Ülkesine muhalif muhalefet
15 Temmuz’daki darbe ihanetinden hemen sonra darbecilerin ve azmettiricilerin son çare olarak ekonomiyi çökertmeye çalışacağını yazmıştık. Kredi derecelendirme kuruluşları ve döviz üzerinden bir saldırı yapılacağı aşikârdı. Zaten şer aklın elinde fazla da bir enstrüman bulunmuyor.
Darbe teşebbüslerinde Doların ayrı bir yeri var. 15 Temmuz’da FETÖ teröristlerinin muskası olarak bir dolarlık banknotlar kullanılmıştı (Hillary kurtarıcıları olabiliyorsa dolardan muska yapmaları da doğaldır). Dolar o gün FETÖ’cü askerlerin birbirlerini tanımaları için bir kimlik olarak da kullanılmıştı. Aynı para birkaç ay sonra darbe sürecinin C planını yani ekonomik kriz oluşturmak için kullanılıyor.
Dünya tek kutuplu bir düzenden çok kutuplu bir düzene evriliyor. ABD 1960’da tek başına dünya ekonomisinin % 40’ını elinde bulundururken, şimdi % 16 ile Çin’in arkasından ikinci sıraya gerilemiş durumda. Yeni aktörler ABD’nin gücünü sınırlarken, zayıflayan ABD dünyayı tek başına yönetecek gücü kaybediyor. Trump’ın da emperyal politikalar gütmeyeceği varsayılırsa, ne Amerika’nın ne de Amerikan Dolarının ülkeleri çökertecek bir etkisi olmayacak.
Fakat bizdeki memleket düşmanı muhalefet, seçimle, yüksek (!) zekâlarıyla, çağdaşlık gibi meziyetleriyle yenemedikleri hükümeti Dolardaki artışla devirmenin hayalini kuruyor olmalı ki Cumhurbaşkanına inat Dolarları bozdurmak yerine Dolar alıyor. Ülke ekonomisi çöksün diye Dolar almak hukuken suç olmayabilir ama büyük bir ahlaksızlıktır. Ülkesinin hayrını istemeyen bu güruh bir de utanmadan devlet yönetimine talip oluyor ya. İşte en çok bu durum insana koyuyor.
Eğer halk döviz bozduruyorsa sebebi sadece Cumhurbaşkanının çağrısı değil, aynı zamanda çapulcuların halkla dalga geçen paylaşımlarından tahrik olmasındandır. Onların hali, aynı gemide seyahat ettikleri hasımlarına duydukları haset nedeniyle gemiyi delen yolculara benziyor. Bir anlık kin tatminini geminin batmasına tercih ediyorlar. Yaptıkları siyaset değil, davranış değil, çağdaşlık değil belki tedavisi olmayan bir hastalıktır.
Darbe dediğimiz vaka, bir araba ile duvara çarpıp ağır yaralanmak gibi bir olaydır. Eğer ölmezseniz zamanla iyileşirsiniz. Fakat memleketin kötülüğü için sorun çıkararak gerilemesine yardımcı olmak, ömür boyu katlanmanız gereken bir hastalık gibidir. Bu hastalık sürekli ağrı yaparak bir özür gibi sizin yaşam kalitenizi düşürür. Tıpkı topallamak, şeker hastalığı veya körlük gibi.
İşte Türkiye muhalefeti böyle bir mefhumdur. Ülkesi için iktidara karşı hayırda yarışıp yönetime talip olmak yerine, hayırlara şerlerle engel olmaya çalışıyor. Fakat ne yapsalar fayda etmiyor, etmeyecek. Muhterem bir dostumuzun “Tanınma eşiği” diye bir tabiri var. Dostumuza göre Erdoğan tanınma eşiğini geçti. İnsanlar artık onu tanıyorlar, samimiyetine inanıyorlar ve güveniyorlar. Bu saatten sonra ne dese halk inanır. Dolayısıyla Dolar bahsinde de Erdoğan’ın dövizleri bozdurma çağrısı işe yarayacak ve ekonomik saldırılardan netice alınmayacak.
Teröre destek vermekle de mutlu mesut olamayacaklar. Cumartesi günü vatanı için şehit olan onlarca polisi şehit edenlere ve siyasi uzantılarına da sınırsız destek veren muhalefet değil miydi? Kimisinin belli etmeden ölümlere sevindiğini de bilmiyor değiliz. Hâlâ utanmadan ve terör örgütüne toz kondurmadan devleti suçlama cüretinde bulunuyorlar. Madem doğru yolda olduklarını düşünüyorlar, buyursunlar şehitlerden birinin cenaze namazında saf tutma cesaretinde bulunsunlar. Türkiye’de muhalefet, iktidara değil ülkesine muhaliftir. Kim nasıl düşünürse düşünsün, düşüncem odur ki; böyle azgın bir muhalefetin hakkından ancak bir diktatör gelebilir. Ne var ki bu ülke diktatörlükle yönetilmiyor. Fakat diktatörün yokluğu milli olmayanları hizaya getirmek bağlamında büyük kayıp.







