Ze (ز ) Kuşağı
Z kuşağı üzerinde çoğu siyasi olmak üzere nice tartışmalar yapılıyor. Bilhassa partiler mezkûr nesli kazanmak için çeşitli kampanyalar yapmakta ve çok eski kuşaktan olan siyasiler bu uğurda TikTok gibi mecralarda hesaplar açıp onları etkilemeye çalışıyorlar ki onlardan oy toplayabilsinler. Z kuşağına rol model olduğunu zannederek onlara bir nevi aptal muamelesi de yapan bu tür tavırlar ne kadar etkili olur bilinmez ama 1995’ten sonra doğan gençlerin kastedildiği söz konusu nesil pek tanınmıyor gibi. Maalesef, Türkiye’de yapılan tüm anketler gençlerin kime oy vereceğine odaklanıp sağlık, maddi ve manevi sıkıntılarını es geçiyor.
Oysa Türk Z kuşağının da dahil edildiği güzel araştırmalar var. Bilhassa Pew Araştırma Merkezinin anketleri ve daha birkaç çalışma önemli bilgiler veriyor. Yabancılar Z kuşağına dijital kuşak da diyor. Çünkü gözlerini açar açmaz dünyayı bir cep telefonunun içinde kendilerine sunulmuş olarak gördüler. İnternet onları sanal alemde aktif hale getirirken, gerçek alemde birbirinden izole etti. Birilerinin dediği gibi; bugünün genci yanı başındaki arkadaşlarından uzaklaşırken daha uzaktakilerle sosyalleşmiş oldu.
Ama bu kadar değil. Wikipedia’nın İngilizce versiyonunun kaynaklara dayandırarak yaptığı derlemeye göre Z kuşağı hayatı daha yavaş yaşıyor, daha az alkol tüketiyor, bayanlar daha ileri yaşlarda çocuk doğuruyor ve riski sevmiyorlar. Kızlarda buluğ yaşı bazı ülkelerde sekize kadar inmiş. Sağlık bağlamında durumları iyi değil. Çünkü hatırı sayılır bir kısmın psikolojik ve psikiyatrik sorunları olup depresyon, huzursuzluk ve geceleri uyuyamama gibi sorunları var. Ancak daha az alkol kullanıyorlar ve suç işleme oranları eski nesillere göre daha düşük. Dünya genelindeki Z kuşağının % 59’u mutlu olduğunu söylüyor. En mutlular Endonezya (% 90), Nijerya (% 78) ve Hindistan (% 72) gibi fakir ülkelerdeyken, en mutsuzlar Japonya (28 %) ve Güney Kore’de (% 29) yaşıyor. Türkiye’de ise mutluluk oranı % 50.
Siyasi tercihlere baktığımızda, Z kuşağının milliyetçi partileri daha çok tuttukları görülüyor. Ayrıca sorunlarının çözümü için başkalarının değil hükümetlerin bir şeyler yapmasını istiyorlar. Öte yandan; dini de geçmiş nesillere göre daha çok önemsedikleri görülüyor. Mesela Türkiye’dekilerin % 71’i dinin kendi mutluluklarında önemli bir rol oynadığını söylüyor.
Görüleceği üzere karşımızda ne yaptığını gayet iyi bilen, akıllı, teknolojinin verdiği imkânlarla dünyayı iyi okuyabilen bir nesil var. Bu nesli iyi okuyabilenler onları kazanırlar ama bizde kazanmak tabiri oy kaynağı olarak görülmekte ve gençlik siyasi emeller için bir araç olarak görülüyor. Yapılması gereken şey, siyasetten bağımsız olarak, teknolojinin vermediği değerleri de Z kuşağına gösterebilmektir.
Şu bir gerçek ki internet dünyası insan nefsine aklından daha çok hitap etmektedir. Bir genç saatlerce oyun oynamak veya arkadaşlarıyla chat yapmak dururken hayatı, ölümü, gelenekleri veyahut aile gibi müesseseleri sorgulamaz. Bu konuda iş ebeveynlere düşüyor. Anne-babalar muhakkak ki çocuklarının maddi ve manevi değerleri yüksek birer birey olmasını isterler. Ancak kimse kendi kendine yetişemiyor.
FETÖ ve onun gibi birkaç sözde dini grubun gençleri militarize ettiğini ve insanların bu yüzden cemaat ve tarikatlardan çekindiklerini biliyoruz. Ancak Z kuşağı kayıp kuşak olmamalı ve Ze () kuşağına dönüşmeli. Ya iyi dini gruplar bulunacak (ki iyilerden de çok var) ya kendileri yetiştirecekler ya da gerekirse özel ders hocaları misali manevi ders veren hocalar bulacaklar. Manen eğitilmiş birey idealisttir, vatanseverdir ve sorumluluk sahibidir. Eğer birileri çocuğunu başka bir ideolojiyle yetiştirmek istiyorsa o da onların kararı. Ama Alfa kuşağının ilkokulu bitirdiği bu dönemde Z kuşağı kesinlikle rüzgârda savrulan küle dönmemeli.







