülke genelindeki Kürt kökenli vatandaşlarım bunlara karşı tavrını netleştirdiği sürece bölücü terör örgütü Türkiye’de aradığını bulamayacak.
Mursi’ye haremi darbe yaptı
‘Bağlantısızlar’ hareketi zirvesinde Türkiye konusundaki hava nasıl acaba?
Önemli olan darbeye karşı net bir şekilde demokrasinin yanında yer almaktır. Bağlantısızlar zirvesine Dışişleri Bakanımız katıldı. Bağlantısızlar bünyesindeki ülkelerin bize bakışı olumlu. Oradaki temasların olumlu geçtiği söylendi. Malumunuz, ilginçtir, Mısır’daki darbeyi Milli Savunma Bakanı yapıyor. Yani Mursi’nin göreve getirdiği kişi yapıyor. Haremine sokmuş olduğu kişi ona darbe yapıyor. Bu zat, Mursi’nin arkasında namaz da kılarmış. Şimdi o darbeci, ABD’de hem Trump hem de Clinton ile görüşmüş. Siyasette bir hayli gelişmeler var. Kim demokrat, kim kime sahip çıkıyor görüyoruz. Bir yandan küresel barış konuşuluyor. Diğer yanda ise Ortadoğu adeta kan gölü, Mynmar’ın hali ortada, Tunus, Libya, Yemen’de yaşananlar ortada. Bu ortamda küresel barıştan nasıl söz edilebiliyor anlamak gerçekten zor.
‘Not’çulara güvenmiyoruz
¥ Kredi derecelendirme kuruluşlarıyla ilgili eleştirel tavrınız devam ediyor mu?
CEO’larla, iş dünyasıyla temaslarımız gayet verimliydi. Türkiye’de yatırım koşullarının kaybından söz eden hiç kimse yok. ‘Türkiye’de yatırım koşulları yok olmuştur’ diyen tek bir yatırımcıya rastlamadım. Kredi derecelendirme kuruluşlarını pek ciddiye almadığım doğru. Bunların çoğu kez sipariş üzerine derece verdiklerini, dolayısıyla güvenilir olmadıklarını düşünüyorum. Çünkü bunların bize kendilerince kusur bulurken, batmak üzere olan bir ülkenin durumunu dört derece birden yükselttiklerini gördük. Bunları görüp yaşadığımız için onların değerlendirmelerine de güvenmiyoruz.
HEDEFİMİZ SINIRA 10 BİN KONUT YAPMAK
¥ Fırat Kalkanı harekatı ne durumda? Son bilgileri alabilir miyiz sizden?
Biliyorsunuz harekat, Cerablus’a girerek başladı. Kimlerle girdik buraya? Eğit Donat programı içinde eğittiğimiz 1400 - 1500 kadar ılımlı muhalifle girdik. Biz buraya girince, DEAŞ güneye doğru kaçmaya başladı. Münbiç’in nüfusunun yüzde 95’i Arap. Yani burası, PYD ve YPG’lilerin yaşadığı bir yer değil. Ama ABD, buradaki operasyonları çok önemsediği PYD ve YPG ile yapmak istiyor. Terör koridoru diyebileceğimiz bu şeritte DEAŞ’ın boşalttığı bazı yerlere PYD ve YPG’nin yerleştiğine tanık olduk. DEAŞ’ın Cerablus’u boşaltmak zorunda kalmasının ardından ise, oraya Cerablus sakinleri yerleşti. Şimdi Münbiç’te de geri dönüş başlıyor. Buralar boşalıyor, aynı şekilde El Rai boşaldı. Ilımlı muhalifler, obüslerin desteğinde Bab’a ilerliyorlar. Bab da DEAŞ’tan kurtarılacak. Kurtarılınca sahiplerine teslim edilecek. Rakka aşağıda. Fırat burası. Azez’den Fırat’a bu arada 90-95 km’lik mesafe var. El Rai’den güneye doğru Bab’ın aşağısına kadar da 40-45 km’lik bir mesafe var. Burada yaklaşık 4500 kilometrekarelik bir güvenli bölge yapalım diyoruz. Gri olarak gördüğünüz yerler DEAŞ’ın kontrolünde. Buranın DEAŞ’tan temizlenmesi lazım. Bunu halletmemiz gerekiyor. Halledeceğiz inşallah. Yeşil olan bölge ılımlı muhaliflerin kontrolünde. Burası güvenli bölge olarak ilan edilirse, bize de parasal destek verilirse, bu alanda konut yapımına girebiliriz. Hem Suriye’den çıkmaya çalışan mültecilerin hem bizdekilerin yerleşebilecekleri yerel mimariye uygun konutlar yapabiliriz. Ayrıca sınıra yakın bölgelerde biraz daha iç kısım da Türkiye topraklarında da 10 bin konut yapma hedefimiz var. Suudi Arabistan’la müşterek yapacağız bunu. Hedefimiz, mültecileri çadır kentlerde yaşamaktan kurtarmak. Bununla ilgili adım atılmış durumda.
¥PYD Münbiç’ten çıktı mı tam olarak?
Şu anda sadece cüzi olarak varlar. Orası güvence altına alındığında o da gerçekleşir.
¥ Güvenli Bölgeye görüştüğünüz ülkelerin liderleri ne diyor?
ABD, güvenli bölge konusunda başından beri bize evet diyor. Olumlu yaklaşıyor. Putin de görüştüğümde hayır demiyor buna. Önemli olan koalisyon güçlerinin yani 65 ülkenin vereceği destektir. Dışişleri bakanları düzeyinde arkadaşlar yoğun biçimde çalışacaklar. Buralardan mali destek gelirse, konut yapımını süratle gerçekleştirebiliriz.
BİZİM DEDİĞİMİZE GELECEKLER
Kerry’de son açıklamalarında uçuşa yasak bölgeden bahsetti?
Gelecekleri yer burasıdır. Bunlar bizim üç dört yıldır söylediğimiz konular. Hatırlayın, ben baştan beri üç şey söylüyorum: eğit-donat, uçuşa yasak bölge, güvenli bölge. Güvenli bölgeyi yapmak için uçuşa yasak bölgeye ihtiyaç var. Bunun kara gücünü oluşturmak için de eğit-donat yöntemiyle yetiştirilmiş bölge sakini ılımlı muhaliflere ihtiyacımız var. Bunlar yapıldı mı, yapıldı. Eğit Donat’a biz halen devam ediyoruz. Ara vermedik. Niye? Her an, biz buraya geliyoruz dedikleri anda, o insanların güvenliği önemli. Bizim orada milli ordunun hazırlanmasını sağlamamız lazım. Bu milli ordu, bölgenin güvencesini eline almalı. Kimlerden oluşacak bu ordu? Ilımlı muhaliflerden oluşacak. Şu anda sayıları 65 bin. Bunlar güçlendikçe halk da onların yanında yer alacak.
¥Geçiş süreciyle ilgili olarak Rusya ile ABD arasında yakınlaşma var mı?
Üçlü görüşme oldu Dışişleri bakanları arasında. Olumlu netice çıkmadı, ama takip ediyorlar. Temenni ederim ki bu görüşmeler bir netice versin. Biz de takip edeceğiz, netice alınması için gayret göstereceğiz.


