--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yeni saldırılara teşebbüs edecekler

İbrahim Karataş
İbrahim Karataş

Sistematik, planlı, terör örgütlerinin kullanıldığı bir saldırı altındayız. PKK’nın canlı bomba saldırılarının hemen akabinde, daha önce Rus uçağını düşüren FETÖ’cüler bu sefer asker yerine bir polis kullanarak Rus elçisini öldürdü. Fakat FETÖ ve azmettiricilerin saldıkları ateşler kendilerini öyle bir vurdu ki; Rusları Türklere düşman edeceklerine birbirine müttefik yaptılar. Putin, elçi suikastı sayesinde uçağı düşürenin de FETÖ olduğuna inanmaya başladığını söyledi. Bir plan ancak bu kadar ters tepebilirdi. 

Türk-Rus işbirliği şu günlerde Türkiye için hiç olmadığı kadar faydalı olacak bir dönemi yaşıyor. Fakat bu dönem Trump’ın 25 gün sonra Devlet Başkanlığını devralmasıyla bitebilir. Eğer Türkiye elini çabuk tutup hızlı ve etkin davranabilirse bilhassa Suriye’deki kazanımlarını hem artırabilir hem de kalıcı hale getirebilir. 

ABD, Trump’ın kazandığının kesinleştiği 9 Kasım’dan bu yana bir fetret devri yaşıyor. Başkanlık seçimlerinin şoku bürokratından askerine kadar tüm Amerikalıların iç meselelere yoğunlaşmasına neden oldu. Obama yönetimi görevi bırakacak diye, Trump da görevi henüz devralmadığı için hareketsiz kaldı. Hükümet rolantiye geçince sahadaki asker ve istihbarat da beklemeye geçti. Suriye’deki iç savaşın çözümünde devre dışı kalmalarının sebebi buydu. Bu politika(sızlık) 25 gün daha devam edecek. 

Onun için acele etmek lazım. Çünkü Amerika’nın Suriye’ye yeniden müdahil olmasının daha fazla terör ve savaş olduğunu bahsettiğim fetret devrinde farkına varmış olmalıyız. Bir şeyin yokluğu, düzeni olumlu yönde değiştiriyorsa demek ki düzeni bozan sebep, o şeyin varlığıdır. Amerika’nın bir aylığına duraklamaya geçmesi Suriye’de barışın önünü açabiliyorsa, bu demektir ki Suriye’deki savaşın bitmemesinin sebebi Amerika’nın cephedeki etkinliğidir. Başka bir deyişle Amerika Suriye’ye ne kadar müdahil olursa savaş o derecede kızışıyor, ne kadar uzak durursa barış gelme ihtimali o kadar artıyor. 

Fakat bu demek değildir ki süper güç kompleksine düşen Amerika, meydanı Türkiye, Rusya ve İran’a bırakacak. Nitekim en pasif döneminde bile rahat durmadı ve terörü başımızdan eksik etmedi. Mutlaka dışlanmışlığın verdiği kızgınlık ve yeniden oyuna müdahil olmak için takınacağı vahşice davranış ve planlarla kendisini dışarıda bırakanların huzurunu bozmak isteyecektir. Demem o ki yeni terör saldırıları yaptıracak. 

Şu son bilgilere bakın; PKK/YPG’nin ABD’nin koordinesinde başlattığı Rakka operasyonu bahara ertelendi. Musul operasyonu durdu. Koalisyon güçleri El-Bab operasyonuna destek vermiyor. YPG’ye uçaksavar füzesi verilecek. Suriye’de Palmira şehrinde ABD’nin insansız hava aracının rejim güçlerine karşı DAEŞ’e destek verdiğine dair haberler geliyor. YPG’ye ait drone yakalanıyor. DAEŞ’in elinde Amerikan yapımı M4 tüfekleri bulunduğunu ve Amerika’nın DAEŞ’e şu ana kadar 1,5 milyar dolarlık silah sattığı iddiasını da ekleyelim. 

Terör örgütlerindeki bu hareketlilik ve ABD desteği yeni saldırıların işareti olarak görülmeli. Belli ki FETÖ’yü yine kullanacaklar. İçeride PKK’ya saldırılar düzenletecekler. Suriye’de YPG’yi Türk ordusunun üzerine salacaklar. DAEŞ, Rakka’nın kuzeyinde YPG’ye karşı konuşlandırdığı militanlarını El Bab’a kaydırıp Türkiye’ye direnecek. Rusları başka ülkelerde vurmaya devam edecekler. Belki de Moskova’da bombalar patlayacak (Bu satırlar yazılırken bir Rus uçağı düştü).

Bu saldırılar Türkiye’nin pes edip hizaya geleceği beklentisi içinde olanların pes etmesine veyahut Türkiye kaybedinceye kadar devam edecek. Bir karış toprağını bile teröre kaptırmamış, dahası komşu ülkede 2000 km2’lik bir toprağı kontrol edip terör örgütlerinin oyunlarını Suriye’de bile bozan Türkiye kaybeden olamaz. Kaybedenler, dostuna dost (metres) muamelesi yapanlar olacak. Tabii son 25 günün kıymetini bilebilirsek.

 

İbrahim Karataş Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle