Yerli silah gibi yerli medya da lazım
Türkiye’nin yerli silah, yerli araba ve yerli tohum gibi attığı adımların yerli medya için de atılması gerektiğini önemine binaen bir kez daha yazmamız lazım. Savaşları bile kara propaganda ve yanlış algılar başlatabildiğine göre insanların aklına ve kalbine girebilen sanal silahlar üretmek en mühim öncelik olmalıdır. Çünkü maalesef en çok algılara yeniliyoruz.
Perşembe günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEAŞ ve YPG’nin başta ABD olmak üzere Batı ülkelerinden silah aldığını ve ellerinde belgeleri olduğunu beyan etti. Dünya kamuoyunda normalde gündemi sarsacak böyle bir bilgiyi kimileri duymayacak bile. Çünkü terör örgütlerine silahları verenlerle medyayı kontrol eden zihniyet aynı ve bu zihniyet başta Cumhurbaşkanı olmak üzere tüm Türkiye’den nefret ediyor.
Batı medyası; ki sadece darbeyi ve darbecileri desteklemedi. Aynı zamanda darbenin önceden olacağını da bildi. Mart 2016 ile darbenin olduğu 15 Temmuz 2016’ya kadar Foreign Policy, Wall Street Journal ve bir think tank kuruluşunun sitesinden olmak üzere üç yayın organı darbenin olacağına dair dört haber yaptı. Bilgileri şüphesiz ki FETÖ’den alıp da öyle yazdılar. Ancak kaynakları ne olursa olsun hep saldırdılar ve saldırmaya devam ediyorlar.
Kimseye niye yalanları yazıyorsun diyemezseniz. Herkes devlet sırları ve şiddete yöneltmek gibi adli vakalık mevzulara girmemek kaydıyla istediğini yazabilir ve savunabilir. Buna, istemesek de yalanlar da dahildir. Bu hususta yapılması gereken şey kara propagandacıları suçlamak değil aynıyle karşılık vermektir. Bunun için yabancı dilde yayın yapan medya organları, gazeteciler, düşünce kuruluşları ve hatta sosyal medya ekipleri oluşturulmalıdır.
Aslında yabancı dilde yayın yapan bir medyamız yok değil. TRT World hariç gayet güzel çalışıyorlar. Ancak saldırılar çok yönlü ve birçok farklı kaynaktan geldiği için baş etmek zor oluyor. Cevap vermede cılız kalınınca da sesi daha gür çıkan Batılı medyanın her söylediği doğru kabul edilmiş oluyor. Bilhassa son birkaç yıldır FETÖ’nün çabalarıyla durum daha da vahim bir hal almış durumda.
Bir örnek vereyim. John A. Tures isminde bir profesör en az bir yıldır Erdoğan ve Türkiye aleyhine yazılar yazıp duruyor. Bu adama mailler atıp yazılarındaki saçma sapan iddiaları çürütmemize rağmen bildiğini yazmaya devam ediyor. Adamdaki inadın kaynağını araştırınca FETÖ tarafından himmetle beslenen ecnebi bir besleme olduğunu gördük. “İnsan ihsanın kölesidir” derler ya. Tures ve onun gibi niceleri FETÖ’den aldıkları paraların karşılığı olarak FETÖ’nün baş düşman ilan ettiği Erdoğan’a saldırıyorlar.
Medya bağlamında yalanlara karşı savaş veriyoruz ve yalancının iddiasını ispat etmek gibi bir derdi olmadığı için- ki yalanın ispatı olmaz- baş etmekte zorlanıyoruz. Karşı koymak için başta İngilizce olmak üzere çok dilde yayın yapan gazete, TV ve gazetecilere ihtiyacımız var. BBC, CNN ve RT’yi suçlamak yerine uluslararası kamuoyuna hakikatleri yayınlayacak kendi organlarımız olmalı. Bakın RT (Russia Today) Televizyonu öyle propagandalar yaptı ki Amerika’da Putin’in yılın adamı seçilmesinin zeminini oluşturdular.
Acizane tavsiyem öncelikle eldeki medyanın yeniden dizayn edilmesidir. Mesela kaliteli gazetecilerin çalıştığı TRT World’ün bir BBC’ye dönüştürülmesi için hiçbir engel yok. Sadece Türkçe yayın yapan gazetelere devlet desteği verilip en azından internette olmak üzere yabancı dilde de yayın yapmaları sağlanabilir. Birkaç dilde yayın yapan haber siteleri oluşturulabilir. Türkiye’deki yabancı gazetecilerin ulaşabileceği ve onları sürekli bilgilendirecek bir birim oluşturulabilir. Bunlar maliyeti az, getirisi çok olabilecek uygulamalardır. Şu anda yurtdışından aldıkları desteklerle hükümet aleyhine yayın yapan yerli websiteleri var. Sadece yabancıların Türkiye için harcadığı kadar para harcansa çok ama çok şey değişir.







