--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kandan beslenen vampirler.. Size buradan ekmek çıkmaz…

Kadir Demirel
Kadir Demirel

Kandan beslenen vampirler..

Size buradan ekmek çıkmaz…

“CHP bir parti değil. Türk'e dinini, dilini, ve özünü kaybettirmeye memur, bir katliam müessesesidir.”

Necip Fazıl Kısakürek

 

 

Vampirler…

Korku edebiyatının bir parçası olmuş yaratıklardır vampirler…

Kurgu edebiyatının da bir parçası olmuş yaratıklardır vampirler…

CHP’nin genlerinde var vampirlik; tıpkı ‘Kont Drakula’ gibi kandan beslenmek!..

CHP’nin genlerinde var darbeden beslenmek…

CHP’nin genlerinde var dine ve dindarlara düşman olmak…

Haydi gelin CHP’nin zihniyetiyle ilgili olarak biraz geçmişe gidip mini bir fikir jimnastiği yapalım…

Bunlar değil mi okullarda din derslerini kaldıran…

Bunlar değil mi dini eğitim veren müesseselerin kapılarına kilit vuran…

Bunlar değil mi Ezan-ı Muhammediye’yi yasaklayan…

Bunlar değil mi ezanı niye ‘Tanrı uludur Tanrı uludur şeklinde Türkçe olarak okumadın’ diyerek imam ve müezzinleri zindanlara atan…

Bunlar değil mi evlerdeki dini kitapları toplayıp yakan…

Bunlar değil mi ‘İslamiyet ilerlemeye engel’ diyen…

Bunlar değil mi “Hocaları toptan kaldırmadıkça hiç bir iş yapamayız” diyen…

‘Din zehirdir. Türkiye’den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene daha lazım’ diyen CHP’li başbakan Şükrü Saraçoğlu değil mi?..

Bunlar değil mi camilerimizi müzeye ve ahıra çeviren…

Bunlar değil mi Hacca gidecek birisine ‘Paranı Araplara kaptırma’ diyerek Hacc ibadeti ile ‘aklınca’ dalga geçen, alaya alan…

Bu CHP zihniyetinin dünya da benzerleri yok mu? Elbette var…

İşte size onlardan da sadece birkaç örnek…

Mısır’da halkın seçtiği Muhammed Mursi’yi, arkasına ABD ve Avrupa’yı alarak darbe yapan, yüzlerce mazlum insanı meydanlarda katleden Cuntacı Sisi’den ne farkı var…

O da kandan besleniyor…

Bu zihniyetin, sokaklarda dahi başörtüsünü yasaklayan Tunus diktatörü Zeynel Abidin Bin Ali’den ne farkı var…

O da kandan besleniyordu…

Bu zihniyetin, Ramazan ayında toplu iftarları, öğrencilerin teravih namazına gitmesini engelleyen, kamuda, hatta pazarlarda bile başörtüsünü yasaklayan Özbekistan’ın diktatör lideri İslam Kerimov’dan ne farkı var…

O da kandan besleniyor…

Bu zihniyetin, Nizami’yi şehit eden Hindistan ve İngiliz kuklası Bangladeştekilerden ne farkı var…

Onlar da kandan besleniyor…

KAN ÇIĞIRTKANI BUNLAR

Bunların hepsi de kandan beslenmiyorlar mı?

Dönelim tekrar CHP zihniyetine…

Bunlar değil mi başörtüsü yasağını sürekli engelleyen, her başı sıkıştığında da ya AYM’ye giden ya da Danıştay’a…

Bunlar değil mi biraz sıkışınca ‘ordu göreve’ diyerek askerden medet uman, ardından ‘kan’ çığırtkanlığı yapan…

CHP’de dünden bugün ne değişti…

Hiçbir şey…

Sadece kasetle gidip kasetle gelen başkanlar değişti…

Zihniyet aynı ama; hep aynı kaldı…

Haydi ‘kasetçi başkan’ başka kapıya…

Çünkü buradan sana ekmek çıkmaz…

Son söz;

Google amca da şöyle yazıyor: “Vampirlerin hayvanlar âlemi üzerinde kontrolü var. Yarasa, sıçan, baykuş, güve, tilki ya da kurt biçimlerini alabilir…”

Bunu okuduktan sonra, ‘bununla ilgili ne yorumlar yapmışlar diye’ şöyle bir göz attım…

İşte size vampirlerle ilgili seçtiğim Gürcistan’dan bir yorum: “Evet ben gerçekten vampirim bana inanın korkmayın benden! ben Georgia da yaşıyorum… canım her saniye kan çekiyor…”

Başkanlık sistemi ile ilgili “Böyle bir başkanlık sistemini kan dökmeden gerçekleştiremezsiniz” diyen ‘kasetçi başkan’a ithaf olunur bu yorum…

Anlayana sivrisinek saz;

Anlamayana davul zurna az…

Selâm ve dua ile kalın…

 

DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR…

VE ŞEHİT NİZAMİ’NİN SON VASİYETİ, SON MEKTUBU…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı birçok toplantıda ‘dünya 5’ten büyüktür’ diyerek daima mağdur ve mazlumların yanında oldu…

Erdoğan’ın dışında ne İslam dünyası, ne Avrupa ülkeleri liderleri, Cemaat-i İslami Partisi lideri Motiur Rahman Nizami’nin idamına 'dur' demedi.

Erdoğan, Yerli ve Milli İrade Programı'nda yaptığı konuşmada, Nizami'nin idamından duyduğu üzüntüyü ifade ederek, ‘zalimler için yaşasın cehennem’ diyerek, mazlumun yanında olduğunu bir kez daha vurgulamış ve şunları söylemişti: “Her şeyden önce siyasi bir lider olan Nizami’nin bu infazı hak edecek herhangi bir suçunun olmadığına inanıyorum. Bangladeş yönetiminden bu tür kararlar konusunda daha hakkaniyetli kararlar almasını bekliyorum. Müslümanların dünyanın her köşesinde mağdur ve mazlum bir duruma düşürüldüğü bir dönemde, çoğunluğu Müslümanların oluşturduğu bir ülkede bu tür sıkıntıların yaşanmasını teessürle karşılıyorum."

“Bangladeş'teki Nizami'nin idamına Avrupa'dan bir ses duyamadık çünkü idam edilen bir Müslüman!" diyen Erdoğan, “Bu nasıl bir demokrasi anlayışıdır?” sözleriyle Batı'ya da sert tepki göstermişti…

 

BENİM ŞEHADETİM İLE BERABER

DEĞİŞİM BAŞLAYACAK İNŞAALLAH...

İşte idam sehpasına çıkmadan önce Nizami’nin son vasiyeti:

''Her zaman batılın, zulmün ve haksızlığın karşısında ilmi mücadeleye devam edeceksiniz. Bir mümin asla Allah'tan ümidini kesmez. Hayatınızın sonuna kadar Allah yolunda bir gaye ile görevinizi sürdüreceksiniz. Batılın tüm tuzaklarına ilim yoluyla cevap vereceksiniz. Kadınlarımızın yetiştirilmesine ve ahlâk yoluna önem vereceksiniz. Cemaat-i İslami'de asla bir lider problemi yaşanmayacaktır. Durum ne kadar kötü olursa, o kadar iyi ve kaliteli liderler yetişecektir. Ben yaşlandım. Rabbim her an canımı alabilir. Ben şehit olarak Allah'ın huzuruna gitmek istiyorum. Benim şehadetim ile beraber değişim başlayacaktır. Halkım ve dünya Müslümanlarından dua istiyorum. Eğer dünyada bir daha görüşemezsek, cennette görüşeceğimizi ümit ediyorum inşallah...''

 

Ümmete mesaj dolu o son mektuptan bazı satır başları:

"Cennet meyvesi pahalıdır. Kalp, asıl sahibine dönene kadar acır insan. Sonrası umman, kevser, Peygamber (s.a.v)"

“Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten? Sökülüyor tırnaklarımız. Etiniz acımıyor mu?”

“…Doğduğumda nikâhlandığım ve son nefes diye zaman tayin ettiğim buluşmaya gidiyorum. Korkmuyorum. Ardımda pişmanlıklarım var ama üzgün değilim…”

“…Kırgınım. Sözünü unutanlara, kardeşinin elini tutmayanlara, düşeni kaldırmayanlara, Allah için gözyaşlarını sakınanlara, zalimin yanında durup mazluma timsah gözyaşları dökenlere, kıyama kalkmayı kolay zannedip elindekini muhafaza etmek için bahane satanlara, alanlara kırgınım. Bu kırgınlıkla kavuşacağım Rabbime. Söyleyeceğim bunları…”

‘MUTLU MUSUNUZ ŞİMDİ’ DİYEMİYORUM

“…Vuslat bu. Nerede buluşacağı belli olmuyor insanın. Bazen 14 yaşındaki bir kızı Kudüs'te pazarda buluyor. Kafasına sıkılan bir kurşunla göçüyor. Elbisesine bulaşıyor kan. Huzura çıkmadan önce melekler yıkıyor onu…

Senin kardeşin benim. Bu katillerle niye anlaşıyorsun?" diyemiyor…”

"…Benim evim sizin hesaplarınızdan daha anlamlıydı. Hırsınızdan büyüktü odalarımız. Niye yaktınız çocuklarımızın gözlerimizin önünde büyüyecekleri resimleri? Mutlu musunuz şimdi?" diyemiyorsun…

HER ŞEYİ RABBİME ANLATACAĞIM

“…Ahzab suresinde övülen adam ve kadınlardan çok anlatabilirim size. Sizin üzüldükleriniz için son diye yazılan haberlerin "son" olduğunu mu zannediyorsunuz? Her yaptığınızı, her yapmadığınızı, her söylediğinizi, her sustuğunuzu, her gördüğünüzü, her gözünüzü kapadığınızı, her oturuşunuzu, her kalkmayışınızı bir bir not aldım. Her şeyi anlatacağım…”
BU BİR İMTİHANDI…
“…Ardımda bir fikir kalsın istiyorum. Zorla karşılaşınca ölüm korkusundan istikametini şaşıranlarla biz ölümden aynı şeyi anlamıyoruz. Bu bir imtihandı. Kolay olacağını söylemedi kimse. Sancısız olacağını, bedelsiz olacağını. Bu yola baş koymak, sonunda gerekirse bu uğurda o baştan vazgeçmek demekti. Bizim için karar aldıklarını zanneden ahmaklar var. Bu karar ancak göklerde alınmış olabilir. Siz kimsiniz ki…”

KULUNU RAZI ETMEK İÇİN

YARATICIYI ÜZECEK DEĞİLİZ!

Ben gidiyorum…

Benden önce giden arkadaşlarımın yanına, Rasulullah'ın yanına. Siz kalacaksınız. Kimin doğru olduğu benim gittiğim yerde çıkacak ortaya…

Ben gidiyorum…

Çekidüzen verin kendinize. Sıranın size de geleceğini unutmayın. Şehadetin şehid gibi yaşayanlara nasip olacağını, Allah'tan başkasına kul olunmayacağını hatırlayın her daim.

Ben gidiyorum…

İbret alın bu yolculuktan. Bir araya geldiklerinde sadece aynı anda ayaklarını yere vursalar dünyayı sallayacak kalabalıktaki sizler, kardeşlerim. Sizin gözünüzün önünde yürüyeceğim ipe. Korku görmeyeceksiniz. Endişe sezmeyeceksiniz. Öfkemi de beraberimde götüreceğim.

Ben gidiyorum…

Dilerim bu gidiş size kim olduğunuzu hatırlatsın. Mazlumlar için ayağa kalkmanın bir yolunu bulmanızı sağlasın. İpler adedince baş istense, ama deseler ki bu bedel kıyam içindir, az kalır giden başlar! Boşuna terk etmez canımız bedenimizi. Mükâfatını O'ndan biliriz. Kalanlara ibret olmadığı üzer bizi…

CENNETTE GÖRÜŞECEĞİMİ ÜMİT EDİYORUM

Size son sözlerim şudur;

"Her zaman batılın, zulmün ve haksızlığın karşısında ilmi mücadeleye devam edeceksiniz. Bir mümin asla Allah'tan ümidini kesmez. Hayatınızın sonuna kadar Allah yolunda bir gaye ile görevinizi sürdüreceksiniz. Batılın tüm tuzaklarına ilim yoluyla cevap vereceksiniz. Kadınlarımızın yetiştirilmesine ve ahlâk yoluna önem vereceksiniz. Cemaat-i İslami'de asla bir lider problemi yaşanmayacaktır. Durum ne kadar kötü olursa, o kadar iyi ve kaliteli liderler yetişecektir. Ben yaşlandım. Rabbim her an canımı alabilir. Ben şehit olarak Allah'ın huzuruna gitmek istiyorum. Benim şehadetim ile beraber değişim başlayacaktır. Halkım ve dünya Müslümanlarından dua istiyorum. Eğer dünyada bir daha görüşemezsek, cennette görüşeceğimizi ümit ediyorum inşallah."

Motiur Rahman Nizami

O mektubu kısaltarak koydum. İsteyen mektubun tamamına http://www.yeniakit.com.tr/haber/idamina-saatler-kala-nizaminin-kaleminden-son-mektup-172561.html adresinden ulaşabilir.

Bu mektubun altına hangi mü’min imza atmaz ki…

Tüm ümmete ümit ışığı olması dileğiyle…

 

Kadir Demirel Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle