Vizesiz Avrupa vaadiyle oy toplamak
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu seçim vaadi olarak üç ay içinde Avrupa’ya vizesiz gitmeyi vaat ederek popülizme başkası adına konuşmayı da ekleyerek kavrama yeni bir seviye atlattı. Eğer amacı oy toplamaksa aklı başında biri böyle bir vaat için oy vermez. Ama akli melekelerini yitirmişse veya ideolojik bağnazsa elbette oyunu verebilir.
Bu tür vaatler hep verilir ama hiçbiri yerine getirilemez. Nitekim CHP de belediye seçimleri için bol keseden traktör, ev, süt vs. sözü verdi ama yapmadı. Belediyeleri yine de aldılar çünkü halk iktidara kızgındı. Ancak belli ki halen hayal satarak oy alacaklarına inanıyorlar. Daha da vahimi, halkı aptal yerine koymalarıdır. Vize meselesinde kimse vizesiz Avrupa’nın kapılarını ne Kılıçdaroğlu’nun ne de başkasının şimdilik açamayacağını bilir. Eğer ki Kılıçdaroğlu bilmiyorsa talip olduğu makamı hak etmediğini ortaya koymuş olur. Yok biliyorsa milletin aklıyla dalga geçtiği için milletin teveccühünden mahrum kalır.
Kılıçdaroğlu’nun neyi bilip neyi bilmediği bir tarafa, AB politikalarını ve Türkiye’nin üyelik serüvenini ve bugüne kadar engelleniş sebeplerini hiç bilmediği ortada. Çünkü herkesin malumudur ki bu ülke 60 yıldır Avrupa’nın kapısında bekletiliyor. Bunun sebebi Ak Partinin iktidarda olması değildir. Ak Parti 20 yıldır iktidarda. Önceki iktidarlar da uğraştı ama Avrupa’yı ikna edemediler.
Etmeleri de zordu. Bir kere Avrupalılar kendileri kurdukları birliğin Yahudi-Hristiyan (Judeo-Christian) bir kültür üzerine inşa edildiğini söylerler. Dolayısıyla Türkiye kültürel olarak Avrupa’ya uymamaktadır. Aslında Avrupa genel olarak laiktir. Türkiye de laikleşerek ortak bir noktada buluşmayı umdu ama yine de kabul görmedi. Şayet Kılıçdaroğlu ve ekibi Türkiye’yi Hristiyanlaştırabilirse umutlanabilir ama bu da mümkün değil. Ama istiyorsa Avrupa’ya böyle bir vaatte bulunabilir. Vizesiz Avrupa ile Türk halkını kandırabileceğine inanıyorsa Hristiyan Türkiye ile de Avrupalıları kandırabileceğine inanmalı.
Öte yandan, Türkiye halen ekonomik olarak Avrupa standartlarına erişmiş değil. Ayrıca devam eden bir ekonomik kriz var. Kapılar açılırsa bir mülteci akını olacak ve iltica edenler sadece Türkler olmayacak. Avrupalılar bu şartlar altında vizesiz seyahati kabul etmeyecek kadar zekidirler. Birileri şimdi çıkıp ekonomik şartlar için Ak Partiyi suçlamak ister. Unutulmamalı ki 2013’te kişi başına gelir 12.000 dolara dayandığında da Avrupa vizesiz seyahati kabul etmemişti. Sonra malum Gezi olayları ve onu takip eden darbeler, afetler oldu ve bu konuma geldik. İyisi mi ekonomik sorunlara hiç girmeyelim çünkü suçlayanın da masum olmadığını ispat edecek çok delilimiz var.
Bu arada vizesiz Avrupa, mültecilerin iadesiyle ilgili anlaşmanın bir şartıydı. Türkiye üstüne düşeni yapmasına rağmen kapılar açılmadı. Çünkü Avrupa anlaşmada olmayan yeni bahaneler öne sürdü. Aslında Türkiye mültecilerin önünü kesmeyerek cevap verebilirdi ama hükümet nedense yapmadı. Halbuki bu koz kullanılabilirdi.
Kaldı ki bir gün AB üyesi olursak bunun sebebi Avrupa’nın güvenliği olacak. NATO için de çok ayak diretmişlerdi. Ne zaman ki Türkiye’nin kendi güvenlikleri için gerekli olduğunu anladılar, o zaman NATO’ya üye yaptılar. Aynı sebep AB üyeliği için de geçerli. Türkiye mülteci kartını iyi kullanamasa da bundan sonra önüne çıkacak fırsat yine bir güvenlik sorunundan kaynaklanacak ve o gün Türkiye’nin kapısına çalacaklardır. Tabii bunun için de Türkiye’nin güçlü bir orduya ve savunma sanayisine sahip olması gerekecek.
Aslında savunma sanayisinde işler iyi gidiyor ve Ak Parti SİHA, jet, tank ve füze videoları çekerek oy toplamaya çalışıyor. Söz konusu ürünler muhakkak halkın dikkatini çekiyor. Ve tabii Avrupa Birliği’nin de. Eğer ileride Ak Parti vizesiz Avrupa için de bir reklam yapıp, “Onu da biz yaptık” derse sürpriz olmaz.







