CHP’nin ‘Altı Oku’ çoğaldı…Yedi…Sekiz…Yok mu artıran?
BİR ŞEHİR Kİ…
Çoğu dinsizliği yenilik sayar,
Çoğu Hak’tan kaçar, batıla uyar.
Çoğunun boynundan yular zül duyar,
Çoğunun ağzından ekmek tiksinir.
Abdurrahim Karakoç
_________________________________
(…) “Âsım’ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek/ İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek…” diyen Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, hem dış düşmanlara hem de içimizdeki din ve namus düşmanlarına karşı böyle seslenmiş ‘Çanakkale Şehitlerine’ şirininin mısralarında.
Güzel ülkemizde o günden bugüne ne dış düşman değişti ne de iç düşman…
Bunlar her zaman dine ve İslam’a karşı ortak cephe oluşturup hep savaş açtılar…
Allah Rasülü bundan 1400 yıl önce ne buyurmuş:
‘Küfür tek millettir.’
Dışta Haçlı zihniyet, içte de CHP zihniyeti hiç ama hiç değişmedi…
Avrupa ve ABD hiçbir zaman Müslümanların yanında yer almadı…
Hep “Özgürlüklerden yanayız” dediler ama; bu cümleyi sadece kendileri için kullandılar.
ORTAK DÜŞMAN İSLÂM
İslam nerde ne zaman neşv-ü nema bulduysa, bir şeyler uydurup, ya oralarda iç karışıklıklar çıkarıp, o ülkenin parçalanıp bölünmesine sebep oldular ya da ‘İslamofobi’ye sarılarak tepelerine binip Müslümanların kanını akıttılar.
Çünkü onlar için tek ortak düşman vardı: İSLÂM…
Ülkemizde de cumhuriyetin ilk kuruluşundan bugüne gelen ve CHP eliyle beslenen bir İslam düşmanlığı var.
Bu dün de öyleydi bugün de böyle;
‘ALTI OK’TAKİ MAVALLARA İNANMAYIN
Bakmayın siz o Altı Ok’taki, Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik, Laiklik, Devletçilik ve İnkılapçılık mavallarına…
Bunlar hiçbir zaman gerçek cumhuriyetçi olmadılar, devamlı cumhurdan korktular…
Bunlar hiçbir zaman halkçı olmadılar, halkı aşağıladılar, onların sırtına binerek rant devşirdiler…
Bunlar hiçbir zaman milliyetçi olmadılar, sürekli milli ve manevi değerlere saldırdılar…
Bunlar ‘laiklik din ve vicdan hürriyetidir” dediler kimsenin inancına ve dinine saygı göstermediler…
Bunlar “Biz devletçiyiz” dediler, devleti yıkmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar, ama başarılı olamadılar…
Bunlar “inkılapçıyız, devrimciyiz” yani dönüşümden yanayız dediler ama; ülkenin muasır medeniyetler seviyesine gelmesine –onlardan beklendiği gibi- sürekli takoz oldular…
OKLARIN SAYISINI ÇOĞALTMAK ELİNİZDE
Haydi ‘altı ok’a şimdilik iki de biz ekleyelim…
Ahlaksızlık… Ahlaksızlık… Ahlaksızlık…
Edepsizlik… Edepsizlik… Edepsizlik…
Bunları artırmak mümkün elbette…
Ancak; gerisini siz okurlarımıza havale ediyoruz…
İşte CHP’nin icraatlarından kısa bir kolaj…
22 Ocak 1932…
Camilerimizin minarelerinden evrensel bir mesaj olan “Allahüekber, Allahüekber” nidalarının yerine “Tanrı uludur, Tanrı uludur” demek kimin zamanında oldu; elbette CHP’nin…
BASINA SANSÜRÜN KRALI BUNLARDA...
1925 yılında Takrir-i Sükun kanununun ilan edilmesiyle muhalif yayın yapan onlarca dergi ve gazete süresiz kapatıldı, yazarları ise İstiklal Mahkemeleri’nde idam sehpalarının gölgesinde yargılandı, onlarca gazetenin de kapısına kilit vuruldu.
CHP’NİN ÖVÜNDÜĞÜ MARİFETLER...
Yazarımız Yavuz Bahadıroğlu CHP’nin sitesine girip ‘icraatları’nı şöyle toplamış. Ben de onların bazılarını buraya kısaltarak aldım.
İşte onlardan bazıları:
1923: Cumhuriyet ilan edildi…
27 Mart 1923: Meclis’teki muhalifleri temsil eden Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey öldürüldü.
Milli Mücadele kahramanlarından Giresunlu Topal Osman Ağa, yargılanmaksızın “suçlu” ilân edildi ve öldürüldü. Başı kesildi. Başsız olduğu için ayaklarından Meclis kapısına asıldı.
1924: Hilafet kaldırıldı… Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) Kanunu kabul edildi.
1925: Şapkadan başka başlık giyilmesi yasaklandı… Tekkeler, Zaviyeler ve türbeler kapatıldı…
4 Şubat 1926’da İskilipli Atıf Hoca “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli kitaptan dolayı idam edildi.
CHP’nin günah galerisi bir okyanus gibi, bunlar da o okyanusta sadece ve sadece bir damla..
CHP eski milletvekillerinden cumhuriyet döneminin ‘örümcek kafalı’ şairlerinden Kemalettin Kamu bakın ne diyor:
“Ne örümcek, ne yosun,
Ne mucize, ne füsun,
Kâbe Arabın olsun,
Çankaya bize yeter!”
Bunların zihniyeti 70-80 yıl öncesi ne ise bugün de aynı…
Din düşmanlığı… Din düşmanlığı… Din düşmanlığı…
‘ŞU KADINA HADDİNİ BİLDİRİN’ DEMİŞLERDİ
Yaşım 56…
Bugüne kadar CHP’nin olumlu bir icraatını görmedim.
Şu güzelim ülkemiz için “Biz de Türkiye için şunu yaptık” dediklerine şahit olmadım…
‘Yarım asırdan fazla zamandır hep muhalefetteyim;’ bir kez olsun ‘Şu iktidara geleyim’ milletime hizmet edeyim dediklerine tanıklık etmedim…
Meclis kürsüsündeki başörtülü bir milletvekili Merve Kavakçı Hanım’a ‘şuna haddini bildirin’ diyen Bülent Ecevit’in sözlerine tanıklık ettim. (Her ne kadar o gün DSP’li olsa da onun kökeni de CHP değil mi?)
Bütün bunlar da gösterdi ki; CHP’nin amacı, hep ‘muhalefette kalayım’ bol keseden atayım, iktidara ‘bol bol salvo yapayım, yapılan işleri engelleyeyim, engelleyemezsem Danıştay’a müracaat edeyim o da olmaz ise AYM’ye gideyim daha da olmadı, AİHM’e gideyim’ dediklerine çok ama çok şahitlik ettim.
Zaten CHP’den başka şeyler beklemek ‘ham hayal’ peşinde koşmaktan başka bir şey değil ki…
ESKİ TÜRKİYE YOK
Neyse… Hangi birisini yazayım; şimdi gelelim ‘edepten yoksun’ ‘şantaj-montaj kaseti ile CHP’nin başına gelen’ başkanlarına…
Kim o…
1937-38 yıllarında 13 binden fazla sivilin öldürüldüğü memleketi Dersim’deki katliama bile sessiz kalan biri …
Kim o…
‘Kazanamam’ korkusuyla memleketi Tunceli’den milletvekili adayı bile olamayan Dersim Ermenisi Yemuş Hanımın Oğlu ‘edebsizlikte sınır tanımayan’ Kemal Kılıçdaroğlu…
Aslında bunların amacı ‘üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek’… Tabii güçleri yeterse…
Ey Kılıçdaroğlu ve avanesi;
Senin ‘sorgusuz sualsiz’ darağaçlarında sallandırdığın CHP’li yıllar yok artık…
Ben, ‘Müslümana hakaret de ederim küfür de ederim’ deme lüksüne sahip değilsin, senin bakana söylediğin ‘o çirkin sözlerini’ yüzüne vuran, senin yüzüne tüküren milyonlar var karşında artık…
Anlayacağınız, bu ülke sahipsiz değil artık, ama; sizde o akıl ve o kafa nerde…
Yok…Yok…Yok…
Son söz;
CHP kuruluşundan bugüne kadar dine ve dindarlara düşman idi bugün de öyle…
Yani kurulduğu günden bugüne değişen bir şey yok…
Değişen sadece ve sadece zaman, mekan ve liderleri…
‘Bunlara üç koyun versen bile güdemezler’ lafı, üzerlerine ‘cuk’ diye oturan bir tabir…
Yoksa bunlar yine camilerde Türkçe ezan okutur..
Yoksa bunlar, yine camileri ahırlara çevirir…
Yoksa bunlar, şapka giymedin diye insanları sürgüne gönderir, darağaçlarında sallandırır maazallah..
Onun için yatıp kalkıp dua edelim; Cenab-ı Hakk bunları başımıza musallat etmesin… - ‘İktidar olayım, bu ülkeye hizmet edeyim’ diye bir dertleri de yok zaten-
Sevgili Yeni Akit okurları;
Sizlerden aldığımız destek ve dua ile daha da büyüyeceğiz inşallah…
Şimdilik bu kadar…
Hayırlı bir hafta dileğiyle…
Selâm ve dua ile kalın…
TERÖR ÖRGÜTLERİNİN BİRBİRİNDEN FARKI YOK.
HA PKK, HA YPG, HA ASALA, HA PARALEL…
Yeni Akit, siz kıymetli okuyucularının desteğiyle bugünlere geldi. Bu durumun bundan sonra da devam edeceğine adımız gibi eminiz.
Yeni Akit, okurlarının karşısına her gün yeni ve doğru haberlerle çıkmayı kendisine şiar edinmiş bir gazete…
Tüm bunlardan hareketle mazlumların ve mağdurların yanında olan gazetemiz ‘Sivas mazlumları’ için yaptığı çağrıyı yeniledi ve ilgili mercileri göreve çağırdı…
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamayı, okuyucularına “PKK, YPG, ASALA ve Paralel içi içe” manşetiyle duyurarak, terör örgütlerinin aynı çatı altında toplandıklarına vurgu yaptı.
AHLAKSIZ ÖRGÜTLENME DURDURULMALI
Toplumun ahlaki değerlerini hiçe sayarak, gay ve lezbiyenlerin afişlerinin Eğitim-Sen tarafından okullara asılmasını ve onlarla ilgili bir komisyon kurulmasına yönelik çalışmaları “Okullardaki bu ahlaksız örgütlenmeyi durdurun” sürmanşetiyle yetkililerin dikkatine sunduk…
Sürekli darbe çığırtkanlığı yapan darbeci baroların bildirisine tepki gösteren hukukçuların “Diktacı baro bizi temsil etmiyor” ifadelerini sürmanşete taşıyarak, ‘cuntacı avukatlara’ bizler de “sizden kaygılıyız” mesajını verdik…
Cumartesi başlayan ve arkadaşımız Tayfun Tolga Karadavut’un “Vesayet Odağı Odalar” yazı dizisi ile ‘Türkiye düşmanı’ odaların gerçek yüzlerini deşifre ettik…
SİYASİ SAPIKLARI NE YAPACAĞIZ
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtarlar toplantısında tarihe geçen şu sözleri aslında CHP ve zihniyetine vurulan bir şamar gibi: “(Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bakan Sema Ramazanoğlu’na yönelik sözleri) anamuhalefetin, üzerinden siyaset yapmaya çalıştığı cinsi sapık şu an cezaevinde ve yaptıklarının hesabını adalete veriyor. Peki bu siyasi sapıkları ne yapacağız. Biz bunları ademe mahkum edip ‘hiç’ yerine koydukça çirkefliğin, çirkinliğin, ahlaksızlığın çıtasını sürekli yükseltiyorlar. Bu zat için söylenen her söz israftır, fuzulidir, tıpkı kendisi gibi gereksizdir. Bu kişi, başında bulunduğu partinin de yüzkarasıdır.”
İKİ KELİME İLE KILIÇDAROĞLU
Davutoğlu da Kılıçdaroğlu’nun sözlerini şu iki kelimeyle özetledi: Edepsizlik ve akılsızlık. Kurtulmuş: Seviyesiz, aşağılık sözler. Çalık: Çirkinlik, şereften yoksun. Ecertaş: Ahlaksız.


